| Konu: | Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanunun Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 71 |
| Tarih: | 19.03.2020 |
CHP GRUBU ADINA MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sözlerimin başında, İdlib'de şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.
İdlib anlaşmasının, Moskova'daki anlaşmanın en yumuşak karnı olan M4 Otoyolu'nun altışar kilometrelik her 2 bölümünün nasıl kontrol altında tutulacağı önemli bir sorundu ve umuyoruz ki bu sorun daha büyük tehlikeler ve daha büyük acılar yaşatmadan bir an evvel çözülür.
Değerli arkadaşlar, yeni aldığım bir bilgiyi Genel Kurulla paylaşmak isterim; o da hidroksiklorokinin yani sıtma tedavisinde kullanılan bir ajanın coronavirüs tedavisinde kullanımına dönük olarak FDA'den yeni bir onay çıktı. FDA, Amerika'daki en üst kuruluş, ilaçlarla ilgili onay verebilen kuruluş. Dolayısıyla bu bir umuttur, bu umudun büyütülmesi gerektiğini düşünüyorum; bunu da sizlerle paylaşmaktan sevinç duyduğumu belirtmeliyim.
Değerli arkadaşlar, altını çizmek istediğim önemli bir nokta: AKP Grubunu bu hafta çok hassas hatta biraz kibirli bulduğumu ifade etmeliyim. Şimdi biz, özellikle coronavirüsle ilgili sakıncaları, gördüğümüz eksiklikleri elbette ifade edeceğiz. Bu kürsü, hep olumlu şeylerin konuşulacağı değil olumlu şeylerin az konuşulacağı ama daha çok eksikliklerin tartışılacağı bir kürsü olmak zorunda. Sözlerime başlarken şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim, bir hekim olarak da söylerim, bir siyasetçi olarak da: Biz, Sağlık Bakanlığının aldığı tedbirleri neredeyse eksiksiz olarak destekliyoruz. Bunlar doğru tedbirlerdir, iyi ki alınmıştır. Burada bir sorun yok ama biz burada her bir eksikliği söylediğimizde siz ellerinizi böyle açıp tepki verirseniz olmaz. Buradan yararlanmaya gayret edin çünkü bu günlük siyasi polemiklerin dışında ve hatta üstünde bir tartışma olmak zorundadır.
Değerli arkadaşlar, uzunca bir süredir diyoruz ki "Testleri az yapıyorsunuz." Az test yapmak az hasta demektir, az hasta demek bir rahatlama demektir, görece bir başarı demektir. Başarıymış gibi zannedersiniz, sanal rakamlarla rahat edersiniz, hatta biraz da övünürsünüz ama sonunda gerçeklik kapınıza gelir ve dayanır. Dolayısıyla Dünya Sağlık Örgütünün dediği gibi "Test yapacaksınız, vakaları bulacaksınız." Test, başından beri çok az yapılmıştır, dünyanın en az test yapan ülkelerinden birisiyiz. Biz bunu eleştiregeldik, nitekim bugün Sayın Bakan test sayılarının artırılacağını söyledi; bugüne kadar 10 bin vaka yapılmış olması asla kabul edilemez, dikkatinizi çekerim. Deniyor ki: "Her defasında söylüyorsunuz, şu, umreden gelenler meselesi..." Evet, umreden gelenler... Kaç kişi geldi umreden? 20 bin kişi geldi. Kaç test yaptınız? 10 bin. Bakın, umreden gelenlere bile daha tam test yapmamışsınız, bu nasıl başarı? Nereden biliyorsunuz onların şu anda taşıyıcı olmadığını? Nasıl emin olabilirsiniz bundan? Olamazsınız. Burada biraz aklı ve bilimi ön plana getirmek zorundayız. Test kiti konusunda şaibeler var, kusura bakmayın. Bakanlık bir kit konusunda ısrarcı olmuştur, niye? İlk başta yerli ve millî kit ısrarı. Evet, kitin ülkemizde üretilmesi bir başarıdır, böyle olsa çok iyi olur, böyle olmuştur ve bizde bundan mutluyuz ama ilk başta yapılması gereken bir an evvel tanı koymak değil midir? Türkiye'de 7 ayrı kit üretilmişken 1 kit üzerinde niye ısrar edilmiştir?
Peki, niye sadece bir merkezde yapılmıştır bu tetkikler? Bunları düşünmek zorunda değil miyiz? Tüm Türkiye'deki tetkikler uzunca bir süre Ankara'ya gelmiştir. Devam edelim; sonrasında sadece Hıfzıssıhhada yapılması kararı alınmış, üniversitelere dahi bu izin verilmemiştir. Yine bugün Sayın Bakan dedi ki: "Evet, bu hakkı nihayet üniversitelere verdik, hatta 2 vakıf üniversitesine de verdik." Niye bu kadar gecikildi, niye bu kadar gecikildi? Bunları konuşmamız gerekmiyor mu arkadaşlar?
Şimdi, daha önce vaka tanımı çok dardı, ben bu kürsüden eleştirmiştim. Vaka tanımı şuydu: Yurt dışına gidenlerle bir şekilde ilişkisi olacak, bir şekilde bulaş alma riski olacak. E, bunu yaparsanız tabii ki sadece yurt dışı bağlantılı kişileri bulursunuz. Sonra Sayın Bakan açıkladı, dedi ki: "47 hastamız var, hepsi de yurt dışı bağlantılı." E, ne bekliyordunuz ki zaten? Yurt dışı bağlantılı olanlara sadece test yaptınız çünkü ama siz vaka tanımını genişletince yani bugün olduğu gibi şüpheli, ateşi olan, halsizliği olan... Olası tanı, olası hasta tanısına geçtikten sonra şimdi göreceksiniz vakaları.
Biz elbette ki Bilim Kurulundaki bilim insanlarıyla görüşüyoruz; Bakanlıktaki arkadaşlarımızın, Sayın Bakanın dâhil ne kadar çalıştığının farkındayız ama şunu da bilin: Türkiye'de şu anda yoğun bakımlarda bir sürü hasta hayatını kaybediyor ve bunların çok büyük bir ihtimalle corona olma riski var. Ben onların coronadan öldüğünü ispatlayamıyorum, söyleyemiyorum evet ama siz de corona olmadığını söyleyemezsiniz. Niye? Çünkü onlara test yapmadınız. Onların çoğu, bakın ölümde teşhis, "Acaba bu corona olabilir mi?" teşhisi tomografik bulgular üzerinden yapılıyor. Zaten, nitekim yine Sayın Bakan bugünkü konuşmasında, Aytaç Yalman'ın testinin negatif geldiğini ama tomografisinin coronaya çok benzediğini, bu nedenle "Acaba corona olabilir mi?" diye testi tekrar ettiklerini söyledi. Yani demek istediğim şey şu: Bizim hazır olmamız lazım.
Şimdi, biz diyoruz ki: Bu salgın geldiği zaman sağlık altyapımız bizim iyi mi? İyidir ama biz en çok sağlık ordumuza güveniyoruz; doktorlarımıza, hemşirelerimize, sağlık çalışanlarımıza, eczacılarımıza güveniyoruz elbette. Onlar isimsiz kahramanlar ve bir destan yazacaklarını ben buradan söyleyebilirim ama o güne kadar, yeterli solunum destek cihazı sağlandı mı acaba? Bunu niye sorgulamıyor bu Meclis? Yani bunu sorgulayınca biz bütün o yapılan çabaları karartmış mı oluyoruz? Bunların üzerinde durmamız gerekmez mi?
Şimdi, maske reçeteye bağlandı. Bu, beni rahatsız ediyor.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Hangi maske?
MURAT EMİR (Devamla) - N95 standardındaki maskeler şu anda reçeteye bağlandı arkadaşlar. Siz bulabiliyor musunuz bilmiyorum ama ben bulamıyorum. Kimse bulamıyor bunları, sağlıkçıların bile yok. Yeteri kadar tulum yok, yeteri kadar maske yok. Yeteri kadar ilaç var mı? Bilmiyoruz. Çünkü henüz daha on binlerce hasta akını olmadı. Dezenfektanda çuvallamadık mı? Karantinaların bir bölümünde çuvallamadık mı?
Mesela, bir sorun daha, dikkatinizi çekerim. 33 askerimizin şehit edildiği gece büyük bir askerî deha, büyük bir stratejik deha olarak mültecileri sınıra yığma buluşunu buldunuz; akla zarar. Yani Rusya, geliyor, sizin askerinizin tepesine bomba atıyor, şehit ediyor bizim askerlerimizi, sizin vere vere misilleme olarak aklınıza gelen, insanları Pazarkule Kapısı'na yığmak. Ne oldu oradaki insanlar? Ne yapıyorlar şimdi? Neredeler? Onları geri getirdiniz. Çünkü o yanlıştı arkadaşlar, yanlıştı ve sürdüremediniz.
Şimdi, peki, orada yüz binin üzerinde... Hatta, Soylu söylüyordu "İşte, sular azalınca göreceksiniz; daha bu bir başlangıç." diyordu. Bakın, sular azalsa da hiçbir şey fark etmiyor, yanlış hesap Bağdat'tan dönüyor ve şimdi, oradaki insanların, o koşullarda yaşamak zorunda kalan insanların şimdi nerede, nasıl ve hangi sağlık koşullarında tutulduğundan haberdar mıyız? Peki, bunlara corona testi yapıldı mı? Ya, şimdi, bunlar varken nasıl biz rahat edeceğiz? Bunları burada konuşmayacaksak nerede konuşacağız? Elbette ki konuşmamız lazım.
Şimdi, inanamadım, Sayın Bakan sağlık çalışanlarına buradan alkış istiyor yani trajikomik. Biz, Sağlık Bakanından sağlık çalışanlarının sorununun çözümünü istiyoruz, o, bizden onlar için alkış istiyor. Alkış işi kolay, elbette ki alkışlarız, sağlık çalışanlarımız alkışı elbette hak ediyorlar ama yapılması gereken bu mudur?
Bakın, "sağlıkta şiddet yasası" diye diye dilimizde tüy bitti, kulağınızın üstüne yattınız. Sağlıkta şiddet bitmek bilmiyor. Şimdi, bunu yapmak varken, sağlık çalışanlarının özlük haklarını düzeltmek varken, sağlık çalışanlarının şu anda ihtiyaç duyduğu en temel sağlık malzemelerini olması gerektiği kadar hazırlamak varken siz, her şey rahat, her şeyi hallettik rahatlığındasınız; bunu anlamak mümkün değil. Yapılanları takdir ederiz ama bu eksiklikleri de yüce Meclisin, sizin görmeniz lazım. Bu sanal başarı hikâyelerine, bu erken havaya girmelere gerek yok.
Umuyorum ki biz, coronavirüs salgınından İtalya'dan çok daha başarılı çıkacağız, hep beraber çıkacağız, bütün millet olarak çıkacağız, sağlık çalışanlarımızın kahramanlığıyla çıkacağız ve buradan da umuyorum ki tekrar bir karşılıklı nezaket, anlayış, ortak akıl, akla ve bilime inancımızı büyüterek çıkacağız.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.