| Konu: | Van ili Bahçesaray ilçesinde önce seyir hâlindeki minibüsün daha sonra da arama çalışmalarına katılan kurtarma ekibinin üzerine çığ düşmesi sonucu hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet dilediklerine, depremden sonra en fazla can kaybının çığ felaketlerinde yaşandığına, Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşma sonrası Yüksekova Belediye Eş Başkanı Remziye Yaşar hakkında verilen tahliye kararının savcılığın itirazı üzerine reddedilmesine ilişkin Adalet Bakanlığının mı yoksa İçişleri Bakanlığının mı müdahalesinin söz konusu olduğunu öğrenmek istediklerine, Gezi eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle başından vurularak hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın ölümüne ilişkin açılan davanın duruşmasına, Karaman ili Kazımkarabekir ilçesi Karalgazi ve Mesudiye köylerinde açılan taş ocakları ile mermer ocaklarının doğayı ve doğal yaşamı tahrip etmesiyle yaşanılan mağduriyete ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 52 |
| Tarih: | 05.02.2020 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın vekiller; önce Van Bahçesaray'da yaşanan çığ felaketi hakkında konuşmak istiyorum. Dün, seyir hâlindeki bir minibüsün üzerine çığ düşmesi sonucunda 5 yurttaşımız hayatını kaybetti, 7 kişi yaralı olarak çığ altından çıkarıldı, 2 yurttaşımıza ise hâlen ulaşılamadı. Yine, birkaç saat önce de bu çalışmayı yapan kurtarma ekiplerinin üzerine çığ düştü. Ne yazık ki 8 kişinin öldüğü haberi geldi. Şu anda tam sayı bilinemese de 15 civarında insanımızın da çığ altında bulunduğuna dair bilgiler geliyor. Çalışmalar devam ediyor. Öncelikle, yaşamını yitiren bütün yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz, yakınlarına ve halkımıza başsağlığı ve sabır diliyoruz ve elbette, hastanede tedavisi süren yurttaşlarımıza da acil şifalar diliyoruz.
Çığ felaketleri Türkiye'de can almaya devam ediyor ve baktığımızda, aslında, depremden sonra en fazla can kaybının çığ felaketlerinde yaşanmakta olduğunu görüyoruz.
İkinci olarak değinmek istediğim konu, Yüksekova Belediye Eş Başkanımız hakkındadır. 15 Ekim 2019'da Ankara'da gözaltına alınarak tutuklanan Yüksekova Belediye Eş Başkanımız Remziye Yaşar'ın -biliyorsunuz kayyum atandı Yüksekova'da da- dün Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşma sonrası adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verildi fakat biz sevindik mi buna? Hayır, sevinmedik çünkü uygulamayı biliyoruz. Nitekim, aradan üç saat geçti, savcılık itiraz etti bu tahliyeye ve bu itirazı değerlendiren 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararında direndi. Kararında direnince ne oldu? Savcılık makamı, bir üst mahkeme olan ayarlanmış 2. Ağır Ceza Mahkemesine gitti aynı itirazla...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Başkan.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - ...ve gece yarısı apar topar toplanan mahkeme heyeti, savcılığın bu talebini değerlendirerek Remziye Yaşar'ın tahliyesine yapılan itirazı kabul etti ve Yüksekova Belediye Eş Başkanımız Remziye Yaşar'ın tahliye kararını reddetti. Bu ilk defa başımıza gelmiyor. Tahliye kararı veriyor mahkemeler, savcılık itiraz ediyor, savcılığın itirazından sonra bir üst mahkeme alelacele toplatılıyor, bir yerden bulunuyor getiriliyor insanlar ve bu savcılığın itiraz kararları kabul edilerek arkadaşlarımız yine cezaevinde tutuluyor. Bir usul, bir âdet hâline getirdiler bunu.
Bizim merak ettiğimiz ve vurgulamak istediğimiz konu esasen şudur: Savcılık ile tahliye kararı arasında geçen zaman süresince kim müdahale ediyor? Adalet Bakanlığı mı müdahale ediyor savcılıklara ve bu tahliye kararlarını durdurup tekrar insanların cezaevinde rehin tutulmasına karar verdiriyor yoksa İçişleri Bakanlığı mı müdahale ediyor kayyum atadığı yerlerdeki bu hukuksuz kayyum atamalarının ortaya çıkmaması için?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Aslında hukuksuz bir şekilde rehin tutulan belediye eş başkanlarının içeride rehin tutulmaya devam edilmesi için İçişleri Bakanlığı mı müdahale ediyor bu mahkemelere? Aslında bunu merak ediyoruz. Ortaya çok kolay çıkarılmayacağını biliyoruz elbette. Ama gün gelecek elbette ki birileri, bu hukuksuzlukları yapan birilerinin vicdanları sızlayacak ve konuşmaya başlayacaklar. O zaman, bu hukuksuzlukların arkasında kimlerin durduğunu hep beraber anlayacağız, öğreneceğiz.
Efendim, üçüncü değinmek istediğim konu, yine, bir duruşma, Berkin Elvan duruşması. Berkin Elvan, 2013'te Gezi eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle başından vurulan ve iki yüz altmış dokuz gün boyunca verdiği yaşam mücadelesini 11 Mart 2014'te kaybeden genç bir insan. 14 yaşında, evinden ekmek almak için çıkmıştı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Başkan.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Berkin Elvan'ın öldürülmesinin ardından altı yıl geçti ve altı yıldır bu davada Berkin Elvan'ın ailesi adalet arıyor ama hâlâ iş sürüncemede. O günden bu yana hiçbir kolluk mensubu tutuklanmadı. Mahkeme sanık polisin kusurunun araştırılmasını istedi ve Jandarma, Berkin'i kendi ölümünde tali kusurlu olarak buldu. Nasıl oluyorsa bu "tali kusurlu" olmak? 24 Ocak 2020'de mahkemeye gönderilen bilirkişi raporunda bu yazıldı ve bunu kabul eden, böyle bir bilirkişi raporunu kabul eden yargının ise hiçbir şekilde vicdan azabı çekmediğini de görüyoruz.
Şimdi, yargı sisteminin sorunuyla karşı karşıyayız. Mahkeme salonunda Gezi döneminde şiddet görmüş ve öldürülmüş Ali İsmail Korkmaz'ın ve Ethem Sarısülük'ün anneleri de mahkeme salonundaydı ve Berkin Elvan'ın annesiyle dayanışma içindeydiler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum.
Öyle duyarsız bir mahkeme heyetiyle karşı karşıyayız ki bir sonraki duruşmayı Berkin Elvan'ın ölüm tarihine erteliyor; böyle bir mahkeme heyeti, itirazlar üzerine tarihi değiştiriyor. Yani altı yıldır görülen bu davada adaletin sağlanmasını beklemiyoruz ama bir sonucun alınması gerekiyor artık bir an evvel. Bunu da vurgulamış olalım.
Son bir noktaya değinmek istiyorum: Karaman'dan yurttaşlarımız gelmişti, ziyaret ettiler ve köylerine yapılan taş ve mermer ocağının hem doğayı hem oradaki doğal yaşamı hem de kendilerinin tarımla ilgili attıkları adımları ne kadar tahrip ettiğine dair bilgi verdiler. Karaman ili Kazımkarabekir ilçesi Karalgazi ve Mesudiye köyleri ve civar köylerdeki taş ocaklarına ilişkin eleştirilerini ifade ettiler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayınız.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.
Adı geçen köylerde 10 binlerce dekar tarım arazisi var, son derece verimli araziler; orada elma, domates, arpa, buğday, mısır üretimi yapılabiliyor. Sadece Karalgazi köyünde bin adet küçükbaş hayvan bulunuyor ve bu hayvanlar köylerin meralarında, tepelerinde otlatılıyor. Bu yapılan taş ocakları ve mermer ocaklarıyla ilgili ÇED raporları alınamamış vaziyette ve bu arazi yolları, araziler aslında mermer ocakları ve taş ocaklarıyla beraber tahrip edilir durumda. Şikâyetlerini dile getirdiler, biz de bunu bir kez daha dile getiriyoruz ve bu alanda, Karaman'dan gelen köylülerin taleplerinin ciddiye alınması gerektiğini ifade ediyoruz.
Teşekkür ediyorum.