| Konu: | Kışkırtıcı, kutuplaştırıcı bir üslup ve dille konuşulmasının aslında iktidarın Türkiye'deki bugünkü durumunu yansıttığına, Türkiye'nin hakkın, hukukun, adaletin işlemediği bir ülke hâline getirildiğine ve kayyum meselesini tartışmaya devam edeceklerine, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun bütçe görüşmelerinde Halkların Demokratik Partisine yönelik nefret söylemi kullandığına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 33 |
| Tarih: | 14.12.2019 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller...
BAŞKAN - Sayın Oluç, rahat olun, bugün bayağı gönlüm açık, herkese bol bol süre veriyorum.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamam, teşekkür ederim.
Şimdi, tabii, diğer bakanlıkların bütçeleri hakkında da konuşmak isterdim fakat esas itibarıyla İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerine yoğunlaşmak istiyorum ve İçişleri Bakanının yaptığı konuşma üzerine birkaç şey söylemek istiyorum.
Şimdi, birincisi: Üzülerek bu kelimeleri kullanacağım ama kullanmak zorundayım; bu kadar kışkırtıcı, bu kadar kutuplaştırıcı...
SALİH CORA (Trabzon) - Doğruları söyledi.
FATMA KURTULAN (Mersin) - Salih, sus!
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - ...bu kadar ayrıştırıcı, bu kadar düşmanca bir üslup ve dille konuşulması aslında bugün iktidarın Türkiye'deki durumunu çok iyi yansıtan bir durumdur. İktidarın aynası, İçişleri Bakanlığıdır. Kışkırtıcılık, kutuplaştırıcılık...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ŞAHİN TİN (Denizli) - Sen de aynısını yapıyorsun sen de.
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - ...toplumu birbirine düşürmek, halkı birbirine düşürmek, nefret söylemini yaymak, Anayasa'yı çiğnemek, hukuku çiğnemek, yasaları çiğnemek, Türkiye'nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmeleri çiğnemek; işte bunların hepsinin odağı İçişleri Bakanlığıdır. Çok açık, net.
Ben yüzünüze söylüyorum burada, arkanızdan konuşmuş olmayalım. Burada siz yokken konuştuklarımızı şimdi sizin yüzünüze de söyleyeceğim.
Şimdi, bakın, bu ülkeyi özgürlüklerin ve demokrasinin, hukukun olmadığı bir ülke hâline getirdiniz; insan hakları ihlallerinin ayyuka çıktığı bir ülke hâline getirdiniz; muhalif olanın, muhalif konuşanın, muhalif düşünenin, muhalif hareket edenin evlerinden alındığı, gözaltına alındığı, tutuklandığı, hakkında davalar açıldığı; konuşma, ifade ve düşünce özgürlüğünün çiğnendiği bir ülke hâline getirdiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Gazeteciler, akademisyenler, hakkı için yürüyen emekçiler, yaşam alanı için mücadele eden köylüler; bunların hepsi ama hepsi sizin saldırılarınız altındadır. Sadece bunlar değil.
Bakın, bugüne kadar 391 kadın öldürüldü bu yıl içinde, 391 kadın. Biz, bu bütçe görüşmelerini yaparken 5 kadın daha öldürüldü. Kadınların öldürülmesini protesto edenlerin, kadınların öldürülmesini engellemek için mücadele edenlerin gösteri yapmasını engelleyen İçişleri Bakanı oldunuz. Bütün dünyada yapılan gösterilerin burada yapılmamasını sağlayan İçişleri Bakanı oldunuz. Şimdi, bütün bu gerçeklikler üstüne konuşuyoruz.
Yani kısaca bir daha söyleyeyim: Türkiye'yi hakkın, hukukun, adaletin hiçbir şekilde işlemediği bir ülke hâline getirdiniz; birincisi bu, bunu tespit edelim bir genel olarak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İkincisi: Gelelim, HDP'ye ve HDP'ye yönelik yapılan saldırılara. Önce partimizin örgütlerine yapılan saldırılara değinmek istiyorum.
Bakın, bir İçişleri Bakanı olarak sizin göreviniz, siyasi partilerin anayasal hakkı olan siyaset yapmalarını sağlamak olmalıdır. Siz ne yapıyorsunuz? Siyasi partinin anayasal hakkı olan faaliyetini gözaltı ve tutuklamalarla engelliyorsunuz. Bizim, il, ilçe yöneticilerimize, üyelerimize, Parti Meclisi üyelerimize yönelik gözaltı ve tutuklamalar yapıyorsunuz. Neden? Çünkü onlar, il, ilçe kongreleri için çalışma yapıyorlar; partinin il, ilçe örgütlerinin kongrelerini yapabilmesi için uğraşıyorlar. Bunu yaptırmamak için tamamen mesnetsiz iddialarla, uyduruk ifadelerle bu insanları gözaltına alıp tutukluyorsunuz. Siyasi partinin siyasi faaliyetini engelleyerek anayasal bir suç işliyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bunu da bir kenara koyalım, gelelim ünlü konuya, kayyumlar meselesine. Bunu her alanda, her platformda elbette ki tartışacağız, bundan sonra da tartışacağız.
Şimdi, 31 Martta seçim yapıldı. 31 Martta yapılmış olan seçimde biz 65 belediye kazandık. Aslında 6 tane daha kazandık ama Yüksek Seçim Kurulunun kurduğu tuzakla -büyük ihtimalle siz de o tuzağın içindesiniz- 6 belediyemiz gasbedildi, mazbataları verilmedi. 19 Ağustostan bugüne kadar 65 belediyeden 28'ine kayyum atadınız. 18 belediye eş başkanımız tutuklu şu anda.
Şimdi, bu kayyum atamalarının ne anlama geldiğini ben bir kez daha burada ifade etmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - 31 Martta seçim yapılmıştır, sandık kurulmuştur, insanlar gidip oy vermiştir. Aday olanlar Yüksek Seçim Kurulunun onayından geçerek aday olmuşlardır ve seçilmişlerdir. Seçildikleri yerlerde yüzde 65 ile 75 arasında oy alarak seçilmişlerdir. Bazılarında yüzde 55, yüzde 54 gibi oylar da vardır elbette. Yani seçildikleri o yerlerde halkın büyük teveccühünü kazanarak seçilmişlerdir.
Peki, siz ne yapıyorsunuz? O seçilmiş olanları 31 Marttan dört buçuk ay sonra görevlerinden uzaklaştırmaya başlıyorsunuz, ondan sonra gözaltı ve tutuklama yapıyorsunuz. Neden? 31 Marttan sonra görevleriyle ilgili herhangi bir ihlal mi yapmışlar? Yapmamışlar. Peki, neden böyle yapıyorsunuz? "Efendim, haklarında soruşturma varmış." Soruşturma olabilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Eskiden açılmış çeşitli davalar olabilir. Yüksek Seçim Kurulu o tür soruşturmaların ve açılmış davaların seçimlere girme konusunda bir engel teşkil etmediğine karar vermiş.
Bir tane örnek verdiniz, 27'si için de söyleyin bakalım. 27'si için haklarında verilmiş herhangi bir hüküm yok. Siz onları zaten görevden almak için plan yaptınız. 31 Mart öncesinde sandık hukukunu, sandık adaletini ortadan kaldırmak için, Kürt halkının iradesini gasbetmek için, seçim iradesini gasbetmek için plan yaptınız ve o plan doğrultusunda 19 Ağustostan itibaren adım adım ilerliyorsunuz. Aslında daha önce yapmayı planlamıştınız, aslında 1 Nisandan itibaren yapmayı planlamıştınız. Çünkü neden biliyoruz bunu?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Oluç, sözlerinizi tamamlayın lütfen.
Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlamaya çalışacağım efendim.
1 Nisandan itibaren yapmayı planladınız çünkü Mardin, Diyarbakır ve Van Valileri İçişleri Bakanlığına yazı gönderdiler 1 Nisan tarihli, kayyum atanmasını istediler. Şimdi, 1 Nisan itibarıyla kayyumu atayamadınız çünkü İstanbul seçimleri netleşmemişti, çünkü İstanbul'da ne olacağını bilmiyordunuz; o yüzden beklediniz, yoksa daha önce atayacaktınız kayyumları. Şimdi, bakın, siz "seçim" derken şöyle bir şeye işaret etmek istiyorum: Biraz evvel konuşurken de söylediniz, "Ben parti üyesiyim, partili bir Bakanım." diye. Evet, tabii, parti üyesisiniz, partili bir Bakansınız ama "Seçimlerde seçim güvenliğini sağlamak için görevli olan İçişleri Bakanlığı kendisine muhalif olan ve kendisiyle yarışan siyasi partilerin, bütün muhalif siyasi partilerin seçmenlerine, başkanlarına, yöneticilerine, milletvekillerine hakaret eder." diye bir kanun yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ama siz bunu yaptınız, büyük bir eşitsizlik yarattınız, bunu da koyduk bir kenara.
BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) - 127'nci madde son paragrafı oku, Anayasa 127'nci madde, son paragraf!
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bütün bu yaptıklarınıza rağmen Halkların Demokratik Partisi seçim taktiğini uyguladı ve sizin elinizden birçok belediyenin gitmesini çatır çatır sağladı, bu da bizim seçim taktiğimizin başarısıydı işte. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitmedi efendim, müsaade edin.
BAŞKAN - Son cümlelerinizi alayım lütfen. (AK PARTİ ve MHP sıralarından gürültüler)
SALİH CORA (Trabzon) - Sabaha kadar böyle mi devam edecek Sayın Başkan?
OLCAY KILAVUZ (Mersin) - Sayın Başkanım, tamamlasın artık ya.
BAŞKAN - Arkadaşlar, müsaade eder misiniz.
Sayın Oluç, lütfen tamamlayın.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum.
Şimdi, sayın vekiller, bu kayyum meselelerini çok konuştuk, konuşmaya da devam edeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MUSTAFA DESTİCİ (Ankara) - Bakanların olduğu yerde bir saat konuştu! Aynı şeyleri söylüyor! (HDP sıralarından gürültüler)
ALİ KENANOĞLU (İstanbul) - Sana ne! Sen mi yönetiyorsun burayı!
BAŞKAN - Sayın Oluç, son cümlelerinizi alayım.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Konuşamıyorum efendim.
MUSTAFA DESTİCİ (Ankara) - Aynı şeyleri bir aydır konuşuyorlar ya!
ALİ KENANOĞLU (İstanbul) - Sana ne! Sana ne oluyor! Ne bağırıyorsun!
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sizin atadığınız kayyumların bir kısmını ilk dönemde, "Yolsuzluk yaptılar." diye siz kendiniz görevden aldınız. Ondan sonrakilerin yolsuzluk, usulsüzlük, hırsızlık yaptığını Sayıştay raporları gösterdi. Diyorsunuz ki: "İstanbul, Ankara ve başka illerde görevden aldık belediye başkanlarını, ne oldu?" Ne oldu? Belediye meclislerinin içinden başkan vekili seçtiniz. Kayyum mu atadınız? Atamadınız. Peki, bir şey daha soracağım: Bu belediye başkanlarını görevden aldınız, ne yapmışlardı, hırsızlık mı, yolsuzluk mu, FETÖ'ye peşkeş çekmek mi?
BAŞKAN - Sayın Oluç, lütfen tamamlayın.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Efendim, bunlar alındı; söyledi çünkü Sayın Bakan.
BAŞKAN - Bunların hepsi kayıtlara girdi.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Haklarında açılmış en ufak bir soruşturma ya da dava var mı? Yok. Bu nasıl iş?
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum...
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, son sözümü söyleyeyim, son sözüm şu: Siz şimdi burada, başka zamanlarda da yaptığınız gibi, bizim üzerimizden kendi iktidarınızı ve koltuğunuzu koruyabilmek için büyük bir kışkırtıcı dil kullandınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ciddi bir nefret söylemi kullandınız. Bu Meclisin 3'üncü partisine yönelik yaptınız bunu üstelik.
İSMAİL TAMER (Kayseri) - PKK'yla senin ne alakan var ya!
BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) - Bu partide kimsenin koltuk derdi yok!
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi biz size şunu söyleyelim: Bizim, sizin baskılarınız, hukuksuzluklarınız ve adaletsizlikleriniz karşısında direniyor olmamız ve ayakta, dimdik duruyor olmamız sizi rahatsız ediyor. Bakın, biz direneceğiz, ayakta, dimdik duracağız, demokratik haklarımızı kullanacağız ve siz HDP'nin bittiğini göremeyeceksiniz ama biz sizin o koltuktan kalktığınızı mutlaka göreceğiz, mutlaka göreceğiz. (HDP sıralarından alkışlar)