GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: İlaçlara yapılacak yüzde 12 zammın hem hastalar hem de emekçiler açısından son derece vahim bir durum olduğuna, Türk Eczacıları Birliğinin birçok ilacın geri ödeme listesinden çıkarılacağı ve muadil ilaçlarda geri ödeme payının düşürüleceği yönündeki açıklamasına, hastalarını ve yurttaşlarını müşteri olarak gören sağlık anlayışının vardığı bu noktanın kabul edilemez olduğuna, Mardin Büyükşehir Belediyesine kayyum olarak atanan Mustafa Yaman'ın yaptıklarının saymakla bitmeyeceğine ve Giresun, Kırklareli, Balıkesir Valiliği yaptığı dönemde de ciddi sorunlar yaşandığına, beraat eden Osman Kavala'nın gözaltına alındığına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Bir manevrayla beraat ettirmeye çalıştılar." ifadesinin yargıya müdahale olduğuna, kuvvetler ayrılığının kalmadığına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:58
Tarih:19.02.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın vekiller; önce, sağlık politikası ve buna bağlı olarak ilaç sektöründeki gelişmelerle ilgili birkaç söz söylemek istiyorum. Biliyorsunuz, bugünden itibaren ilaçlara yüzde 12 zam yapılacak ve bu, son derece vahim bir durum yani hem hastalar açısından hem emekliler, emekçiler açısından son derece vahim bir durumla karşı karşıyayız.

Türk Eczacıları Birliği geçen hafta bir açıklama yapmıştı, o açıklamasında da Sosyal Güvenlik Kurumunun yaklaşık 130 ilacı geri ödeme listesinden çıkarmayı düşündüğünü ifade etmişti; ayrıca, eş değer ilaca Sosyal Güvenlik Kurumunun ödediği farkın da yüzde 10'dan yüzde 5'e çekileceğini belirtmişti. Bir ilacın geri ödeme listesinden çıkarılması demek, sosyal güvencesi olan hastaların bile ilaç parasını cebinden ödemesi anlamına geliyor. Özellikle ücretli çalışanlar açısından, emekçiler, işçiler açısından, emekliler açısından bu son derece vahim bir durumu gösteriyor. Hangi ilaçlar geri ödeme kapsamında olduğu, hangilerinin olmadığı bile tam olarak bilinmiyor çünkü listeler Sağlık Bakanlığı tarafından sürekli olarak keyfî bir biçimde değiştiriliyor. Bu konuda sıkıntılar çok büyük ve özellikle Sağlıkta Dönüşüm Programı başladığından beri finansman sıkıntısı yaşandıkça bazı ilaçlar ödeme kapsamından çıkarılıyor. İşte, hastalarını ve yurttaşlarını müşteri olarak gören sağlık anlayışının varacağı nokta budur. Bu, kabul edilebilir bir durum değildir, bir kere bunu vurgulamış olalım.

İkinci değinmek istediğim konu şu: Efendim, biliyorsunuz, Mardin'de bir kayyum var, Mustafa Yaman, vakaları saymakla bitmeyen bir kişi. En son, Mardin Büyükşehir Başakspor ve Giresun'dan gelen Görele Belediye Spor takımlarının geçen pazar günü Mardin'de karşılaşmalarını izlerken bir olay yarattı; sahaya indi, rakip takım oyuncularının, hakemlerin ve teknik ekibin üzerine yürüdü, hakaretler yağdırdı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İşte tabii, oyuna kısa bir süre ara verildi. İlginç olan, rakip takımın teknik direktörü ve eşinin Yaman'ın talimatıyla gözaltına alınması. Eşinin gözaltına alınma nedeni de kendisinin sahaya indiği sırada yaptıklarını telefonuyla çekmiş olması esas itibarıyla, görüntüleri silmesi için kendisine baskı yapıldı.

Tabii, burada teknik direktörün ifade ettiği bir cümle var, ona da değinmek istiyorum. Teknik direktör diyor ki: "Biz, güvenli olduğu için eşimi tribünde, Valinin hemen arka sırasına oturttuk." Tabii, Giresun'dan gelince belki bilememiş olabilir arkadaşlar; Mardin'de valinin arkası değil, halkın içi güvenli olandır. Çünkü bu Mardin Valisi olan ve kayyum olarak atanmış olan Mustafa Yaman'ın yaptıkları gerçekten saymakla bitmez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - En son, Kent AŞ'nin başına yeğeni Yunus Emre Akça'yı getirdi ama Yunus Emre Akça nerede yaşıyor? İzmir'de yaşıyor, "home office" çalışması yapıyormuş. Daha evvel de aynı kişi Belediyede görevlendirilmişti ve Belediyenin Destek Hizmetleri Daire Başkan Vekili olarak atanmıştı. Bu bir istismar, bunu bir kenara bırakalım. Şimdi, bu savunulan ve "Çok önemlidir." diye ikinci defa atadığınız kayyumdan söz ediyorum, İçişleri Bakanının atadığı kayyumdan.

Bakın, bunun yaptıklarını tekrar hatırlatmak istiyorum; iktidar bunu savunuyor, bu kişiyi savunuyor iktidar: Bu kişi 2009'da Dersim'de beyaz eşya ve mobilya dağıttı seçim rüşveti olarak, ceza aldı. Bu kişi Giresun'da Valilik yaptığı sırada, şu anda FETÖ'den hapiste olan Mehmet Baransu'nun yayınladığı "Mösyö" kitabını satın alarak halka dağıttı ve çok ciddi tepki topladı. Bu kişi Kırklareli'de Valiliğe atandı, çok ciddi sorunlar yaşadı. Balıkesir'de Valilik yaptı, o zaman Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı olan Adalet ve Kalkınma Partili Edip Uğur'la sorun yaşadı ve Edip Uğur -bu kişi Balıkesir Valiliği yaptığı sırada- bu kişi hakkında dedi ki: "Nitelikli dolandırıcılık yapan ve yatırımları sabote eden bir kişidir."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum efendim.

Aynı kişi Ankara'da bir ev satın aldı, büyük bir rezalet ortaya çıkardı; detayları bende var, istenirse onları da anlatırım. Yani neden bunları söylüyorum? En son da İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı ve diğer bazı siyasetçilerle ilgili faturalar düzenlediği ortaya çıktı, hediye aldığı yüz binlerce liralık faturalar ortaya çıktı, fotoğraflar ortaya çıktı ve bu fotoğrafların ve faturaların karşılığında bu kişi hakkında herhangi bir işlem yapılmadı. Yani yolsuzluk, usulsüzlük, yanlış harcama, hırsızlık, her türlü şey Mardin Belediyesi içinde geçerli hâle geldi. Bunu bir kez daha dile getirmiş olalım.

Efendim, son olarak bir konuya değinmek istiyorum, hukukla ilgili olduğu için bunu konuşmadan yapamıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Oluç, bir dakika daha ilave ediyorum, toparlayalım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamam, teşekkür ederim.

Osman Kavala, biliyorsunuz, dün beraat etti ve tahliyesi bekleniyordu ama tahliye edilmedi, şu anda gözaltında, sorgusu sürüyor. Bunun sonucunu bekleyeceğiz fakat ben Osman Kavala'nın tahliyesiyle ilgili, söylemekten öte, bir noktaya değinmek istiyorum. Şimdi, bakın, Cumhurbaşkanı bugün konuşmasında "Bir manevrayla beraat ettirmeye çalıştılar." dedi. Yargıya müdahale... Daha önce demişti ki: "Yargıya gerekli talimatları verdik." Yine Cumhurbaşkanı bunu söylemişti. Yargıya müdahale... Daha önce Selahattin Demirtaş konusu olduğunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı gelince demiştir ki: "Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz." Yargıya müdahale... Yine Selahattin Demirtaş hakkında dedi ki: "Bırakamayız." Yargıya müdahale...

Şimdi, Cumhurbaşkanı, yürütmenin başı, her an, her gün, her saat yargıya direktif veriyor ve müdahale ediyor. Kuvvetler ayrılığı kalmamıştır. İşte, tek kişi yönetimi budur. Bunu da bir kez daha vurguluyoruz.