| Konu: | 29 Ocak 2020 tarihli 49'uncu Birleşimde Birleşmiş Milletler Evrensel Periyodik İzleme Toplantısı'nda Türkiye hakkında yapılan tartışmalara ve Uluslararası Şeffaflık Örgütünün açıkladığı 2019 yılı Yolsuzluk Algısı Endeksi'ne yönelik aktarımlarda bulunduğuna ve bugün de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 2019 istatistiklerine göre AİHM'in iş yükünün yüzde 15,5'unu Türkiye'nin oluşturmasının Türkiye'de hukukun üstünlüğü ile yargıda bağımsız ve tarafsız duruşun olmadığının en açık işareti sayılması gerektiğini ifade etmek istediğine, BAŞKENTGAZ, Kızılay ve Ensar Vakfı arasındaki para trafiğinin açıklanmaya muhtaç olduğuna, Kızılay Başkanının "Vergi kaçırmak başkadır, vergiden kaçınmak başkadır." ifadesi ile "Geçmişte de bu tür protokoller yapıldı." ifadesine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 50 |
| Tarih: | 30.01.2020 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, dün yine bu saatlerde iki uluslararası kurumdan aktarım yapmıştım. Biri, Birleşmiş Milletler Evrensel Periyodik İzleme Toplantısı'nda Türkiye hakkında yapılan tartışmalara ilişkindi ve Türkiye'de demokratik hak ve özgürlüklerin, insan haklarının nasıl çiğnendiği, seçim hakkının nasıl gasbedildiğiyle ilgili çeşitli konuşmalar yapıldığına dair örnekler anlattım ve hukukun üstünlüğü, yargı alanında yaşanan sorunlara uluslararası platformda nasıl işaret edildiğine dair örnekler verdim.
İkincisi de Uluslararası Şeffaflık Örgütündendi. O da yolsuzluklarla ilgili 2019 Yolsuzluk Algısı Endeksi'nde Türkiye'nin gerilediğinin ve son altı yıla baktığımızda bu gerilemenin istikrarlı olarak sürdüğünün ve bunun nedeninin de esas itibarıyla yargıda bu konudaki duyarsızlığın, yargı tarafsızlığının ve bağımsızlığının kalmamış olmasının, hukuk üstünlüğünün kalmamış olmasının saptandığını söyledim.
Bugün de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 2019 istatistikleri açıklandı ona ilişkin size birkaç şey söylemek istiyorum. Avrupa Konseyine üye 47 devlet var Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde işlem gören. Davalara, 2019 yılının rakamlarına baktığımızda 15.050 davada Rusya'yla ilgili başvuru olmuş. Rusya'yı kim izliyor? Türkiye. Kaç dava? 9.250 dava başvurusuyla izliyor ve bu demek ki AİHM'in iş yükünün yüzde 25'ini Rusya, yüzde 15,5'unu Türkiye oluşturuyor. Yani Türkiye'den başvurular 2'nci sırada yer alıyor. Bu ne demektir? Bu, Türkiye'de hukukun üstünlüğünün olmadığının ve yargıda bağımsız ve tarafsız bir duruş olmadığının en açık işaretlerinden bir tanesidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Geçen yıl Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 884 dava kararı açıklamış, bunların 113'ü Türkiye'yle ilgili, Türkiye'ye karşı açılmış olan davalar ve Türkiye hakkında açıklanan kararların 97'sinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin en az 1 maddesinin ihlaline hükmedilmiş. Durum bu. Bu ihlal kararlarının çoğunluğuna baktığımızda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin düşünce ve ifade özgürlüğüyle ilgili maddesine aykırılıklar, ihlaller tespit edildiği için verildiğini görüyoruz. Yani Birleşmiş Milletlerdeki tartışmanın devamı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde görünüyor. AİHM tarafından 2019'da açıklanan toplamda 68 ifade özgürlüğü ihlali kararının 35'i yani yarısından fazlası Türkiye'ye karşı açılmış davalar. Durum bu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yani Türkiye'de hukukun üstünlüğü kalmamış -uluslararası alanda tespit ediliyor- yargı bağımlı ve taraflı bir hâle gelmiş. Kime bağımlı ve taraflı? İktidara ve yürütmenin denetimi altında çalışıyor. Durumumuz bu, uluslararası alanda da bu biliniyor.
Nitekim, iki örnekten söz etmek istiyorum: Birincisi, yine AİHM kararıdır, önceki dönem Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş hakkında verilmiş olan ve Türkiye'de uygulanmamış olan karardır. İkincisi, Osman Kavala hakkında verilmiş olan "ihlal var" kararıdır ve uygulanmamıştır ve dün de mahkeme, AİHM'in Osman Kavala kararını uygulamamakta ısrar etmiştir.
Türkiye'de iktidarın hukuku getirdiği durum budur ve iktidar bu konuda son derece duyarsızdır, vurdumduymazdır, bütün bu olan bitenler yok gibi davranmaktadır; bu, asla kabul edilebilir bir durum değildir. Buna işaret etmek istiyorum birinci olarak.
İkincisi, dün de burada konuşuldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın lütfen Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum.
Efendim, BAŞKENTGAZ, Kızılay ve Ensar Vakfı; üç sabıkalı var karşımızda, üç sabıkalı. Gerçekten dün burada söylendi, 7 milyon 925 bin dolarlık bağış meselesi ve bir cevap alınamadı ama dün cevap aslında akşam Kızılayın başındaki kişiden geldi. Çok net, bakın: BAŞKENTGAZ, Kızılay ve Ensar Vakfı arasındaki bu para trafiği açıklanmaya muhtaç. Büyük bir ahlaksızlık var ortada, şöyle böyle değil. Neden? Diyeceksiniz ki: "Kızılayın başındaki bu zat ne dedi dün?" Dedi ki: "Vergi kaçırmak başkadır, vergiden kaçınmak başkadır." Yani Türkiye Cumhuriyeti tarihinde "Rüşvetin belgesi mi olur?" lafından sonra şu laf, "Vergi kaçırmak başkadır, vergiden kaçınmak başkadır." lafı tarihe geçti ve bu, ahlaksızlığın en bariz ifadesidir ve bu kişi, hâlâ Kızılayın başında durmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi bağlayın lütfen, buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İnanılır gibi değil! Kızılay gibi bir kurumun başında, ahlaksızca bir ifadeyi kullanmış olan bir kişi durmaktadır. Bu, kabul edilebilir bir şey değildir.
Bakın, aynı kişi dedi ki: "Geçmişte de bu tür protokoller yapıldı." Yani "BAŞKENTGAZ, Kızılay ve Ensar Vakfı arasındaki protokol gibi başka protokoller de yapıldı." dedi. Soruyoruz buradan: Kimler arasında yapıldı? Hangi protokoller yapıldı? Kaç paralık protokoller yapıldı? Bunların şartları yerine getirildi mi ve siz bunu kontrol ettiniz mi? Bunların cevabını alamayacağımızı da biliyoruz. Ve bu Kızılayın başındaki zat utanmadan bir de telefonlarımıza SMS gönderiyor "Onar liralık bağış yapın." diye.
Şimdi, bu konuda iktidarın hiçbir açıklaması yetmez. Çok açık söyleyelim, bu kişinin istifa etmesi, Kızılayın başından uzaklaştırılması ve yargı alanında yapılması gerekenlerin hepsinin yapılması gerekiyor. Bu konunun takipçisi olacağız, eminim diğer partiler de olacaktır.
Teşekkür ediyorum.