GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Kırk dokuz yıl önce 12 Mart askerî darbesinin demokrasi ve özgürlük isteyenlere, işçilere, emekçilere, aydınlara ve gençlere yönelik önemli bir kıyım dönemini başlattığına, iktidarın seçilmişlere, seçmen iradesine ve sandık hukukuna yargı eliyle darbe yapmaktan uzak durmadığına, her türlü darbe girişimine ve darbeye karşı olduklarına, Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki "Saha Araştırması" başlıklı araştırmasına göre Kürt coğrafyasında işsizliğin, işsiz sayısının, enflasyon oranının, sosyal ve ekonomik sorunların çok daha güçlü şekilde hissedildiğine, Diyarbakır Tabip Odası tarafından her yıl verilen Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü'nün bu yıl Kadir İnanır ile Barış Annelerine layık görüldüğüne ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:68
Tarih:12.03.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, evet, bundan kırk dokuz yıl önce Türkiye için demokrasiye, adalete, hukuka, özgürlüklere vurulan darbeleri hatırlatan önemli bir tarihtir 12 Mart 1971. Kırk dokuz yıl önce 12 Mart askerî darbesi, demokrasi ve özgürlük isteyenlere, işçilere, emekçilere, aydınlara ve gençlere, toplumun tamamına yönelik önemli bir kıyım dönemini başlattı. Ne yazık ki bu Meclis, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ı idam sehpasına götüren kararı aldı. Binlerce akademisyen, aydın, öğrenci tutuklandı ve toplumsal adalet isteyen muhalefetin sesi susturuldu.

12 Mart 1971 darbesinin esas lafı "Demokrasinin üzerine şal örtüyoruz." lafıydı. Bu, tarihimize geçmiş bir laftır ve demokrasinin üzerine şal örtmeye kalkışan kim olursa olsun o, demokrasiye, adalete, hukuka ve özgürlüklere karşıdır. Bunu o zamandan beri de çok iyi biliyoruz. 12 Mart 1971 darbesi, aynı zamanda 12 Eylül darbesinin hazırlayıcısı olmuştur.

Daha sonra -darbeler tarihimiz bitmedi elbette- 28 Şubat, en son 15 Temmuz darbe girişimi. Bunlar devam etti ama ne yazık ki bu iktidar da demokratik siyasete darbe vurma anlayışından uzak durmamaktadır ve seçilmişlere -ister milletvekili olsun ister belediye başkanı olsun- seçmen iradesine ve sandık hukukuna yönelik, yargı eliyle darbe yapmaktan uzak durmamıştır. Biz, her türlü darbe girişimine ve darbeye karşı olduk ve bundan sonra da karşı olmayı kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.

Dün işsizlikle ilgili konuşma yapmıştım ve 2019'daki resmî işsiz sayısının 918 bin arttığına ve 4 milyon 400 bin kişiye ulaştığına değinmiştim ve geniş işsizlik rakamının çok daha yüksek olduğunu söylemiştim. Biraz araştırmalara baktığımızda...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sosyo Politik Saha Araştırmalar Merkezinin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki "Saha Araştırması" başlıklı araştırmasına baktığımızda esas itibarıyla Kürt coğrafyasında hem işsizliğin, işsiz sayısının hem enflasyon oranının hem de sosyal ve ekonomik sorunların çok daha güçlü şekilde hissedildiğini ve yaşandığını görüyoruz.

Baktığımızda, Kürt kadınlarının yüzde 87'sinin ücret getiren herhangi bir işte çalışmadığı tespit edilmiş. Bu araştırmaya katılanların yüzde 65,6'sı ev içi ücretsiz işçi kadınlarda ve yüzde 9,9'u sadece iş arıyor görünüyor. Yine bu ankette belirtilen gelir beyanına göre katılımcıların yüzde 63'ünün TÜİK verilerine göre açlık-yoksulluk limiti içinde sayılan 0-2.000 Türk lirası arası hane gelirine sahip olduğu belli oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Kürt çocukları kronik açlıkla karşı karşıya. Özellikle ocak ayında Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesinin yaptırdığı araştırma sonuçları bunu gösteriyor ve oradaki daire başkanı diyor ki: "Çocuklar yetersiz besleniyor. Böyle bir durum Türkiye'nin batısında da Avrupa'da da yok." Bu ifade kendi ifadesi.

Enflasyon, dediğim gibi, Van, Muş, Bitlis, Hakkâri, Urfa, Diyarbakır, Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan'da çok yüksek oranlarda, Türkiye'nin çok yüksek oranlarında seyrediyor ve işsizlik de batıyla karşılaştırdığımızda neredeyse 1'e 2 oranında daha fazla görünüyor. Bu, büyük bir eşitsizlik elbette. Bunu bir kez daha vurgulamak istedim.

Son olarak, Diyarbakır Tabip Odasının 14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında 1996 yılından bu yana verdiği Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü'nün bu yıl Kadir İnanır'a ve Barış Annelerine verildiğini duyduk.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayalım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.

Özellikle Barış Anneleri beyaz tülbentleriyle barış ve demokrasi mücadelesinin bayrağı hâline gelmişlerdir. Kadir İnanır da tüm baskılara rağmen barış talebini dile getirmekten imtina etmemiştir, gerek sanat hayatı gerek entelektüel ve aydın duruşuyla Türkiye toplumu içerisinde önemli bir isim olarak "barış" vurgusunu her fırsatta dile getirmiştir. Kendisi ödül törenine katılamadı ama bir mesaj gönderdi ve dedi ki: "Dünyanın en güzel ülkesi Türkiye'mizde toplumsal beraberliği uzlaşarak güçlendirip cepheleşmelere son vereceğiz, mutlulukları yakalamaya yemin ederek özgürlük ve demokrasiyi inşa edeceğiz. Büyük barışı mutlaka kuracağız, mutlaka kuracağız çünkü başka çaremiz yoktur." Kendisine buradan saygılarımızı gönderiyoruz.

Teşekkür ediyorum.