GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:37
Tarih:18.12.2019

CHP GRUBU ADINA LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi size samimi bir soru sormak istiyorum: Biz bu bütçede bütçe hakkını gerçekten koruyabiliyor muyuz acaba? Yani bugün biz bu bütçeyi beğenmesek, onay vermesek ne olacak; bu bütçe aynen yine geçecek mi? Geçecek. Nasıl geçecek? Artık, yeni sistemde geçen yılki bütçenin rakamları üzerine yeniden değerleme katsayısıyla yeni değerler belirlenecek ve tekrar önümüze getirilecek ve "2020 yılının bütçesi budur." denilecek. Ama eskiden durum böyle miydi? Eğer güvenoyu alamasaydı Hükûmet, yönetenler, Hükûmet düşerdi ama şimdi böyle bir şey yok. Demek ki bütçe hakkını gerçek anlamda korumamız mümkün değil bu sistemde; yani bu, bize dayatılan bir bütçe.

Peki, bütçenin amacı ne, hedefi ne ve bu bütçe kimin bütçesi? Hep sorumuz bu zaten. Bir bütçenin amacı, hedefi olması lazım değerli milletvekilleri. Mesela, amacı ne olabilir? İstihdam yaratmak, işsizliğe çare bulmak olabilir. Ne olabilir? Vergideki adaletsizliği azaltmak olabilir. Ne olabilir? Gelir adaletsizliğini ortadan kaldırmak olabilir. Ama bu bütçede tek bir amaç görüyoruz, o da borcu borçla kapatmak; ee, bu da zaten asla sürdürülebilir değil.

Peki, ekonomi yönetimi ve bütçeniz acaba başarılı mı diye düşünüyorum. "Dengelenme" diye bir kavram çıkarttınız ve sözlük anlamı bu değil. Ne zaman bir kayıp olsa, bir düşüş, durgunluk, değer kaybı, ne olursa olsun her başarısızlığa siz "dengelenme" diyorsunuz. Ee, vatandaşın alım gücü düştüğünde de mi "dengelenme" diyeceksiniz? Bunlar yanlış. Bakın, cumhuriyet döneminin en kötü işsizlik oranlarıyla karşı karşıyayız. Bir ekonomide yatırım olmazsa, üretim olmazsa istihdam olmaz, yoksulluk olur ve her kötü sonuç meydana gelebilir.

Değerli milletvekilleri, dışarıdan bir "tweet"le ekonomi dalgalanabiliyor. Peki, bunun sorumlusu kim? Demek ki ekonomi bir zafiyet altında ki, yönetenler on yedi yıldır doğru bir yönetim yapamamış ki, güçlendirememiş ki dışarıdan bir "tweet"le ekonomi dalgalanıyor.

Bakın, sapıyor hedefleriniz, bütçedeki açık hedefiniz de saptı hem de nasıl saptı; hatta 40 milyar liralık Merkez Bankası kârını zamanından önce aldınız, yetmedi yedek akçeleri de aktardınız; o da yetmedi, yeni vergiler getirdiniz. Bütçeden önce bir paket getirdiniz, gene dar gelirlinin üstüne dolaylı vergiler getirdiniz ve tabii ki borçlanma da yaptınız.

Bakın, şu anda cumhuriyet döneminin yine, hatta 2001 krizinden sonra en kötü borç çevirme oranlarıyla karşı karşıyayız yani yüzde 125,4; bu, gerçekten kötü bir oran. Yani aldığımız borç ödediğimiz borcun hep daima üzerinde ve SGK'nin de 100 milyar liralık bir aktarımını yaptınız, onların da borçlarını kapattınız, SGK'ye kaynak aktardınız.

Değerli milletvekilleri, borçlanmak bir ekonomi için ayıp bir şey değil tabii ki, borçlanılabilir ama borçlanırsınız da bir taraftan da yatırım yaparsınız, bir taraftan da istihdam sağlarsınız, bir taraftan da işsizlik oranını düşürürsünüz, yoksulluğu bitirirsiniz. Ama sizin yaptığınız borçlanma sadece günü kurtarma amaçlı, bunu da çok net görüyoruz.

Peki, 2020 bütçesi, acaba vatandaşımıza bir şey getirdi mi? Değerli milletvekilleri, vatandaşımıza bir şey getirmesini geçtim, vatandaşın cebinden aldı, götürdü. Hatta kişi başına düşen gelir bile daha da düştü. Bakın, 2019'da, şu anda kişi başı gelir 8.942 dolar civarında ama geçen yıla göre 1.394 dolar daha az yani ne oldu? Pasta küçüldü. Küçülen pastada da vatandaşın payı tabii ki azaldı. Peki, vatandaşın cebine bir iyilik yaptınız mı? Yani nerede? "Bu dönemde hiç zam olmayacak." dediğiniz hâlde elektriğe yüzde 71'lerin üzerinde ve geldiğiniz doğal gaz da yüzde 54 zam yaptınız. Değerli milletvekilleri, zaten yüzde 54 gıdadaki enflasyondur ve açıkladığınız enflasyon emekliye, emekçiye, memura yansıyan gerçek enflasyon asla değildir. Yaptığınız zamlar da zaten buna yönelik değildir.

Peki, on yedi yıllık iktidarınızda memurlar için ne oldu? Memurların maaşları da eridi. Nasıl emekçilerin maaşları, gelirleri bir yılda yüzde 20 eridiyse, alım gücü düştüyse aynen memurların da... Bakın, 2002 yılında en düşük memur maaşıyla 15 küçük altın alabiliyordunuz, şimdi 7,5-8 tane küçük altın alabiliyorsunuz. Aslında ne yaptınız? Bakın, dediniz ki: "Büyüme var." Ama "Büyüme var." dediğiniz o yıllarda bile, hiç kimseye, emekliye, emekçiye, memurumuza büyümeden ve millî gelirden asla pay da vermediniz, bunun sözünü bile etmediniz. O zaman bütün bu sonuçlar bize şunu gösteriyor: Bakın, şu anda 3 milyon 365 bin kişi -söylemeden geçemeyeceğim- elektrik borcunu ödeyemedi, 710 bin kişi doğal gaz borcunu ödeyemedi. Yoksulu olan ülkenin itibarı olur mu? Soruyorum sizlere, vicdanınıza. Lütfen, elinizi vicdanınıza koyunuz. O zaman ben şunu anlıyorum: Bu demek ki bu verilerle bu vatandaşın bütçesi değil; bu rakamlarla bu bütçeye "vatandaşın bütçesi" demeniz doğru değil değerli milletvekilleri.

Peki, 2020 bütçesi, işsize çözüm getirdi mi yada istihdam yaratmaya çare oldu mu veya gençlere bir şey getirdi mi? Bakın, işsizlik artıyor, genç işsizliği artıyor, kadın işsizliği artıyor. Son on yedi yılda 15 tane istihdam teşvik paketi yaptınız, 5 tane de ekonomi paketi yaptınız farklı isimlerle. Tabii, bir de İşsizlik Fonu'ndan 54,7 milyar lirayı da ne yaptınız? İstihdam teşvikine aktardınız. Beş yılda gelinen nokta, sıfır. Ne oldu? Beş yılda, işsizlik oranını 5 puan artırdınız; maşallah. Aslında 2008-2009 krizinde bile işsizlik oranı bu derecede yükselmemişti. O zaman demek ki şu önemli: İstihdam teşvikleri yeterli değil. Ne lazım? Eğitimde reform lazım. Ne lazım? Üretim reformu lazım.

Bakın, katma değeri yüksek sektörleri siz geliştirmezseniz, bunları teşvik etmezseniz, ön plana almaz iseniz o zaman biz kendi ülkemizde istihdam yaratamıyoruz. Biz ithalat yaptığımız ülkelerin istihdamlarını artırmaya çalışıyoruz, onlara bir iyilik yapmış oluyoruz; kendi istihdamımızın önüne ise bir set çekmiş oluyoruz değerli milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar)

Her yıl yeni 600 bin istihdam yaratabilmeniz lazım ki biraz iyileşme olsun, işsizlik oranı biraz azalsın ama durum belli, yatırım yok, yatırım ortamı da maalesef yok.

Bakın, sürekli beyin göçü var, bir yılda yüzde 63'ün üzerinde beyin göçü oldu. Peki, siz gençlere ne diyeceksiniz? Bir de bunu sormak istiyorum değerli milletvekilleri. "Genç kardeşim, seni işsiz bıraktık, sana istihdam yaratamadık çünkü yatırım yapamadık, çünkü üretim yok, sana istihdam yaratamadık. Olsun, sen üzülme. İşsiz kaldın ama biz cari fazla verdik, cari açığımızı küçülttük." Bunu mu diyeceksiniz? Karşılığında durgunluğun ifadesini kullanarak bunu başarı olarak mı göstereceksiniz?

Değerli milletvekilleri, "Peki, acaba bu bütçede vergi adaleti sağlayacak bir gelişme var mı?" diye baktığımda, maalesef, onu da göremiyoruz. Yine vergi gelirlerinin üçte 2'si dolaylı vergilerden oluşuyor, maalesef, yine vatandaşın üstüne.

Özel tüketim vergisindeki artış oranı da tahminî olarak yüzde 20,6 ve bu da vergi kalemleri, gelir kalemleri içerisinde en yükseği. Peki, faiz lobisi için bir şey var mı bu bütçede? Olmaz mı, onlar atlanır mı? 2020'de faiz ödemeleri için ayrılan kaynak 139 milyar lira değerli milletvekilleri. Faiz giderleri, böylece, geçen yıla göre yüzde 34,7 artmış oluyor. Yani bu demektir ki bütçeden rant kesimine gidecek olan pay arttı. Ayrıca, 100 liralık vergiden, vatandaşımızdan aldığımız 100 liralık vergiden 18 lirasını da faize vereceksiniz.

Evet, üretimde artış yok, yatırımda artış yok, istihdamda artış yok ama kamu tüketiminde bir taraftan artış var. Maalesef, başarısızlıkları küresel nedenlere bağlıyorsunuz. Gelişmekte olan ülkelerin dolar karşısında yüzde 35 kaybettiği dönemde, Türk lirası yüzde 70 kaybetti, bunu nasıl açıklıyorsunuz mesela? Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde neden 50 basamak gerilediğimizi ve sonuçlarını hiç değerlendiriyor musunuz?

Türkiye, dünyayla rekabette zemin kaybetti. 2014'ten bu yana yani Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçmeye çalıştığınız yıldan bu yıla 17 basamak geriledi. Bu, sizce ne ifade ediyor? Hani uçacaktık Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde; tek adam rejimine geçtiğimiz zaman ne olacaktı? E, yere çakıldık. İşte, ekonomi yönetiminiz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LALE KARABIYIK (Devamla) - Tamamlıyorum Başkanım, bir cümleyle.

BAŞKAN - İlave süre vermiyorum Sayın Karabıyık.

Çok teşekkür ediyorum.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Peki, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)