| Konu: | Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 80 |
| Tarih: | 09.04.2020 |
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Teklif, iki yıldır oyalanan, duyguları istismar edilen hükümlü ve hükümlü yakınlarını, hukuk terazisinin yanlış tarttığı tutuklu ve tutuklu yakınlarını hayal kırıklığına uğratmıştır. İnsanları umutlandırdınız, getirdiğiniz bu teklifle de ancak 90 bin civarında hükümlüye kıyak yaptınız. Geri kalan mahkûmların, tutukluların ve ailelerin de duygularıyla oynadınız. Cezaların infazının temel amacı failin yeniden topluma kazandırılması olduğundan, suçun mağduru hayatta olduğu sürece devletin mağdura rağmen suçluyu affetme yetkisinin olmadığının kabulü gerekir. Bu anlamda, devletin ancak kendisine karşı işlenen suçlardan dolayı suçluyu affetme yetkisinin olduğu kabul edilmelidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan defalarca "Eğer bir suç devlete karşı işleniyorsa devletin bunu af yetkisi olabilir fakat şahıslara karşı işleniyorsa bunun af yetkisi devlette değildir." demiştir. Buna rağmen bu teklifle devlet devlete karşı işlenmiş şiddetin ve silahlı saldırının söz konusu olmadığı düşünce suçlarının cezalarında indirim yapmak yerine yine şahıslara karşı işlenen suçların cezasını en azından bir kısmını affetmek yönünde irade ortaya koymaktadır.
Getirilen teklife baktığımızda, teklifin bir şeyler yapmak istemediği hâlde yapmak zorunda bırakılmış olanların psikolojisiyle hazırlandığını düşündürüyor. Yani yapmak istememiş de yaptırmışlar gibi. Böyle olunca da ne yapan memnun olmuş ne de yaptıran. Bu hâliyle muhatap olacak olanlar da memnun kalmayacak. Bu teklifteki en önemli eksiklik ve hatta Anayasa'ya aykırılık tutukluların tamamen kapsam dışında bırakılmış olmasıdır. Bir tarafta cezaları kesinleşmiş hükümlü sıfatına sahip suçluların cezalarında indirim yapılarak cezaevlerinden çıkması sağlanırken suçlulukları henüz kesinleşmemiş tutuklular hiçbir suç ayrımı gözetilmeden tevkifevlerinde tutulmaya devam edilecektir. Bu yapılan tam bir adaletsizlik örneğidir. Öyle ki teklifte cezalarında indirime gidilen suçlarda bile tutukluluk hâli devam edecektir.
Teklifin 53'üncü maddesinde, Covid-19 salgını nedeniyle tüm suçlarda bazı infaz şartlarını sağlayan hükümlülerin geçici süreyle de olsa cezaevinden izinli sayılarak çıkarılması öngörülmektedir. Hal böyleyken bile, yani Coöid-19 salgınına rağmen tutukluların yani suçlulukları mahkeme kararıyla sabit olmamış şahısların ceza ve tevkifevlerinde tutulmakta ısrar edilmesini anlamak ve hukuk adına kabul etmek mümkün değildir. O zaman bu düzenlemeyle ilgili şunu söylemek uygun olacaktır: Bu düzenlemede sergilenen temel anlayış hukukun üstünlüğü ve vicdani olmaktan ziyade siyasi bir bakış açısıdır. Tutukluların kapsam dışında bırakılması, adi suçlardan tutuklu olanlar bir tarafa, günümüzde tutuklamanın genelde siyasi iktidara muhalif olan yazar, çizer, gazeteci, bilim insanı, siyasetçi gibi toplumda karşılık bulmuş kişilere karşı bir sindirme, bir susturma, bir cezalandırma yöntemi olarak benimsenmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Hoşa gitmeyen her söz, hoşa gitmeyen her eylem, hatta her "tweet" terörle ilişkilendirilerek "Örgüt üyesi olmamakla birlikte..." diye başlayan "...örgüte yardım etmek, propagandasını yapmak..." gibi uyduruk nitelemelerle suç sayılarak birçok kişi cezalandırılmaktadır. Bu durumda da yürütmenin herhangi bir yönetim uygulamasını eleştiren siyasiler, gazeteciler, yazarlar, sosyal medya kullanıcısı sade vatandaşlar aynı veya benzer eleştiriyi herhangi bir terör örgütü yaptığında örgütle aynı pozisyona düşmekte, iktidar da bunu fırsata çevirerek yargı eliyle muhalifleri sindirmek için kullanmaktadır. Yani talimatlı yargı, suç olmayan eylemden suç çıkarmakta, iktidar da el ovuşturmaktadır.
Gasptan sahteciliğe, hırsızlıktan dolandırıcılığa, genel ahlaka karşı suçlardan ihaleye fesat karıştırmaya, rüşvetten mafyacılığa kadar çeşitli suçların faillerinin serbest bırakılması için çaba gösterilirken çeşitli yollarla düşüncesini açıklayan bilim insanı, gazeteci, avukat ve sade vatandaşların tutuklu ve hükümlü olarak cezaevlerinde bırakılmasında ısrarcı olmanın mazur görülecek hiçbir tarafı yoktur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Bitirebilir miyim?
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Mesela, geçmişte FETÖ'nün de hedefinde olan Oda TV yazarları, Sözcü gazetesi yazarları, Cumhuriyet gazetesi yazarlarının bugün de hedefte olması; gazeteciler Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Murat Ağırel'in ve diğerlerinin tutuklanması manidardır ve infaz yasası düzenlemesinin Meclis gündeminde olduğu bugün bile serbest bırakılmalarının düşünülmüyor olması iktidarın kafasında hukuksal ve vicdani bir bakışın değil, tam bir kindarlık ve hınç alma güdüsünün hâkim olduğunu göstermektedir. Millî birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde iktidarı aklıselime davet ederek, milletin attığı "tweet"le, yaptığı paylaşımla, söylediği sözle, yazdığı yazıyla uğraşmayı bırakın diyorum ve konuşmamı hak, hukuk, adalet hemen şimdi, olmazsa er ya da geç ama bir gün mutlaka diyerek tamamlıyorum.
Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)