GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Uluslararası Şeffaflık Derneğinin Adalet Bakanlığının yayımladığı adli istatistiklerden yararlanarak yapmış olduğu araştırmaya göre AK PARTİ iktidarları döneminde yolsuzluk, rüşvet ve görevi kötüye kullanmanın normalleştiğine, TÜRK-İŞ'in açıkladığı kasım ayı açlık ve yoksulluk sınırına, TÜİK'in rakamlarının inandırıcı olmadığına, Engelsiz Bileşenler Federasyonunun talepleri ile engellilerin sorunlarına duyarlı olunması gerektiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:22
Tarih:26.11.2019

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, Uluslararası Şeffaflık Derneği var, Adalet Bakanlığının yayımladığı adli istatistiklerden yararlanarak bir araştırma yapmış; yolsuzluk suçlarını içeren çeşitli maddeler uyarınca açılan davaları ve alınan kararları derlemiş. Bu istatistiklere göre, 2009 ile 2018 yılları arasında kamu güvenine karşı işlenen suçlarda -yani parada sahtecilik, evrakta sahtecilik, mühür bozma gibi suçlar- "Kovuşturmaya yer yoktur." kararları yüzde 23'ten yüzde 45'e çıkmış, işlendiği iddia edilen suçlara yönelik açılan kamu davaları ise yüzde 44'den yüzde 29'a düşmüş. Yine, kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlara baktığımızda -ki rüşvet, nüfuz ticareti, görevi kötüye kullanma gibi suçlar var- burada da "Kovuşturmaya yer yoktur." kararları yüzde 44'ten yüzde 54'e yükselmiş, kamu davaları yüzde 40'tan yüzde 30'a düşmüş. Ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlarda ise -yani ihaleye fesat karıştırma ağırlıklı olarak- "Kovuşturmaya yer yoktur." kararları yüzde 33'den yüzde 47'ye yükselmiş, kamu davaları ise yüzde 43'ten yüzde 29'a düşmüş.

Bu istatistikler şuna işaret ediyor elbette: Maalesef bu iktidar döneminde yolsuzluk, rüşvet, görevini kötüye kullanma normalleşmiş gözüküyor ve yargı, iktidarın direktifleriyle hareket ediyor, yürütmenin güdümünde hareket ediyor ve bu istatistikler, maalesef, kamudaki rüşvetin, yolsuzluğun düştüğünü değil, yolsuzlukların gizlendiğini gösteren istatistikler. Biz söylüyorduk toplumda yargıya güven kalmadı diye; sadece siyasi davalarla ilgili değil, aynı zamanda ticari davalarla da ilgili son derece ciddi bir sorun yaşanıyor. Buna bir kez daha işaret etmiş olalım diyoruz.

İkinci değinmek istediğim konu: TÜRK-İŞ, kasım ayı açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Buna, bu açıklanan rakamlara hep "açlık ve yoksulluk sınırı" deniyor ama aslında bir "vicdansızlık sınırı" demek daha doğru olur herhâlde çünkü TÜRK-İŞ'in hesaplamalarına göre, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2.103 Türk lirası, yoksulluk sınırı ise 6.850 Türk lirası. Asgari ücretle çalışanlara baktığımızda -ki yine TÜRK-İŞ'in rakamlarına göre- 14 milyon ücretli çalışanın içinde yaklaşık 10 milyon kişinin asgari ücretle çalıştığına işaret ediyor TÜRK-İŞ yani yaklaşık 10 milyon kişi aylık 2.020 lirayla kirasını ödemeye, evine ekmek götürmeye, yaşamaya çalışıyor. Vahim bir durum bu tablo elbette ki.

Baktığımızda TÜİK'in rakamları inandırıcı değil. Bunu her zaman söylüyoruz ama buna rağmen, inandırıcı olmayan rakamlara bile baktığımızda, mutfak enflasyonuna baktığımızda, geçtiğimiz ay yayımlanan rakamlara göre gıdada yüzde 22, konutta yüzde 16, sağlıkta yüzde 28 gibi rakamlarla karşı karşıya kalıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yani sokaktaki hayat pahalılığıyla TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamlarının çok fazla bir bağı olmadığını biliyoruz. Bu kadar ciddi bir sorun yaşanıyor ve bugün toplumda görülen intiharlar, cinayetler, zaman zaman lince dönüşen cinnet hâlleri; bunların hepsi aslında adaletsizlik, eşitsizlik, yoksulluktan kaynaklanan, toplumsal adaletin bu iktidar döneminde yerle bir edilmiş olmasından kaynaklanan sonuçlardır diye düşünüyoruz.

Değinmek istediğim üçüncü konu: Engelsiz Bileşenler Federasyonuyla görüştük. Engelsiz Bileşenler Federasyonu demokratik sivil toplum faaliyetlerinin etkinleştirilmesini ve geliştirilmesini sağlamak ve bu konuda çalışmalar yapmak amacıyla bir araya gelen derneklerden oluşuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Biliyorsunuz Türkiye'de engelli olmak sistematik ve çok boyutlu bir ayrımcılığa maruz kalmak anlamını da taşıyor ve tüm engel gruplarına yönelen ötekileştirme evde, sokakta, iş yerinde yaşanıyor, her gün yaşanan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Şimdi kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan yaklaşık 57 bin engelli memurun yalnızca dörtte 1'i eğitim durumuna göre yetkin oldukları alanlarda çalışabiliyor ve Engelsiz Bileşenler Federasyonu da buna işaret ediyor, geri kalanlar ise zorunlu kotayla belirlenmiş kadrolarda çalışabiliyor, ağırlıklı olarak mavi yakalı pozisyonlarda istihdam ediliyor. Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı'yla devlet memurluğuna atanan birçok engelli için mezuniyetlerine uygun kadrolar açılamıyor. Engelsiz Bileşenler Federasyonu, bu alandaki eşitsizliklere işaret edip taleplerini ilettiler. Yetkin olmadıkları alanlarda çalışmak zorunda kalan engelliler, verimliliklerinin azalmasından ve âciz bireyler gibi görülmekten ve ayrımcılıktan da son derece rahatsızlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Meclisteki bütün partilere çağrımız, bu konuda, engellilerin sorunlarına ilişkin daha duyarlı davranmaktır.

Teşekkür ediyorum.