GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:27
Tarih:05.12.2019

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Malatya'nın önemli bir probleminden daha bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz, Malatyaspor'umuz Süper Lig'de mücadele ediyor, şu anda iyi bir durumda. Yine, karaciğer nakil merkezimiz var ki sadece Malatya'nın değil, Türkiye'nin gururu. Dünyada en çok karaciğer nakli yapan enstitü Malatya'da. Turgut Özal Tıp Merkezimiz var, önemli bir sanayi merkezimiz var, üniversitemiz var, kayısımız var ama buna rağmen uçağımız yok değerli arkadaşlar. Malatya büyükşehir ama maalesef büyükşehirlik lafta kalıyor. Malatya'nın havaalanı var ama uçak saatleri yeterli değil. Bizler, buradaki AKP'li ve MHP'li milletvekillerimiz de dâhil, hep beraber Elâzığ'dan gidip Elâzığ'dan geliyoruz. Sabah altıda bir uçak koymuşlar, bir de gece 23.45'te; onun dışında uçak yok. Malatya âdeta kendi içine hapsedilmiş durumda, bunun çözülmesi gerekiyor değerli arkadaşlar, bu Malatya için ciddi bir problem.

Şimdi, Erzurumlu teyzeye demişler ki: "Teyze teyze, ağustos ayında Erzurum'a kar yağıyor." Teyze de "Yağar tabii, sahipsiz memleket." demiş. Değerli arkadaşlar, peki, Malatya'nın sahibi var mı? Vallahi, sahibi gibi davrananlar var; kimin müdür olacağına, kimin memur olacağına, hangi müdürün nereye atanacağına, hangi ihalenin kime verileceğine, ihaleyi kimin alacağına, kimin çocuğunun memur olacağına karar verenler var. Ama bir de Malatya'nın hakkını hukukunu savunan Malatya Milletvekili Veli Ağbaba var. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Ben birileri gibi Malatya'nın sahibi değilim, Malatya'nın hizmetkârıyım. Malatya'nın hakkını hukukunu savunmak benim boynumun borcu, bunu da sonuna kadar yapmaya devam edeceğim.

Değerli arkadaşlar, biraz önce birkaç konudan bahsettim, ilginç durumlar var dedim. Bir iki ilginç durumu daha dikkatinize sunmak istiyorum. Malatya iline bağlı Kuluncak ilçesi var, Kuluncak ilçesine bağlı bir köy var, Ilısuluk köyü, bu köy Kuluncak'ın en büyük köyü. Köyde fıkraları aratmayacak bir olay var değerli arkadaşlar. Köyün girişinde çok keskin bir viraj var, bu virajın altında uçurum var. Bu virajı alamayan araçlar zaman zaman aşağıya düşüyor. Ne yapılmasını beklersiniz? Normal şekilde o viraja bir bariyer yapılmasını beklersiniz değil mi Sayın Özkan? Bariyer yapılmasını beklersiniz ama ne yapmış siyasi anlayış? Oraya bariyer yapmak yerine düşen araçları çıkarmak üzere yol yapmışlar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Recep'e söyle, Recep bilir.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, abartmadan söylüyorum: Bariyer yapmamışlar, o araçları çıkarmak için yol yapmışlar. Değerli arkadaşlar, olacak iş değil, Allah akıl fikir versin diyoruz.

Yine, bir sorunumuz var ki, bir derdimiz var ki âdeta sadece Malatya'yı değil, Türkiye'nin birçok ilini ilgilendiren bir problem, çevre problemi değerli arkadaşlar. Bu ÇED raporları o kadar gelişigüzel veriliyor ki Malatya'da taş olup da taş ocağı ruhsatı verilmeyen yer yok. Malatya'nın hemen yanı başında Çerkezyazısı dediğimiz bölgede köylüler taş ocaklarına isyan ediyordu, taş ocaklarının durdurulması gerekirken bu yaz yeni taş ocağı ruhsatları veriliyor değerli arkadaşlar. Bu, Görgü (Cafana), Atalar (Haçova), Fatih gibi birçok köyü ilgilendiriyor ve maalesef bu köyler âdeta yok olma durumunda. Niye bu köylere veriliyor biliyor musunuz? Çünkü bu köyler hemen merkezin yanı başında, şirketler para kazansın diye -köylü kimsenin umurunda değil, fakir fukara kimsenin umurunda değil- âdeta orası yok ediliyor.

Bakın, değerli arkadaşlar, Görgü, Haçova, Kuyulu, Kuşdoğan, Fatih, Duruldu köyleri, geçen günlerde, seslerini Türkiye'ye duyursunlar diye, seslerini yanı başlarındaki iktidar milletvekillerine duyursunlar diye ana yolu kestiler, eylem yaptılar. Ne yaptılar biliyor musunuz? Oraya hemen biber gazıyla, copla müdahale ettiler; bir gün AKP iktidarında bilin ki herkes terörist olmayı tadacaktır. Bu taş ocağı ruhsatı verenleri, buna göz yumanları buradan kınıyorum. Maalesef, Malatya'nın birçok yerinde taş ocakları su kaynaklarımızı, köylerimizi yok ediyor.

Değerli arkadaşlar, yine bir meselemiz var, çevre meselesi. Bir Tohma Çayı'mız var. Sivas'ın Malatya sınırından çıkıp Malatya'ya hayat veren bir Tohma ki bu Tohma kanalizasyon sularıyla kirletiliyor; eskiden girilen, sulama suyu olarak kullanılan Tohma maalesef kullanılamıyor. Bu Tohma'nın üzerine maalesef birçok HES yapıldı, bu HES'ler suyu yok ettiği gibi şimdi de çevremizi yok ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Ağbaba.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bu yaz bir şey yaşadık Tohma'da değerli arkadaşlar, Kangal Termik Santrali'nin göletinden kirli sular sızdı, Tohma tamamen yok oldu, içindeki balığından canlısına kadar yok oldu ve bununla ilgili bir tek kişi cezalandırılmadı. Tohma maalesef baştan aşağıya yok ediliyor, Tohma artık eski Tohma değil değerli arkadaşlar. Buranın mutlaka kanalizasyon sorununun çözülmesi gerekiyor, mutlaka buradaki bu çevreyi kirleten sorunların çözülmesi gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, yine bu Tohma'yla ilgili bir şeyi söyledikten sonra -Tohma'nın mutlaka kurtulması gerekiyor- geçtiğimiz yaz Hekimhan'ın bir köyünde yaşadığımız bir manzarayla sözümü tamamlamak istiyorum. Güvenç köyü var, burada çok büyük, devasa maden şirketleri var. Bu maden şirketlerinin Güvenç köyünden çıkardıkları maden, işledikleri maden, ne köylülerin kayısı ekmesine ne bostan ekmesine ne de pestil yapmasına izin veriyor. Maalesef, şirketlerin hırsları köylülerin ekmeğini yok etmiş durumda. AKP milletvekillerini, iktidarı bu konuda göreve çağırıyorum: Lütfen Malatya'nın hakkını hukukunu savunun, lütfen Malatya'nın bu sorunlarına kulaklarınızı tıkamayın.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)