| Konu: | Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk ve Mazıdağı Belediye Eş Başkanı Necla Yıldırım hakkında beraat kararı verilmesinin kayyum atamalarının keyfî ve hukuksuz olduğunun göstergesi olduğuna, Dil, Kültür ve Sanat Araştırmaları Derneği Eş Başkanı ve eğitmenlerinin, HDP Cizre İlçe Eş Başkanı ile İlçe Seçim Kurulu üyesinin kendilerine isnat edilen iddialardan beraat ettiği gibi Van Milletvekili Murat Sarısaç'a ait aracın önü kesilerek gözaltına alınan HDP Parti Meclisi Üyesi Yunus Durdu'nun da serbest bırakılacağına, Türkiye İnsan Hakları Vakfının yayımladığı rapora, Gezi Parkı davasıyla ilgili beraat kararına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 57 |
| Tarih: | 18.02.2020 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, 19 Ağustos kayyum atamaları başladığında İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırılan ve yerlerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk ve Mazıdağı Belediye Eş Başkanı Necla Yıldırım örgüt propagandası yapmak iddiasıyla yargılandıkları davadan geçtiğimiz günlerde beraat ettiler. Ahmet Türk'ün yargılandığı bu dosya hem birinci hem ikinci kayyum atamasında gerekçe olarak gösterilen dosyaydı, şimdi beraat ettiler.
Aslında bu beraat kararı kayyum atamalarının ne kadar keyfî ve hukuksuz olduğunu gösteren çok net bir sonuçtur diye düşünüyoruz çünkü biz hep burada söyledik, söylemeye de devam edeceğiz, 31 Mart seçimlerinden sonra belediyelerimize atanan kayyumlar sonucunda çok ciddi bir hak ihlali gerçekleşmiştir ve bir irade gasbı gerçekleşmiştir. Hiçbir belediye eş başkanımız -31 Marttan sonra yerlerine kayyum atanan, görevlerinden uzaklaştırılan 32 belediye eş başkanımızla ilgili söylüyorum- belediye faaliyetleri nedeniyle bir suç işlememişlerdir ve dosyalarında, hiçbirinin dosyasında da böyle bir iddia yoktur. Ahmet Türk'ün beraati bunu bir kez daha bize göstermiştir.
İkinci konu, yine bir beraatle ilgili bir şey söyleyeceğim. Van'da örgüt üyeliği iddiasıyla tutuklanan Dil, Kültür ve Sanat Araştırmaları Derneği (DİSA-DER) Eş Başkanları ve eğitmenlerinin de arasında olduğu 7 kişi beraat etti. Neydi isnat edilen iddia? "Küçük yaştaki çocuklara -bunlar eğitim öncesi- hiçbir resmî izin olmaksızın 'okul öncesi eğitim' adı altında örgütün ideolojik eğitimini vermeye çalıştılar." diye bir iddia vardı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edelim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Mahkeme küçük çocukların bilgisine başvuruyor ve soruyor, diyorlar ki: "Öğretmenleriniz size ne anlatıyor, polis ve askerle ilgili bir şey anlatıyorlar mı?" Çocuklar cevap veriyor: "Abeceyi öğretiyorlar, sayıları öğretiyorlar, bunun dışında bir şey anlatmıyorlar." diyorlar ve sonunda mahkeme beraat kararı veriyor eğitimcilerle ilgili ve örgüte eleman kazandırdıklarına ilişkin dosya kapsamında bir delil elde edilemediğini söylüyor. Örgüte eleman kazandırma, bu ilkokul öncesindeki küçük çocuklardan bahsediyorum.
Bir kez daha tabii, biz hep söylüyoruz, söylemeye de devam edeceğiz: Kürtçe eğitimin engellenmesi... Kursların açılmasının, dil öğrenmenin ve öğretmenin suç olmadığını her seferinde söylemeye devam edeceğiz. Bu da ne kadar mesnetsiz bir iddianame ortaya konduğunu gösteren ikinci örnek.
Bir üçüncüsü daha var, 31 Mart yerel seçimleri kampanyası sırasında...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edelim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - ...Cizre ilçe örgütümüz tarafından ilçedeki billboardlara bir pankart asılmıştı ve o pankartta diyordu ki: "..."(x) "Özgürlük kendini yönetmekle başlar." Şimdi, bunun çevirisini yanlış yaptılar, afişleri toplattılar. Afişleri toplatmakla kalmadılar, Cizre İlçe Eş Başkanımız ve İlçe Seçim Kurulu üyemiz hakkında dava açtılar "Suçu ve suçluyu övmek." diye ve bunun sonunda çevirinin yanlış yapıldığına, aslında orada bir suç unsuru olmadığına, afişte işlenmiş bir suçun veya suçlunun övülmesi, kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlike yaratılmasının söz konusu olmadığına karar verdi mahkeme, bunlar da beraat ettiler. Şimdi, bu örnekleri yeni yaşandığı için söyledim.
Geçtiğimiz günlerde bir başka şey daha yaşandı: Bizim Van Milletvekilimiz Murat Sarısaç, birkaç gün boyunca plakasız bir araçla şüpheli şahıslar tarafından takip edildi; kendisi bize bildirdi, görüntü almaya çalıştı bu şahıslardan.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum.
Şahıslar elleriyle yüzlerini kapattılar, uzaklaştılar vesaire ve sonunda, Murat Sarısaç'ın yanında faaliyet sürdüren, merkez yürütme kurulumuz tarafından görevlendirilmiş parti meclisi üyemiz Yunus Durdu'yu gözaltına aldılar. Yunus Durdu daha önce de geçtiğimiz ekim ayında iki kere gözaltına alınmış ve ikisinde de serbest bırakılmış bir arkadaşımızdı, şimdi yine gözaltına aldılar. Anadolu Ajansı -iktidarın borazanı- bir haber servis etti hemen "Terörist, HDP'li vekilin evinde yakalandı." filan diye. Şimdi, tabii, bu haber servis edildikten sonra da Yunus Durdu'yu tutukladılar. Şimdi bunu niye söylüyorum? Bu da Van'da oldu ve bir süre sonra, Yunus Durdu serbest bırakıldığı zaman ortaya çıkacak ki aslında bu iddialar boş iddialardı, bizim parti meclisimiz Van'da parti faaliyetimizi sürdürüyor, kongremiz için hazırlık yapıyordu. Bu örnekleri bunun için anlattım aslında.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum efendim.
Şimdi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı geçtiğimiz gün bir rapor yayımladı ve o raporda diyor ki: "1 Ocak 2019 ile 31 Ocak 2020 tarihleri arasında, en kısası iki, en uzunu üç yüz doksan beş gün süreyle olmak üzere alınan eylem ve etkinlik yasakları sonucunda 21 il ve 1 ilçede yaşayan yaklaşık 25 milyon insan etkilendi." Şimdi dökümünü uzun uzun yapmayacağım fakat dikkat çeken bir konu var: Bu yasaklar içinde en öne çıkan il hangisi? Van. Van'da 21 Kasım 2016'dan bu yana her türlü eylem ve etkinlik yasağı kesintisiz biçimde uygulanmış. Yani bir tür sıkıyönetim ilan edilmiş sürekli bir biçimde. Şimdi, dolayısıyla, Van böyle bir yer, buna işaret etmek istemiştim.
Son olarak, bir cümle de Gezi davasıyla ilgili söylemek istiyorum. Biraz evvel Gezi davası sonuçlandı. Burada, haftalardır, aylardır tartıştığımız, çok hararetli tartışmaların olduğu Gezi davasında beraat ve tahliye çıktı. Osman Kavala başta olmak üzere bütün yargılananlara "Geçmiş olsun." diyorum ve bizim Gezi davasıyla ilgili söylediklerimizin ne kadar haklı ve doğru olduğu mahkeme heyeti tarafından da kabul edilmiş oldu. Bunu da vurgulamak istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)