GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:29
Tarih:10.12.2019

CHP GRUBU ADINA SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın üyeler; Kültür ve Turizm Bakanlığı 2020 bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, sabahtan beri dinliyorum sizleri sayın vekiller, buraya her çıkan ya dizi ihracatımızı övüyor ya sinema filmlerimizin olağanüstü izlenme başarılarından bahsediyor, biz de bunları takdirle izliyoruz ve tebrik ediyoruz, hatta bununla, Sayın Bilginer'in aldığı ödülle sanıyorum hepimiz çok gurur duyduk. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Bir kez daha Sayın Meclisimiz adına kendisini buradan tebrik ederim.

Aynı zamanda biri daha var, seversiniz, sizin için getirdim çünkü bu anlatacağım konunun sağcısı, solcusu, muhalifi vesairesi yok; TRT'ye para akıttığımız Neoosmanlıcı dizilerin yıldızı, Jön Türk'ü Engin Altan Düzyatan. İki sanatçıyı da burada bu şekilde göstermek istiyorum çünkü her iki sanatçının da ve sadece ünlülerin değil, ünlü olmayanların da canını yakan bir sorundan bahsedeceğim ben size. Gidip gelip burada böyle övdüğümüz dizilerimizdeki, sinema filmlerimizdeki oyuncularımızın, sanatçılarımızın beş kuruş telif hakkı olmadığından bahsedeceğim ben size ve bunun sorumlusunun da biz olduğumuzu anlatmak istiyorum müsaadenizle.

Bakın, bu insanların -tekrar göstereceğim- eserleri, bir sürü televizyon kanalında, bir sürü yerde, otelde, uçakta, orada burada tekrar tekrar gösteriliyor, bu insanların hiçbiri bu eserlerinden tek kuruş telif hakkı alamıyorlar. Bütün kanallar bu işin ekmeğini yiyor, ne işin sahibi olan, o filmleri çeken yönetmenler ne bu eserleri yazan senaristler ne bu bayıldığımız karakterlere can veren oyuncular kendi emeklerinden bizim yüzümüzden beş kuruş yararlanamıyor sevgili arkadaşlar. Neden? Çünkü bizim Meclisimizin kanunları değil, orman kanunları geçerli bu televizyon ve sinema alanlarında. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, ilginç bir şey söyleyeceğim size: Türkiye'de sinemada ya da televizyonda iş mi yapmak istiyorsunuz, iki tane şeyi baştan kabul edeceksiniz.

Bir: "Kardeşim, yüz seksen dakika dizi çekeceğim diye sabahtan akşama, akşamdan sabaha canın çıkıyor olabilir, bunun bir önemi yok, primini kendin ödemezsen sen bu sektörden emekli falan olamazsın." Amir hükmü var kanunun -TRT Müdürü buradadır Sayın Bakan, bir soralım, 5510 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin (2)'nci fıkrasının (b) bendi- "Sen bu sanatçıları sigortalı yapacaksın." diyor, hiç kimse yapmıyor. Devletin televizyonu devletin yasasına uymuyor; biz diğer yapımcılardan, diğer kanallardan bunu nasıl bekleyeceğiz, ben gerçekten bunu merak ediyorum.

İkinci bir husus: "İster Haluk Bilginer ol, ister ünlü ol, ister ünsüz ol, sen yarattığın eserin peşine düşemezsin." diyor bize bu sistem ve biz bu telif hakları yasamızı değiştirmediğimiz için bu insanlar bu şekilde sömürülmeye devam ediyorlar. Bunu sadece ben bilmiyorum, Sayın Bakanlık da çok iyi biliyor. Bu yüzden üç değil, beş değil, bakın, tam on yıldır telif hakları yasasında gerekli düzenlemeleri yapmak için çalışıyoruz ama on yıldır biz bir arpa boyu bile yol alamıyoruz ne yazık ki sevgili arkadaşlar.

Bakın Sayın Bakan, desteklerimiz arttı, sinema desteklerimiz arttı, tiyatro desteklerimiz arttı -doğruya "doğru" demek lazım- bunun için ben size teşekkür ediyorum ama sinemaya 37 milyon ayırdığımızı söylüyoruz bu sene. Bakın "Küçük Şeyler" diye bir film var; hayatla derdi olan, gerçek bir sinema filmi, gişe kaygılı bir iş değil, 100 salonda gösterime girdi, çok da güzel izleniyordu insanlar tarafından. Bir haftanın sonunda, ne olduysa oldu, 4 salona düştü. Ağzınızı açıp tek bir cümle kurmadınız.

"Kültür merkezleri açtık." diyorsunuz, sunumlarda var. Daha yeni Malatya'da açtığınız kültür merkezinde Ankara Birlik Tiyatrosu'nun "Aman Başkan Duymasın" oyunu sudan bir sebeple yasaklandı. Bir tek o değil, Levent Üzümcü'nün "Anlatılan Senin Hikâyendir" var, Cansu Fırıncı "Taranta Babu'ya Mektuplar"da oynuyor, her yerde yasaklanıyor bu oyunlar. Diyorsunuz ya "Tiyatrolara 6 milyon veriyoruz, destekleri artırdık." Ağzınızı açıp bu sansürlerle, bu aleni sansürlerle ilgili bir cümle kurmadığınız zaman ne yazık ki fazla inandırıcı olamıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, şimdi, tüm Bakanlığın 2020 bütçesine bakıyorum, toplam 5 milyar. Turizmi bir kenara koyuyorum sevgili arkadaşlar, saray eşrafının kültür sanata reva gördüğü kaynak 1, taş çatlasın 2 milyar lirayı geçmiyor. Dünya standardı var bu işin, diyor ki: "Genel bütçenin yüzde 1'ini ayıracaksın." Yani en az 10 milyar TL ayırmamız lazım bizim bu alana. Biz 1-2 milyar ayırıyoruz, sonra da bunu takdir etmemizi bekliyorsunuz bizden.

Gerçi ülkeyi ne yazık ki öyle bir hâle getirdiniz ki gerçekten insanlar karınlarını doyurma telaşından ne tiyatro ne sinema düşünebiliyorlar. Sayenizde resimden, heykelden geçeli epeyce oldu. Kitap desek, kâğıt üreten fabrika bırakmadığınızdan, ithal kağıtlardan kitap okumak bile ne yazık ki lüks artık Sayın Başkan. Velhasılıkelam, ülkeyi öyle bir batırdınız ki sanat için neden para az diye ben bu kürsüden her sorduğumda, ekonomik kriz yüzünden nefes alamayan insanlar dönüp bana kızıyorlar: "Ya, senin başka derdin mi kalmadı bu memlekette?" diye.

Şunu düşünüyorum: Peki, haklı mısınız ya da mesela, bu eleştiriler haklı eleştiriler mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Sayın Başkanım, bir dakikaya daha ihtiyacım olacak.

BAŞKAN - Devam edin.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Yani sanattan kısıyorsunuz da sanattan kıstıklarınızı siz gerçekten milletin refahına mı aktarıyorsunuz? Mesela gençlere iş mi yaratıyorsunuz bu parayla? Ocağına incir ağacı diktiğiniz çiftçiye, hayvancıya mı veriyorsunuz sanattan artırdıklarınızı? (CHP sıralarından alkışlar) Hayır arkadaşlar, siz yine ne yazık ki sadece lüks peşindesiniz, yine israf peşindesiniz, yine yandaş semirtme peşindesiniz. Bakın, bütün tiyatroyu, sinemayı üst üste koyduk, bir senede verdiğiniz destek kaç para biliyor musunuz? 45 milyon TL. Öbür taraftan, dönelim, kuş uçmaz kervan geçmez bir yere havalimanı yapıyorsunuz, orada "yolcu garantisi" adı altında yine bu şirketlere peşkeş çektiğiniz para 160 milyon TL; sanata reva gördüğümüz teşviklerin 4 katı. Yani "Zengini nasıl daha zengin, yoksulu nasıl daha itaatkâr ederim."den gayrı bir dert görmüyorum ben bu bütçede. Tam da bu yüzden sanattan korktuğunuzu düşünüyorum zaten. Sanatın ve sanatçının kitleleri uyandırma gücünü de ne yaparsanız yapın sanatı kontrol altına alamadığınızı da çok çok iyi biliyorsunuz.

BAŞKAN - Selamlayalım.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Son üç cümlem Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Selamlayalım.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Selamlayacağım, teşekkürler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Selamlamak için süre veriyorum Sayın Kadıgil.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Bile bile tarihteki her zorba devrin düştüğü yanlışa düşüyorsunuz; iyice sıkarsak elbet bir gün özgür sanat da pes eder, boğulur ölür sanıyorsunuz. Ama unutmayalım sevgili arkadaşlar: "Halka gerçekleri gösterecek sanat kalmayınca devrimiz daim olur, tarih bizi yazar." sandı nice bazıları. Hâlbuki herkes mıh gibi aklında tutarken Brecht'in, Nazım'ın adını, kimse hatırlamaz ve inadına hatırlamayacak onlara zulmeden korkakları.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)