GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 6 Kasım Yükseköğretim Kurulunun kuruluşunun 38'inci yıl dönümü vesilesiyle üniversitelerin bugünkü hâlinin darbecilerin bile tahayyülünde olmayan bir hâl olduğuna, rektörlerin atanıyor olmasının yürütmenin kontrolü altında bir üniversite hayatı, bir akademik hayat inşa edilmesine yol açtığına, özgür ve özerk üniversiteler için, bilimsel ve akademik çalışmalar için, üniversitelerin niteliğini, bilimsel eğitimin kalitesini artırmak için yapılan mücadelenin devam edeceğine, işsizlik nedeniyle öğrenim kredisi borcunu ödeyemeyen üniversite mezunu gençlerin mağduriyetine ve TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranının gerçeği yansıtmadığına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:14
Tarih:06.11.2019

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün 6 Kasım, Türkiye'deki çağdaş üniversite anlayışına karşı inşa edilen antidemokratik kurumlardan YÖK'ün kuruluş yıl dönümü. 12 Eylül askerî faşist darbesinin ürünü olarak 1981'de kurulan Yükseköğretim Kurulu, kurulduğu günden bugüne, üniversitelerin üretmesi gereken bilimin, özgür ve eleştirel düşüncenin üzerine bir karanlık gibi çöktü ve maalesef çökmeye de devam ediyor. Kurulduğundan bu yana YÖK her dönemde iktidarların aracı olarak işlev gördü ve bugün de yine YÖK, üniversitelerde iktidarın muhalif öğrenci ve akademisyen oluşumun karşı kullandığı bir aygıtına dönüşmüş durumda.

Bugün üniversitelerin getirildiği hâl, o gün darbecilerin bile tahayyülünde olmayan bir hâl aslında. İktidar, üniversiteler üzerinde YÖK tahakkümünün üzerine bir de YÖK'te tek adam rejiminin tahakkümünü kurmuş oldu. Biliyorsunuz, rektör seçimleri artık yok. Hâlihazırda rektörler seçim olmaksızın atanıyor ve bu durum da akademi üzerindeki baskıyı bir üst boyuta taşıdığı gibi, yürütmenin kontrolü altında bir üniversite hayatı, bir akademik hayat inşa edilmesine yol açıyor. Artık bilimin yuvası olması, eleştirinin yuvası olması gereken yerler, atanmış rektörlerin elinde iktidarın oyuncağı hâline gelmiş vaziyette. Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin sonrasında "Allah'ın lütfu" nitelemesiyle iktidar, YÖK üzerinden öğrenci ve akademisyen kıyımı başlattı ve bunu sürdürmeye de devam ediyor. Savunma bile almaksızın akademisyen ihraç usulü, bugün bir usul hâline geldi ve yerleşti. YÖK'ün yetkilerinin genişletildiği bu dönemde özgür ve bilimsel eğitim anlayışını savunan akademisyenler bu baskılardan elbette ki nasibini aldı. Yüzlerce akademisyen, iktidara muhalif olduğu için görevinden alındı, uzaklaştırıldı, birçok akademisyen de yurt dışına gitmeyi seçti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Uluslararası akademik alanda Türkiye'nin üniversitelerinin düştüğü durum da ne yazık ki YÖK'ün müsebbibi olduğu bir konudur çünkü YÖK'teki eleştirel ve bilimsel anlayışın gelişmemesi, uluslararası alanda akademik üniversitelerde de verimli ürün yaratılmasını engellemektedir. Bu durumda, bir kez daha, yıllar sonra -1981'den bugüne kadar- YÖK'e karşı bir mücadele sürdürüldü, özgür ve özerk üniversiteler mücadelesiydi, özgür, bilimsel ve akademik çalışmalar mücadelesiydi; üniversitelerin niteliğini, bilimsel eğitimin kalitesini artırma mücadelesiydi. Elbette ki bu mücadele bundan sonra da sürecek.

Üniversitelerden söz edince, elbette ki üniversitede okuyanların sorunları üzerine de bir iki cümle söylemek istiyorum. Bugün üniversiteden mezun olup da KYK borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 5 milyona ulaşmış vaziyette.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Devamla) - 280 bin üniversite mezunu hakkındaysa yasal işlem başlatılmış vaziyette; yani, "yasal işlem" dediğimiz de, e-haciz, ödenmemesi durumunda icra işlemi yapılıyor. Öğreniminin sona ermesinin ardından ödenmeyen borçlara aylık yüzde 1,4 oranında gecikme faizi uygulanıyor; bu nedenle, geciken borcun, alınan kredinin 2 ya da 3 katına çıktığı zamanlar da oluyor.

Bugün gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 25'i aşmış vaziyette; son derece vahim bir tablo. Elbette Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı "Efendim, işsizlik olabilir. Her üniversite mezunu, iş sahibi olacak diye bir şey yok." demişti ama her 4 öğrenciden, gençten 1'isinin işsiz olması gerçekten vahim bir tablo olduğunu gösteriyor.

Geçtiğimiz günlerde TÜİK, enflasyon oranını açıkladı. Bu verilere göre ekim ayında 418 tüketim maddesinden 289'unun fiyatında artış olduğu görünüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Devamla) - Şimdi, TÜİK rakamlarına göre aylık enflasyon 8,55 gözüküyor. Açıklanan enflasyon rakamları bir kez daha gösteriyor ki TÜİK'te kalem kimin elindeyse -yani iktidarın- hükmü de o belirliyor. Bu rakamlar gerçeği yansıtmıyor. Enflasyon rakamları ne olursa olsun sokağın enflasyonunun, gerçek enflasyonun, hayat pahalılığının yüzde 25 ile yüzde 30 arasında bir aralıkta cereyan ettiğini aslında herkes biliyor. Tüketici Fiyat Endeksi'nin Ekim 2019 rakamlarında ana harcama gruplarına baktığımızda, örneğin gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 22 görünüyor, konutta yüzde 15,8 görünüyor, ev eşyasında yüzde 23'e ulaşmış vaziyette, sağlıkta yüzde 18 civarında, ulaştırmada yüzde 11 gözüküyor. Sadece bu veriler bile aslında sokaktaki hayat pahalılığının TÜİK'in açıkladığı rakamla alakasının olmadığını bir kez daha gösteriyor. Zaten on iki aylık ortalamalara göre de baktığımızda enflasyon oranı yüzde 16,81 gözüküyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum.

Son bir yılda elektriğe toplamda yüzde 60,9; doğal gaza yüzde 52; akaryakıta yüzde 30; gıdaya yüzde 50; beyaz ete yüzde 40; süte ise yüzde 50 oranında zam yapıldı. Bu gerçekler, açıklanan enflasyon rakamının hayatla hiçbir alakasının olmadığını gösteriyor.

Şimdi, bir başka konu da -son olarak ona değinmek istiyorum- bu enflasyon rakamlarının ne kadar masabaşında ayarlandığını gösteren bir konudur. Yeniden değerleme oranı belirlendi 2020 için. 2020 yılından itibaren geçerli olmak üzere dava açma ücretleri, emlak vergisi, trafik harcı, cezası, pasaport harçları gibi birçok kalem yüzde 22,58 zamla karşı karşıya kaldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlıyoruz.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, bu zamlar bile toplumun büyük kısmını etkileyecek, yaşamını zorlaştıracak olan oranlardadır. Bu oran bile aslında resmî olarak TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranının gerçek olmadığını gösteren bir veridir.

Teşekkür ediyorum.