GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:24
Tarih:28.11.2019

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Hukuk literatüründe gerçek bir yasaya karşılık gelmeyen ancak artık bir yasama dayatması hâline dönüşen, 27'nci Dönemin 19'uncu torba yasasıyla tekrar karşı karşıyayız. Torba yasanın içerisinde zaman zaman olumlu olanlar var mıdır? Elbette vardır. İşte, 14'üncü madde de bunlardan biri. Ben de 14'üncü maddeye ilişkin partim adına söz almış bulunmaktayım.

24 Haziran Seçimleri öncesinde 16 Nisanda gerçekleştirilen referandum öncesi şöyle deniliyordu: "Bu referandumla değişecek olan Anayasa'da ve değişecek olan rejimde artık erkler ayrılığı güçlendirilecek, milletvekilleri yasa teklifi verecek ve böylelikle artık, yürütme yasamanın faaliyetlerine müdahil olmayacak ve bir daha torba yasayla karşı kaşıya kalmayacağız." Ama, üzülerek ifade etmek isteriz ki her sözde olduğu gibi bu sözler de köprüden geçinceye kadardı ve referandum bitti, 27'nci Yasama Döneminin 17'nci ayında 19'uncu torba yasayla yine Parlamentodayız.

Değerli milletvekilleri, 14'üncü madde, Denizli, Afyon, Malatya, Erzincan illerimizde meydana gelen depremler sonrasında depremzedelerimizin mağduriyetlerinin kısmen de olsa giderilmesine yönelik olup, DASK mecburiyetinin ortadan kaldırılması ve DASK olup olmadığına bakılmaksızın depremzedelerin kısmen de olsa yaralarının sarılmasına ilişkin olduğundan, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu maddeye olumlu baktığımızı da ifade ediyorum.

Bu maddeye ilişkin, bugün aramızda bulunmayan değerli Denizli Milletvekilimiz Kazım Arslan -kendisini Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuz adına saygıyla ve minnetle anıyoruz, rahmetle anıyoruz- ilk teklifi vermişti. Onun ölümünden sonra, eylül ayında aynı değişikliğe ilişkin de tarafımdan bir yasa teklifi sunulmuştu. Bu torba yasa içerisinde bu teklifin görüşülmesinin bizleri de mutlu ettiğini ifade etmek isterim.

Değerli milletvekilleri, şimdi sizlere Berfin Özek'i göstermek istiyorum, 19 yaşında. Ancak geçtiğimiz günlerde eski erkek arkadaşı tarafından yüzüne asit atılması sonucu, maalesef Berfin bu hâle geldi. 19 yaşında genç kızımız. Berfin'in salı günü duruşması vardı ve yaralamaya teşebbüsten dolayı, kendisini bu hâle getiren sanık hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası talep edildi. Berfin'in kulakları yoktu, kulak yapıldı; Berfin'in burun delikleri yoktu, burun yapıldı; Berfin'in bir gözü tamamen kör oldu, bir gözü kısmen görüyor; Berfin asidin boğazını yakması sonucu nefes almakta güçlük çekiyordu, burnuna takılan bir aparatla nefes alması rahatlatılmaya çalışıldı.

Değerli milletvekilleri, şimdi, "Öldürmeye teşebbüs değildir." denilen Berfin'in hâli budur. Berfin 19 yaşında böyle bir genç kızken maalesef kadına yönelik bu şiddet nedeniyle bu hâle gelmiştir. Şimdi, öldürmeye teşebbüs değil de yaralama olarak bunu addetmek mümkün mü? Bu, her birimizin evladı, kardeşi ve çocuğu olabilirdi.

Evet, Berfin bizlerden adalet bekliyor. Beş duyu organı ölümcül hasar gören Berfin, sırf kadın olduğu için bu hâle getirilmesinden dolayı, ne takdiri indirimlerden ne de yaralamadan faydalanmadan, bu hâle getirenlerin, sanığının öldürmeye teşebbüsten yargılanmasını istiyor. Bizler de Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Berfin gibi, Hafize Kurban gibi, Emine Bulut gibi kadınlarımızın haklarına sonuna kadar sahip çıkmak için üzerimize düşeni yapmayı niye bekliyoruz, hâlâ neyin peşindeyiz? Her birimiz 25 Kasımda, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde ve onun sonrasında hamasi nutuklarla hem paylaşım yaptık hem açıklamalar yaptık. Artık hamasi nutukları bir kenara bırakalım ve Berfin'e, Hafize'ye, Emine'ye ve nice ismini sayamadığımız erkek cinayeti, erkek şiddetiyle yaşamına son verilmiş ya da bu hâle getirilmiş kadınlarımıza sahip çıkalım diyorum.

Parlamentoyu, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)