| Konu: | Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Filistin Devleti Hükümeti Arasında Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesi'nin Gazze'de Ortak İşletilmesi ve Devri ile Filistin Vatandaşlarının Tıpta Uzmanlık Eğitimini Türkiye'de Almasına Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 75 |
| Tarih: | 31.03.2020 |
MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Aslında "Gerilmesin ortam." diyorlar, bizim de en büyük arzumuz bu. Olağanüstü şartlarda hepimiz görev yapıyoruz. Bu virüsü herhâlde herhangi bir parti veya herhangi bir kurum ortaya atmadı. Ülkemizin de, dünyanın da karşısında olan bir bela. Ortak akılla doğruyu hep beraber bulmak zorundayız. Buradaki tartışmalardan, buradaki kavgalardan, buradaki eleştirilerden bir kazanan, kaybeden çıkmıyor. Gerçekten olağanüstü bir dönem. Biz, toplumun yaşadıklarını, bize gelen şikâyetleri burada anlatmak durumundayız.
Bakın, esnaflarla konuşuyoruz, esnaflar bizi arıyor, berberler arıyor, restoranlar arıyor, kuaförler arıyor, çay ocakları arıyor; arıyor. Öncelikle şunu söyleyeyim: Ses kaydını Sayın Grup Başkan Vekillerine verebilirim, dün bir kuaförü bir enerji şirketinin müşteri temsilcisi arıyor "Borcunuzdan dolayı uyarıyoruz, elektriğinizi keseceğiz." diyor. Ve kadın diyor ki: "Benim dükkânımı devlet kapattı." Ya, uyarın, elektrik faturasından, su faturasından dolayı esnafı aramasınlar, belediyeler de aramasın.
İki: Biz bunları kapattık. Halk Bankası, esnaf için 25 bin lira kredi desteğiyle ilgili bir kampanya başlattı. Oraya giden esnaflardan "Vergi borcu yoktur." "SGK'ye borcu yoktur." "BAĞ-KUR'a borcu yoktur." yazısı isteniyor.
SALİH CORA (Trabzon) - Yalan.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Doğru.
SALİH CORA (Trabzon) - Yalan, öyle bir şey yok, kesinlikle.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Ya, doğru, yapmayın; isteniyor, yapmayın lütfen.
SALİH CORA (Trabzon) - Ama yalan.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Bakın, burada sakin sakin konuşuyoruz.
SALİH CORA (Trabzon) - Kesinlikle yalan.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Ne olur, lütfen. Biz burada konuşuyoruz. Bakın, lütfen ama...
BAŞKAN - Sayın Cora, lütfen, rica ediyorum...
SALİH CORA (Trabzon) - "Yalan." demeyeyim, yanlış bilgi.
BAŞKAN - Sayın Cora, siz de doğru bilgiyi verirsiniz o zaman.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Yani istiyorlar. İstemiyorlarsa "İstemiyor." dersiniz. Bunu istiyorlar. Allah aşkına, bu ülkede vergi borcu olmayan, BAĞ-KUR'a borcu olmayan esnaf var mı? Olsa neden kredi kullansın bu adam zaten? Ciddi bir sıkıntı.
Şimdi, üçüncü bir durum: Hepimiz gayet evlerimizde oturuyoruz, video paylaşıyoruz, çocuklarımızı da yanımıza almışız "Evde kal Türkiye." Bunu da sosyal medyada paylaşıyoruz. Güzel, evde kalsınlar. Hemen altına bir yorum: "Sizin tuzunuz kuru. Hadi bakalım, benim yerime sen kal." Kim söylüyor bunu? İşçi söylüyor. Kim söylüyor bunu? 65 yaşında bekçilik yapmak zorunda kalan, arabada şalgam satmak zorunda olan insanlar söylüyor. Dün, Cumhurbaşkanı çıkıp bu kampanyayı anlatırken şunu söyleseydi: "Benim 10 milyon işçim için bu parayı topluyorum, orada birikecek, onlar iki ay evde kalacak." deseydi bu tartışma olmazdı. Dokuz yıldır 5 milyon Suriyeliye bakıyoruz ama ne yazık ki 10 milyon işçiye iki ay evde bakamıyoruz biz.
Bakın, bakın, fabrikalara bakın, sabah servisle bu insanlar 2 bin kişinin, 3 bin kişinin çalıştığı fabrikaya gidiyor, orada yemek yiyor, orada ter döküyor, orada giyiniyor, aynı servisle evine tekrar geliyor, nasıl koruyacaksınız bunları? Bunun önlemini almak zorundayız. Biz işçiyi, emekçiyi, sokakta çalışan insanı korumuyorsak hiçbir anlamı yok bunun; bunu kavga için söylemiyorum, inanın söylemiyorum.
"Evde kal." demesi kolay ama evde kalması gereken insanları doyurmak zorundayız; devlet böyle bir şeydir. "Ben evde kaldığım zaman aç kalmayacağım." demeli o işçi, o insan.
Ben çok insan tanıyorum, 65 yaşında mendil satıyor, bekçilik yapıyor, çocuğunu okutmak zorunda, kirada, emekli maaşıyla geçinemiyor, bu imkânları vermek zorundayız. Bu para olmayabilir, üç hafta önce "Bu para yok." diyecekti, bu yardım kampanyası başlayacaktı ve bu sebeple olduğunu, bu sebeple bir fonda biriktiğini anlatacaktık; eğer bunu yapsaydık hiç bu tartışmalar olmazdı, inanın. Yoksa, bakın, insanlar, vatandaşlarımız, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, burada çok güzel bir sınav veriyor: Sokaklar boş, kimse dışarı çıkmıyor, üzerine düşen görevi dört dörtlük yapıyor insanlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Son otuz saniye...
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Bakın, arıyor "Televizyonum yok." diyor, herhangi bir esnafımızı aradığımız zaman -beyaz eşyacı- televizyonunu yolluyor; komşuları kimseyi aç bırakmıyor. Türk toplumu böyle bir toplum, iyi bir sınav veriyor, doğru bir sınav veriyor ama biz de devlet olarak, bu insanlara hep beraber gerekeni yapalım, insanları evde tutalım. Benim söylediğim şey bu ama bunları konuşurken, bunları anlatırken oradan bir laf geldiği zaman, oradan bir laf geldiği zaman gerginlik oluyor.
Biz, bugün, burada en zor koşullarda çalışıyoruz, herkes tehlikede ama biz bu yüzden buradayız, bu tehlikeyi yenmek için buradayız. Ne olur, söylenenleri bir eleştiri, bir hakaret olarak almayın; dinleyelim, tartışalım, doğru yolu hep beraber bulalım.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)