GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:34
Tarih:15.12.2019

CHP GRUBU ADINA SUAT ÖZCAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin YÖK ve üniversite açısından değerlendirmesini yapacağım.

Eğitim ve bilim, insanlığın ortak mirasıdır. Eğitim yoluyla ülke ve dünya bilimine katkı sıralamasında neredeyiz? Elimizdeki telefondan kullanılan otomobile, tıp cihazı MR'lardan ilaçlara; uydulardan, dünyada en çok izlenen filmlerden, dinlenen eserlerden, okunan kitaplardan, tablolardan kaçı bizim?

On yedi yıldır millî eğitim politikaları sürekli değişerek 7 bakanla yazboz tahtası hâline dönüşmüştür. Bunca değişen bakan ve sisteme rağmen, oturmuş bir millî eğitim politikamız yoktur.

Ülkemizdeki adaletsiz gelir dağılımı eğitim harcamalarına belirgin bir şekilde yansımış durumdadır. 2018 yılında en yoksul yüzde 20'lik dilimde bulunan ailelerin eğitime 579 milyon lira, en zengin yüzde 20'lik dilimde bulunan ailelerin ise 18 milyar 445 milyon lira harcadığını görüyoruz. Zengin ile yoksul arasındaki fark 32 kattır. Yoksul ailelerin gelirlerinin önemli bir parçasını gıda harcamaları için ayırması, eğitime ayırdıkları payın azalmasına sebep olmaktadır.

Geçinemeyen aileleri ne çabuk unuttuk? Oğluna okul kıyafeti alamadığı için ya da çocuklarına harçlık veremediği için hayatına son veren ebeveynleri hatırlıyor musunuz?

Taşımalı eğitim sebebiyle yıkılmaya terk edilen köy okulları hem eğitime hem de ekonomiye büyük zarar vermiştir.

Temel eğitim ile akademik eğitim arasında doğrudan bir ilişki vardır. PISA sonuçlarının başarılı olduğu ülkelerde anaokulu ve temel eğitimin gerçekleşmesi yüzde yüzdür. Ülkemizin eğitim açısından başarısızlığı ortadadır. Öğrencilerimizin muhakeme yetenekleri oldukça düşüktür. Düşündüren, sorgulayan ve yargılayan eğitimi görmezden geliyoruz. Liselerden üniversitelere geçiş oranlarına baktığımız zaman, sosyal ve fen liselerinden yerleşme oranları daha vasat iken diğerleri çok daha düşüktür.

Temel eğitimi sorunlu olan eğitim sisteminin, yükseköğretimin de sıkıntılı olması kaçınılmazdır. YÖK ile üniversite bütçelerine merkezî yönetim bütçesinden ayrılan payın gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2003'te 0,94 iken, bu oran 2020'de 0,73'e düşürülmüştür. Her yıl 2 milyondan fazla öğrencimiz yükseköğrenim kurumları için sınava girmektedir. Bugün ülkemizde 129'u kamu, 78'i vakıf statüsünde toplamda 207 üniversite bulunmaktadır. Toplam öğrenci sayısı 7 milyon 740 bindir. Bu öğrencilerin 7 milyon 134 bini kamu üniversitelerinde, 605 bini vakıf üniversitelerindedir. Kamuda öğrenci sayısı fazla, öğretim üyesi ve ödenek az, vakıf üniversitelerinde ise öğrenci sayısı az, öğretim üyesi sayısı ve okul ücretleri fazladır.

Bugün üniversite yönetimlerinin kendisi de sorundur. Bundan doksan altı yıl önce Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranlar, laik ve bilimsel eğitimle fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmek ilkesiyle yola çıkmış olup, bu felsefe doğrultusunda 1931 yılında İstanbul Üniversitesinin kuruluş sürecinde Mustafa Kemal Atatürk "Uluslararası bilim dergilerinde makaleleri yayımlanmış ve atıf almış kaç değerli öğretim üyesi vardır?" diye araştırma yaptırarak başlamıştır işe. Yine 1931'deki anlayışın tersine bugün rektör atamaları çarpıcı bir örnektir ki, rektörler sandıklardan çıkan sonuçlar ve liyakate göre değil keyfî atamayla görevlendirilmektedirler. (CHP sıralarından alkışlar)

Ayrıca daha da vahimi, atanan rektörlerin akademik başarıları ve bilimsel atıfları da göz önüne alındığında 68 rektörün sıfır uluslararası yayını varken, 71 rektörün de çalışmalarına sıfır atıf vardır. Mevcut rektörler sorunlara çare yerine, yakın ve yandaşlarına hizmet etmeye çalışmaktadırlar. Özgür üniversiteler için üniversitelerin özerkleşmesi gerekmektedir. Özgür üniversitelerin, özerk üniversitelerin yönetimlerine hem öğretim üyeleri hem öğretim üyeleri hem de öğrenciler katılmalıdır.

Darbe dönemlerinde gördük, yüzlerce, binlerce akademisyenimiz, öğretmenimiz görevlerinden alındılar, sosyal ve ekonomik tecride mahkûm edildiler.

Değerli milletvekilleri, üniversite öğrencilerinin barınma, burs ve öğrenimine devam edemeyenlerin af ve mezun olanların işsizlik sorunları devam etmektedir. Kazandığı şehirde yurt olmadığı için üniversiteyi bırakan ya da donduran gençler vardır. Kamuda 700 bin, özelde ise 129 bin öğrencilik yurt kapasitesi var. Yeni üniversiteye başlayan 100 öğrenciden 79'u yurt bulamıyor.

Burslar noktasında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım.

SUAT ÖZCAN (Devamla) - Evet, eğitimin iki temel parçasından bir diğeri öğretmendir. Coğrafyamızın hiçbir bölgesinde ayrım yapılmadan görev yapabileceği eşit koşulların yaratılması, öğretmenlik meslek kanunu çıkarılması, sendikal hakların eşit bir şekilde kullanılması gerekmektedir.

Cumhuriyetimizin 100'üncü yılına çocuklarımızın ve gençlerimizin dünyayla yarışmasında eğitim işlerine ortak edilen vakıflar ve cemaatlerle, YÖK'le, susturulmuş üniversitelerle, kadrolu, sözleşmeli ve ücretli öğretmen statüleriyle, "4+4+4" sistemiyle, kalabalık sınıflarla, ikili eğitim, ezberci eğitim, paralı eğitim, niteliksiz eğitimle mi gireceğiz diyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)