GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:80
Tarih:09.04.2020

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün burada yeni bir yanlış yapmamanız için sizi uyarmaya çalışıyoruz. On sekiz yıllık AKP iktidarında maalesef muhalefetin, konunun muhataplarının görüşünü ve rızasını almadığınız için yaptığınız yanlışların sayısını hatırlamıyoruz ve bu hatalarınızın sonucunu, ceremesini sadece AKP milletvekilleri veya AKP çekmiyor, bütün ülke çekiyor.

Bakın, değerli arkadaşlar, bugün de bu uyarıları yapıyor ve tarihe not düşüyoruz. Birkaç örnek vermek isterim: Avrupa Birliğiyle imzalanan Geri Kabul Anlaşması 2014 yılında burada AKP milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi. Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği uyum yasalarında bizim avantajımız vatandaşlarımızın Avrupa ülkelerinde vizesiz dolaşım hakkıydı. Ancak o dönemki Cumhuriyet Halk Partisi sözcüleri, Faruk Loğoğlu, Osman Korutürk, Oğuz Oyan, sevgili Mahmut Tanal, Özgür Özel gibi hatiplerimiz çıktılar, "Bu anlaşmayı imzalamayın lütfen, bu anlaşmayı eğer imzalarsanız Türkiye Avrupa Birliğinin mülteci kampına dönüşür, mülteci deposu olur." dediler ama anlatamadık. Değerli arkadaşlar, CHP sözcüleri "Bu anlaşmadaki büyük orantısızlık ancak bir sömürge ülkesi ile sömürgeci ülke arasında olur." dedi, maalesef o kulaklarınız duymadı. Bugün Türkiye sizin o aldığınız karar sonucunda belki yüz yıl, iki yüz yıl çözemeyeceği bir mülteci sorunuyla karşı karşıya; Hatay, Antep, birçok ilimiz maalesef büyük sorunlar yaşıyor. Afganistan'dan gelen insan, Pakistan'dan gelen insan sizin sayenizde Türkiye'de kalıyor değerli arkadaşlar. Eğer bu Geri Dönüş Anlaşması'nı imzalamasaydınız Türkiye bu sorunu yaşamazdı.

Yine, Soma konusunda sevgili Grup Başkan Vekilimiz, o dönemki Manisa Milletvekilimiz Özgür Özel kalktı bu kürsüden dedi ki: "Soma'da cinayetler olacak, Soma'da tedbir alın." dedi ama kalkan ellerinizle komisyon kurulması reddedildi ve 2014 yılında 301 tane fakir fukara çocuğu kaldırdığınız eller sayesinde katledildi.

Yine, değerli arkadaşlar, bir örnek var ki, 12 Eylül 2010 referandumu. Cumhuriyet Halk Partisinin lideri Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekilleri, aydınları "Bu referanduma oy vermeyin, evet çıkmasın, çıkarsa yargı bu cemaatin eline geçer ve o cemaat yarın gelir ne yapar?" dedi ama sizler, ortağınız Pensilvanya'yı yanınıza aldınız, yazarınızı çizerinizi aldınız, basını aldınız "evet" çıktı. Ne oldu? 15 Temmuz gecesi darbe oldu, binlerce yaralı, 250 şehit ve ülkenin kaybolan itibarı.

Değerli arkadaşlar, buradan bir kez daha uyarıyoruz; yapmayın, yapmayın, yapmayın, yapmayın! Bakın, bu Ceza Kanunu'nu yapan sevgili hocalarımız Profesör Doktor Adem Sözüer, Profesör Doktor İzzet Özgenç "Bu yasayla görülmemiş bir ayrımcılık olacaktır." diyor.

Değerli arkadaşlar, buradan konuşmalarınıza bakınca, sizi duyan da dünyanın en demokrat partisi sanar. Gerçek öyle mi? Hayır. Bakın, AKP'nin on sekiz yıllık tarihine bakarsak yargıyı muhalifleri susturmak için bir sopa olarak kullanan, gören bir iktidarla karşı karşıyayız. Yargıyla yüzlerce katliam yapan bir siyasi anlayışla karşı karşıyayız. Örnek verelim, Balyoz, Ergenekon, Oda TV, askerî casusluk davaları bir siyasi katliamdır; sadece askere değil Deniz Kuvvetlerine, Hava Kuvvetlerine yapılmış bir darbedir.

Değerli arkadaşlar, şimdi, o süreç devam etseydi, Balyoz davasından İlker Başbuğ yatmış olsaydı, İlker Başbuğ bu düzenlemeden yararlanamayacaktı. Mehmet Haberal yararlanamayacaktı, Engin Alan yararlanamayacaktı. Değerli arkadaşlar, bunu vicdan kabul etmez, bunu ahlak da kabul etmez. Şimdi, Osman Kavala... Allah aşkına Osman Kavala'yı cezaevinde tutacak bir kanun yazıldı mı? Yazıldı da biz mi okumadık? Değerli arkadaşlar, kanunla, hukukla ilgisi yok, tamamen siyasi bir nedenle içeride.

Bir sorumluluğumu yerine getirmek istiyorum. Geçmişte burada Grup Başkan Vekili olarak görev yapan İdris Baluken'i hangi gerekçelerle cezaevinde tutuyorsunuz? Tamamen siyasi. Diyorlar ki: "Dolmabahçe Mutabakatı."

Arkadaşlar, Dolmabahçe Mutabakatı'nda 3 HDP'li arkadaşımız oturuyordu, 3 de AK PARTİ'den oturuyordu. HDP'den oturanların tamamı cezaevinde, AK PARTİ'den oturanlar nerede? Bir suç varsa o suça sen de ortaksın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Ağbaba.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Yine, Barış Pehlivan'ın, Barış Terkoğlu'nun, Murat Ağırel'in, Hatice Kılınç'ın, Ferhat Çelik'in, Aydın Keser'in tutuklu olduğu bu düzenleme vicdana, ahlaka sığmaz.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bakın, diyorsunuz ya "'Tweet' atan içeride mi?" Hakan Aygün evvelsi gün tutuklandı. Fatih Portakal hakkında soruşturma açıldı. "Benzini boş verin, dünyanın en pahalı cumhurbaşkanı bizde." diyen Bitlisli bir fakire iki yıl dört ay ceza verildi. Bu ülkenin yetiştirdiği Zuhal Olcay'a ceza verildi. Bu ülkenin şehit anası Pakize Akbaba mahkeme salonundan sürüldü. Metin Akpınar'ı, Müjdat Gezen'i adli hükümlerle içeride tuttunuz, yurt dışı yasağı koydunuz.

Şimdi bu değişiklikle Ali İsmail'in katilleri, Ethem Sarısülük'ün katilleri dışarıda olacak, "tweet" atanlar içeride kalacak; Ahmet Altanlar içeride kalacak, mafya babaları dışarıda kalacak; eli silah tutmamış, eli silah görmemiş, ömrü şiddetle mücadeleyle geçmiş insanlar içeride kalacak; bu, kabul edilemez.

Değerli arkadaşlar, diyor ki AKP sözcüsü...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Devamla) - Başkanım, hemen tamamlıyorum.

BAŞKAN - Son sözlerinizi alayım Sayın Ağbaba lütfen.

VELİ AĞBABA (Devamla) - AKP sözcüsü diyor ki: "Bizden FETÖ'ye merhamet beklemeyin." diyor. Ya, arkadaşlar, FETÖ'nün üst düzeyi kalmadı. Ya kaçtı gitti ya da kaçırıldı göz göre göre. Kim? Zekeriya Öz, gözünüzün önünde göz göre göre kaçtı, göz yuma yuma kaçırdınız. Kim var içeride FETÖ'den?

Bakın, o hâkimler, savcılar yok, hepsi etkin pişmanlıktan şimdi dışarıdalar. Kim var biliyor musunuz? Parası olmayan fakir fukara çocukları var, eli silah tutmamış öğretmenler var. Kim var arkadaşlar, kim var? Milletvekili akrabası olmayan fakir fukara çocukları var.

Bakın, fakir fukara çocukları içeride, Meclisi bombalayan, Meclise bomba atan milletvekilinin kardeşi Lahey Büyükelçisi, kardeşi cezaevinde olan birisi bakan. O nedenle bu adalet değil. Bu adalet değil, eli silah tutmamış insanların cezaevinde olması kabul edilemez. Katili, hırsızı dışarıda olacak, Selahattin Demirtaşlar içeride olacak, kabul edilemez. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)