GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Cumhurbaşkanlığının, Türkiye'nin millî çıkarlarına yönelik her türlü tehdit ve güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde her türlü tedbiri almak, Libya'daki gayrimeşru silahlı gruplar ile terör örgütleri tarafından Türkiye'nin Libya'daki menfaatlerine yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek, kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı güvenliğin idame ettirilmesini sağlamak, Libya halkının ihtiyacı olan insani yardımları ulaştırmak, Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti tarafından talep edilen desteği sağlamak, bu süreç sonrasında meydana gelebilecek gelişmeler istikametinde Türkiye'nin yüksek menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde Türkiye sınırları dışında harekât ve müdahalede bulunmak üzer
Yasama Yılı:3
Birleşim:41
Tarih:02.01.2020

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Ülkemiz adına hayati önemi olan meseleler görüşülürken dikkat edilmesi gereken en önemli husus elbette ki istişaredir. Bu doğrultuda, Libya tezkeresi hakkında Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun siyasi parti liderlerine yaptığı bilgilendirme ziyaretini önemli buluyoruz ancak bu süreçte 2 tane hata yapılmıştır: Birincisi, bu sürecin asıl muhatabı ve sorumlusu olan milletvekilleri bilgilendirilmemiştir, ikincisi ise bugüne kadar, başta Suriye olmak üzere, ikaz ve uyarılarında haklı çıkan Saadet Partisi ziyaret edilmemiştir; bunlar ciddi yanlışlıklardır.

Dış politikadaki istikrarsızlık ve S-400 ile F-35 arasına sıkışmışlıktan kurtulamamanın en önemli sebebi de sorunları istişareyle değil inatlaşmayla çözme ısrarını sürdürmenizdir. Bugün, Libya'yı bu duruma düşüren sebepleri masaya yatırmak zorundayız. Elbette ki sadece Libya değil, Irak, Suriye, Yemen'i bölüp parçalayan sebepleri de konuşmak mecburiyetindeyiz. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi neydi? Bugüne kadar bu kapsamda kaç ülke parçalandı, kaç masum katledildi ve kaç insan mülteci konumuna düşürüldü? Bütün bunlar aydınlatılmadığı sürece atılacak adımların hangi amacı gerçekleştirmek için atıldığını bilmek mümkün olmayacaktır.

Kıbrıs Barış Harekâtı'nda dünya sırtını bize dönmüşken lojistik destek veren Libya, yanlış politikalar neticesinde istikrarsızlık ve çatışma ülkesi hâline gelmiştir. "NATO'nun Libya'da ne işi var?" dediğiniz günün ertesinde "NATO, Libya'nın Libyalılara ait olduğunu tescil için Libya'ya girmelidir." dediğiniz zaman da ikazlarımızı yapmıştık ama ne yazık ki NATO'nun Libya'yı parçalamasına giden yolu sizin izandan yoksun politikalarınız açmış oldu. Nitekim, NATO uçakları İzmir'den havalanıp Libya'yı bombaladı. Neticede, Libya'da farklı gruplar arasında yıllarca sürecek bir çatışma başlamış oldu, tıpkı Irak'ta ve Suriye'de olduğu gibi. Orta Doğu ve İslam coğrafyasının bölünüp parçalanmasına giden yolda birer yolcu olmaktan öteye ne yazık ki geçilemedi.

Ancak bütün bunlar ışığında, dün olduğu gibi bugün de uyarılarımızı yapıyoruz. Elbette ki ülkemiz her türlü dış tehdit ve saldırıya karşılık verme hakkına sahiptir ancak Libya dâhil İslam ülkelerine yönelik politikalarında tarihsel tecrübesine ve bölgesel ağırlığına uygun bir sorumlulukta hareket etmelidir. Libya konusunda daha önce düştüğü hatalara düşmemeli, sıcak çatışmaların bir tarafı olmamalıdır. Ara bozuculara karşı ara buluculuk rolü üstlenmelidir.

Savaşı başlatmak kolay ama elbette ki bitirmek zordur. Şartlar ne olursa olsun, barış için diplomatik kanallar sonuna kadar zorlanmalıdır. Coğrafyamızda yeni bir savaş ortamı oluşturmak isteyen küresel oyunlara karşı uyanık ve dikkatli olunmalıdır. Atılacak her adım ülkemizin tarihî tecrübesine uygun bir hassasiyet ve teenniyle atılmalıdır. Libya'da kalıcı bir istikrar ve barış ortamının silahla değil, taraflar arasında diyalog ve müzakereyle sağlanacağı asla unutulmamalıdır. Bu süreçte Türkiye'yi sıcak bir savaşın içerisine sürüklemek isteyen küresel plan ve oyunlar göz ardı edilmemeli, provokasyon ihtimaline karşı dikkatli olunmalıdır.

Bölgemiz üzerinde Büyük Ortadoğu Projesi uzun zamandır yürürlüğe konulmaya çalışılmaktadır. Bu çerçevede, bölgemizde yaşanacak yeni bir sıcak çatışma Müslümanlara değil, böl-parçala-yut politikasını uygulayan küresel güçlere hizmet edecektir. Türkiye, şu an, İslam İşbirliği Teşkilatı, D-8 ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı gibi üç önemli kuruluşun Dönem Başkanlığını yapmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Karaduman, buyurun.

ABDULKADİR KARADUMAN (Devamla) - Bu, elbette ki büyük bir imkândır. Bu önemli platformlar harekete geçirilmeli ve sorunlara bu kapsamda çözüm yolları aranmalıdır. Dış politikadaki bu hassas gelişmeler kesinlikle ama kesinlikle bir iç politika malzemesi yapılmamalı, bir seçim malzemesi gibi kullanılmamalıdır. Bu süreç de diğer birçok konu gibi kutuplaştırma sebebi hâline getirilmemelidir. "Cuma namazını Şam'da kılacağız." hamasetinin Suriye'yi getirdiği nokta ortadayken bundan ders çıkarılmalıdır. "Sonunu düşünen, kahraman olamaz." gibi akla ziyan açıklamalarla bu meselenin çözüme kavuşamayacağına; zira, aklın bir işin sonunu düşünmek olduğuna inanan bir geleneğin mensuplarıyız. Bu sebeple, kahraman olma hayalleriyle atılacak hiçbir adımın bu coğrafyaya huzur getirmediği açıktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Karaduman, tamamlayalım lütfen.

ABDULKADİR KARADUMAN (Devamla) - Bütün bunların neticesinde, Libya'da yapılacak yanlışların vebali mevcut iktidarın omuzlarında olacaktır. Biz bu vebale ortak olmayı kesinlikle düşünmüyoruz. Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresini kabul etmediğimizi Saadet Partisi adına ifade etmek istiyorum. (CHP, HDP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Sana helal olsun! Arkasına düştüler Saadet Partisinin, eyyamcı muhalefet yaptılar, şimdi alkışlıyorlar. Bravo!

ABDULKADİR KARADUMAN (Devamla) - Ve bu vesileyle, hepinizi 1 Mart ruhuyla selamlıyorum. (CHP, HDP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)