GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Muş ili Varto ve Bulanık ilçeleri ile Esertepe beldesine kayyum atandığına, Kürt halkının seçme ve seçilme hakkının gasbedildiğine ve bunun adının da "Kürt düşmanlığı" olduğuna, AK PARTİ Genel Başkanının darbeye yönelik "Allah'ın lütfu." ifadesine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:36
Tarih:17.12.2019

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Birkaç konuya değineceğim, önce kayyumlardan başlayayım çünkü Kürt düşmanlığıyla ilgili mesele kayyumlarla ilgilidir birinci derecede, bugün tartıştığımız açıdan baktığımızda.

Bakın, bu sabah 3 yere yine kayyum atandı -bir tanesi Varto ilçesi, diğeri Bulanık ilçesi, bir de Bulanık ilçesi Erentepe beldesi- ve belediye eş başkanları gözaltına alındı. Şimdi, şunu biz defalarca söyledik ve bir daha söyleyelim: Efendim, kayyum atamaları taammüden gasptır, gasp suçu. Şimdi, bu, aynı taammüden cinayet gibidir yani oradaki taammüden planlıdır. Şimdi, nedir plan? Ben size söyleyeyim: Bakın, birincisi, bu plan dün yapılmadı, daha önceden yapıldı. Planın ilk adımı -İçişleri Bakanı buraya geldi, konuşuldu o kadar- İçişleri Bakanı 31 Mart seçimlerinden önce kaymakam atadı; diyor ki açıklamasında: "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki ilçelere tecrübeli ve başarılı kaymakamların atamaları yapıldı. Kaymakamsız ilçe bırakılmadı." İçişleri Bakanı 31 Marttan önce ilçelere kendi adamlarını, kaymakamlarını yerleştirdi çünkü oralarda kayyum atamasını planlıyordu. Taammüden gasp!

İki: Sizin Genel Başkanınız seçim kampanyalarında oralara kayyum atanacağını defalarca söyledi. Taammüden gasp!

Üç: İçişleri Bakanı seçimlerden sonra dedi ki Trabzon'da yaptığı bir konuşmada: "Beş yıl daha o bölgede kayyumla yönetimi sağlayalım, ortada HDP belediyesi diye bir şey kalmaz." Taammüden gasp!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitmedi. 1 Nisan itibarıyla yani 31 Marttan bir gün sonra ortaya çıktı ki, Diyarbakır, Mardin ve Van Valileri, İçişleri Bakanlığına, Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehirlere -daha Belediye Eş Başkanlarımız mazbatalarını almamışlar- kayyum atanmasıyla ilgili dilekçeyle başvurdu. Taammüden gasp!

Bu da yetmedi, Mardin'e müfettiş gönderdiniz. O müfettişler rapor hazırladı ve o hazırlanan raporda "Mardin modeli uygulanmalıdır." denildi. Nedir "Mardin modeli" diye önerdikleri? Belediye meclislerini halk seçecek, belediye başkanlarını Cumhurbaşkanı atayacak. Taammüden gasp! Ya, daha ne diyelim buna?

Şimdi, bütün bunları üst üste koyduğumuz zaman "Oradaki seçmen ve seçilen Kürt halkının haklarını gasbediyorsunuz." diyoruz, bunun adı da "Kürt düşmanlığı"dır diyoruz. Siz hâlâ diyorsunuz ki: "Yapmıyoruz." Daha ne yapacaksınız? Daha ne yapacaksınız ya? (HDP sıralarından alkışlar)

Bugün 3 kişi daha atandı. Halkın iradesini, halkın oyunu, seçme ve seçilme hakkını açıkça gasbediyorsunuz, gaspçısınız! Daha bunun başka bir izahı yok, kusura bakmayın. (HDP sıralarından alkışlar)

Şimdi, efendim, öbürüne de çok kısa değinerek tamamlayacağım. Bakın, şöyle bir durum var: Siz hiç kendi yaptığınızı değerlendirmiyorsunuz, sorun buradan kaynaklanıyor. Hep doğruyu yapıyorsunuz(!) Ya bir değerlendirin, bir istişare edin, düşünün. Kendi aranızda konuşun, bize söylemeniz gerekmiyor illa.

Şimdi, ilk defa, Türkiye'de bir darbeye "Allah'ın lütfu" diyen sizin Genel Başkanınızdır. "Allah'ın lütfu" dedi. Yani "Bir şey lütfedildi, bize bir fırsat çıktı." dedi, fırsat; "lütuf" dediği budur. Şimdi, o fırsatı kullandınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.

Bu darbe girişimini bir sonuca vardırdınız. Sizin kanun hükmünde kararnamelerle devletin içinden attığınız on binlerce insanın -İçişleri Bakanlığı, Adalet, Millî Savunma Bakanlığı, bütün bakanlıklar ve kuruluşlar- hepsini siz yerleştirdiniz. 150 bin kişiye yakın atıldı, onların hepsini siz yerleştirdiniz oraya, ne istedilerse verdiniz; bunu unutmayın, bunu unutmayın.

Ya, ben size göstereceğim bir iki tane şey. Yani gerçekten söylenenler benim söylediğim şeyler de değil üstelik. Bulduğum anda hemen göstereceğim.

Sizin Genel Başkanınız o zaman itiraf etti: "Biz bunu bu hâle getirdik." dedi. Bu da belli, ortada. Şimdi, dolayısıyla, bunu bir görmeniz lazım.

İkincisi, sizin çok fazla sayıda arkadaşınızın Fetullah'ın eteğinin dibinde çektirdiği fotoğraflar var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Son efendim, izin verirseniz...

Şimdi, mesela, burada bize en fazla bağıran, hakaret eden vekillerinizin mutlaka fotoğrafları var, onlar kendilerini affettirmek için yapıyorlar bunu; biz bunu biliyoruz. Yani biz, fotoğrafları tekrar ortaya çıkarmayalım diye susuyoruz ama ne kadar çok bağıran, hakaret eden varsa onların mutlaka işledikleri bir suç var. Eteğin dibinde fotoğrafları çektirmişler. Şimdi, bu durum böyle.

Peki, bizim seçilmişlerimize kim darbe yapıyor? 4 Kasımda Eş Genel Başkanlarımızı ve milletvekillerimizi, 15 kişiyi aynı anda gözaltına alıp tutuklayanlar kim? Sizin iktidarınız değil mi? Şimdi, belediyelerimize kim darbe yapıyor? Sizin iktidarınız değil mi? Bunları tartışmayacak mıyız? Bunları söyleyince niçin siz kızıyorsunuz? Yani anlıyorum kızmanızı ama biraz da durun, düşünün, değerlendirin yahu "Bir yanlış yapıyor muyuz acaba? Böyle söyleniyor, bir haklılık var mı söylenenlerde?" diye. Bunu rica ediyoruz yahu. Bu kadar olmaz yani.