GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Nasıl Kürt halkı Türk halkına düşman değilse Türk halkının da Kürt halkına düşman olmadığına, iktidarın politikalarının bir halka düşman hukuku uygulanmasına yol açmasını eleştirdiklerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:31
Tarih:12.12.2019

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, tabii, zorlu bir tartışma, gerilimli bir tartışma fakat önce şuradan başlayayım: Bu tartışmayı, yaşananları ve alınan kararları çok iyi idrak ettiğimiz için yapıyoruz zaten, çok iyi idrak ettiğimiz için bu tartışmayı yapıyoruz; idrak etmesek zaten yapmayız bunu. Dolayısıyla mesele, burada bir idrak sorunu değil; alınan kararlar ve uygulanan politikaların nelere yol açtığını, kimlerin aleyhine işlediğini gördüğümüz için buna bir tepki gösteriyoruz ve bu tepkimizi de en demokratik şekilde ifade ediyoruz ve bu mücadeleyi bu şekilde sürdürüyoruz. Kullandığımız her kavrama, her kelimeye kimsenin katılmasını beklemeyiz; rahatsız edici kavramlar kimi zaman kullanılabilir, herkes kullanıyor bu tür şeyleri ama meseleyi anlayıp tartışabilmemiz gerekiyor.

Şimdi, bakın, birincisi, önce bazı şeyleri yerli yerine oturtarak bu tartışmayı yapmamız gerekiyor.

Bir: Kesinlikle "Türk halkı Kürt halkına düşmandır." diye bir şey söylemedik bugüne kadar ve söylemeyiz de çünkü bunun böyle olmadığını biliyoruz. Nasıl Kürt halkı Türk halkına düşman değilse Türk halkı da Kürt halkına düşman değildir.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Bunu alkışlayabilirim yani.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ama iktidarın uygulamaları, politikaları, aldığı kararlar bir halka bir düşman hukuku uygulanmasına yol açıyorsa biz bunu eleştiriyoruz ki açıyor diyoruz ve bunun ortadan kaldırılması için, bu uygulamalardan vazgeçilmesi için bu tartışmayı yapıyoruz; yoksa kesinlikle Türk halkı ile Kürt halkını karşı karşıya getirmek falan asla bizim işimiz değildir, bugüne kadar da yapmadık.

İkincisi: Şimdi konuşurken -hani kolaylıkla bazı lafları siz de sarf ediyorsunuz, ona da itiraz edeceğim- "bölücülük" dediniz, kesinlikle böyle bir şeyimiz yoktur, kesinlikle yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun devam edin, Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Bu ülkenin bölünmesi, bu halkların bölünmesi, birbirinden ayrılması, ayrıştırılması, böyle hiçbir politikamız yoktur. Tam tersine, birliğin güçlü bir şekilde sağlanabilmesi için, ortak vatan ve demokratik cumhuriyetin gerçekten gelişebilmesi için adım atıyoruz. Güçlü birlik gönüllü olur, güçlü birlik zorla, inkârla, asimilasyonla olmaz. Güçlü birliğin gelişebilmesinin yolu, bu ülkenin bütün yurttaşlarının kendilerini birinci dereceden yurttaş olarak hissetmeleriyle gerçekleşebilir ve bugün yine iktidarın uygulamaları, insanların kendilerini birinci dereceden yurttaş hissetmemelerine yol açıyor; sorun buradadır. Biz, güçlü birlik olsun ve bunu demokratik siyasetle, demokratik çözümle, demokratik adımlarla gerçekleştirebilelim diye uğraşıyoruz, bunun mücadelesini veriyoruz; ikinci söylemek istediğim bu. Dolayısıyla, birlik, evet, eşitlik içinde birlik, eşit koşullarda birlik...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç, devam edin.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - ...kimsenin kimseye üstünlük taslamadığı, eşit koşullarda birlikten yanayız; bunun için mücadele ediyoruz. Şimdi, ikinci saptamak istediğim mesele buydu. Dolayısıyla, kardeşlik evet, ben de hep kardeşliği savunurum, yıllarca politikanın içinde hep halkların kardeşliğini savunmuşumdur ve savunmaya devam ederim ama şunu söylemek zorunda bırakıyorsunuz beni bile: "Böyle eşitsiz kardeşlik olmaz." diyoruz; kardeşlik olacaksa eşitlik içinde kardeşlik olur. Herkes kendini ve karşısındakini eşit görecek ve kardeş hissedecek. "Ben senin kardeşinim ama seni döverim, senin her türlü hakkını alırım, her türlü hakkını gasbederim, demokratik hakkını kullanmana izin vermem, seçtiğin yerlere kayyum atarım ama kardeşinim ben." Olmuyor böyle değerli vekiller, böyle olmuyor, bunu anlatmaya çalışıyoruz.

Şimdi, bunu dün de söyledim ben Sayın Grup Başkan Vekillerine, biz burada size bazı şeyleri anlatıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bağlayalım lütfen Sayın Oluç, tamamlayalım lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Katılmanız gerekmiyor, en azından anlatmaya çalışıyoruz derdimizi. Bakın, Kulp'ta bir bomba patladı birkaç hafta evvel ve biz o zaman burada dedik ki: "Kulp'ta bu bombayı kim patlattıysa lanetliyoruz." Burada söyledik, ben söyledim bunu. Şimdi, o bomba patladıktan sonra Kulp Belediye Eş Başkanları önce gözaltına alındı, arkasından tutuklandı bu işle ilişkilendirilerek. Yine, burada ben dedim ki: "Alakası yoktur." Kayyum atandı Kulp'a, tutuklanmış olan o Kulp Belediye Eş Başkanları serbest bırakıldılar, tahliye edildiler dün. Peki, şimdi, ne olmuş oldu? Biz bunları size anlattık, dedik ki: "Alakası yok, kayyum atamak için bir tezgâh kuruluyor. Bu tezgâhı İçişleri Bakanlığı kuruyor." Şimdi, ortaya çıktı, dün tahliye edildiler bunlar. Şimdi, bunun gibi birçok örnek var değerli vekiller.

Bunları niye söylüyorum? Bunları konuşarak ancak, birbirimizi anlayarak, tartışarak anlayabiliriz ve çözüm yollarını bu Mecliste bulabiliriz çünkü demokratik ve barışçı bir çözüm, Kürt sorununa, ki tarihsel ve toplumsal bir sorunumuzdur...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen bağlayın.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Son cümle efendim, bağlıyorum.

...bu sorunu çözmemizin yolu, bu Mecliste müzakere etmek, konuşmak, komisyonlar kurmak, birbirimizi anlamak, çözüm yolları geliştirmektir, bunun yolu budur. Biz bunun için buradayız Halkların Demokratik Partisi olarak ve bunu yapmak için de bizim halkımıza, bizi seçmiş olan herkese bu ülkede verdiğimiz söz de budur; demokratik çözümü, barışçı bir çözümü sağlamak, Türkiye'de hiçbir annenin ağlamaması için ortamı yaratmak ve hiçbir eve ister Türk ister Kürt olsun ateş düşmemesi için bir çözümü ortaya çıkarmak; bizim misyonumuz budur.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)