GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, Selahattin Demirtaş'ın iktidarın siyasi rehinesi olduğuna ve bağımlı, taraflı yargının yürütmenin direktifleriyle hareket ettiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:50
Tarih:30.01.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Sayın Akbaşoğlu, iki ayrı konuyu tartışıyoruz, önce onu birbirinden ayıralım. Bir tanesi: Biz, cezaevlerinde var olan insan hakları ihlalleri, kötü muamele vesaireyle ilgili bir şey söylüyoruz şimdi. Burada olması gereken şey, bizim söylediklerimiz doğru değilse bunu bir araştırıp ortaya çıkarmaktır ya da İnsan Hakları Komisyonu üyeleri diyebilir ki: "Bu konuyu araştıralım, biz gidelim, Komisyon olarak araştıralım." Bunların hiç birini söylemiyorsunuz, bunları külliyen reddediyorsunuz. Biz de diyoruz ki ya reddetmeyin, var, insanlar anlatıyor, bir sorun var. Biz şunu demiyoruz... Bu insanlar orada sorun yaşamadan bulunsunlar, bir kere bunu görmek lazım çünkü tamam, bir ceza aldılarsa, o cezayı orada çekiyorlarsa insani koşullarda yaşamak haklarıdır ve devletin görevidir onları o şekilde yaşatmak, buna işaret ediyoruz. Bu bir konu, bunu bir kenara koyalım. Bunun takipçisi olacağız çünkü burada, bu Mecliste cezaevinde yatmış olan birçok milletvekili vardır, çeşitli partilerden vardır üstelik, bunu biliyoruz; 12 Eylül dönemi sonrasında da...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Oluç, buyurun, devam edin.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Onlar bilirler cezaevi sorunlarının ne olduğunu, o vicdanla yaklaşmak lazım, biz buna işaret ediyoruz; o yüzden dedim bir propaganda meselesi değil bu diye.

İkincisi: Ben konuşmamda "siyasi tutsak" lafını kullanmadım ama -isterseniz kayıtlara da bakın- şimdi şunu söyleyeyim: Evet, sizin siyasi rehineleriniz var, rehine tuttuklarınız var, iktidarın siyasi rehinesi var. Bakın, Selahattin Demirtaş, iktidarın siyasi rehinesidir. Neden siyasi rehinesidir? Çünkü yürütmenin başı ve sizin Genel Başkanınız Recep Tayyip Erdoğan dedi ki: "Bırakamayız." Yani kendisini savcı ve hâkim yerine koydu, bunu hep söyleyeceğiz. Sizin siyasi rehinenizdir.

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Bana göre de katildir, bana göre katildir.

BAŞKAN - Sayın Eronat, lütfen...

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - O, siyasi rehineniz olduğu gibi diğer milletvekillerimiz, seçilmişlerimiz de sizin siyasi rehinelerinizdir. Bu bir konu.

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Sana göre rehine, bana göre katildir.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Diğer konu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Efendim, kayıtlara geçsin diye söylüyorum.

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Ben de kayıtlara geçsin diye söylüyorum.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sizinki kayıtlara geçsin, önemi yok.

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Geçiyor, geçiyor.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, şunun için söylüyorum, kayıtlara geçmesi lazım: "Bağımsız, tarafsız yargı" dediniz. Yani kesinlikle değil. Kayıtlara geçsin; bağımlı, taraflı yargıdır, yürütmenin direktifleriyle hareket etmektedir. Daha geçen gün yine sizin Genel Başkanınız dedi ki: "Yargıya talimatları verdik." Siz niye yargıya talimat veriyorsunuz ya? Sizin Genel Başkanınız, AKP'nin Genel Başkanı veremez, yürütmenin başı da veremez. Hani kuvvetler ayrılığı vardı? Yani yargıya talimat vereceksiniz, yargıya istediğinizi yaptıracaksınız; zorla ve tehditle, sürülme tehdidiyle hâkimlere istediğiniz kararları aldıracaksınız, ondan sonra "bağımsız, tarafsız yargı" diyeceksiniz. Bağımlı ve taraflı, yürütmenin tahakkümü altında bir yargı vardır, bunu söyleyeyim.

Son cümlem: Neden Maksim Gorki'nin "Ana" romanını vermediler? Bir tek açıklaması var, onu söyleyeyim size: Kürt, anasını görmesin diye. İşte anlayışınız budur sizin, anlayışınız budur. "Ana" romanını bile vermiyorsunuz.