| Konu: | Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 13 |
| Tarih: | 05.11.2019 |
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 16'ncı maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.
Sözlerime Türk siyasetinin unutulmaz ismi, Kıbrıs fatihi, büyük devlet adamı, halkçı Bülent Ecevit'i sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanunun 16'ncı maddesinde yapılan değişiklikle, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, gemileriyle başka bir ülkenin karasularında, münhasır ekonomik bölgelerinde veya uluslararası sularda avcılık yapabilmeleri için Tarım ve Orman Bakanlığının belirlediği şartlara uymaları zorunluluğu getirilmektedir. Bu madde muğlaktır. Standartlar nedir, nasıl konulacaktır? Üreticimizin yükümlülükleri ağır mı olacaktır? Bu konuda Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Ali Güney'i Komisyonda dinlemiştik. Ali Güney şöyle diyor: "Türkiye karasularında av baskısını azaltmak isteyen üreticilerimiz Senegal, Moritanya gibi ülkelere giderek balık avlamaktadır. Balıkçılarımız burada Türk Bayrağı'yla avcılık yapmakta, tuttukları balıkları da oradaki firmalara tonu 125-150 dolardan satmaktalardı. Tayfalarının yüzde 85'i Türk, yüzde 15'i de o ülkenin vatandaşıdır; böylece, vatandaşlarımıza da istihdam olanağı sağlamaktadırlar. Ancak ülkemize döviz kazandıran ve yabancı sularda yapılan bu avcılıkta, maalesef, üreticimiz yalnız kalmaktadır. Yabancı ülkelerde yapılacak balıkçılık için Türkiye Cumhuriyeti'nin devreye girmesi gerekmektedir. Bu ülkelerle yapılan anlaşmalarda balıkçılarımızdan taraf olunmalıdır." Ancak Ali Güney Beyefendi'nin de işaret ettiği üzere, burada tutulan balıkların yüzde 25'ini de Türkiye'ye getirebilmek, bu tip anlaşmalar yapabilmek mümkündür. Böylece hem iç tüketime dönük adım atılmış olacak hem de balıkçılarımız kendilerini daha güvende hissedeceklerdir.
Bir diğer husus da balıkçılarımızın Ziraat Bankasından 2017-2018 yıllarında kullanmış oldukları sübvanseli, yüzde 4,5'luk kredilerin yurt dışında avlanmaları sebebiyle Ziraat Bankasınca geri istenmesi ve ticari faiz uygulamalarıyla karşı karşıya kalmalarıdır; bu da kabul edilemez. Bu durumda üreticilerimiz zora düşmüş, Dışişleri Bakanlığına, Tarım ve Orman Bakanlığına, Hazineye yazı yazan üreticilerimiz, maalesef, sonuç alamamışlardır. Buradan sesleniyoruz: Ülkemize döviz getiren üreticimizi, balıkçımızı perişan etmeyin, üreticimizin sesine kulak verin, dertlerine derman olun.
Esasında bu yasa teklifiyle -bütün olarak baktığımızda- maalesef, küçük üretici değil sadece patronlar korunmaktadır. Ülkemizde 554 tane su ürünleri kooperatifi bulunmasına rağmen, küçük kooperatiflerimizin bünyesinde örgütlenmiş küçük balıkçıların desteklenmemesinin dışında, sektör paydaşları dahi faydalanmamaktadır. Zaten ülkemizin en önemli eksiklerinden biri de kooperatifçiliğimizin desteklenmemesidir. 2020 bütçesine baktığımız takdirde, su ürünleri örgütleri ile il müdürlüklerinin kapasitelerinin geliştirilmesi projesi için sadece 100 bin lira para ayırmışsınız sevgili arkadaşlar. Baktığınız zaman, bu da şaşılacak bir durum değil çünkü siz kooperatifçiliği düşünmüyorsunuz, siz küçük ölçekli işletmeleri düşünmüyorsunuz; sizin için varsa yoksa 5 iş adamı ve sizin dertleriniz arasında kooperatifleri güçlendirmek yok.
Balıkçılığın gelişmesi için, limanları kiralayan kooperatiflere balık satışı açısından da izin verilmesi, barınaklarda satış yerlerinin açılması gerekmektedir. Bugün esnafımız, çiftçimiz, üreticimiz, balıkçımız para kazanamadığı için kan ağlamaktadır. Bu durum dikkate alınarak küçük balık üreticilerinin de desteklenmesi önemlidir.
Sözlerimi değiştirmem gerekiyor. Ya, ne değişti? Süt üreticisi vardı. Seçim öncesi çıktınız, seçim için, oy için, oy devşirmek için 10 kuruş prim desteğini 25 kuruşa çıkardınız ama şapka düştü, kel göründü, seçim bitti, maalesef, arzu ettiğiniz sonuçları alamadınız ve o zaman geldiniz, çiftçiyi cezalandırdınız. Mayıs ayı geldiğinde 25 kuruş olan prim desteğini 10 kuruşa çektiniz. Arkadaşlar, maç bitti, oyun bitti, siz oyunu tekrar başa alıyorsunuz, diyorsunuz ki: "Oyunun kuralları değişti." Sonuçta, çiftçinin hak etmiş olduğu 25 kuruş prim desteğini siz gasbettiniz. Cumhuriyet tarihinde olmayan bir şeye AK PARTİ iktidarları imza attı. Geriye dönüp çiftçinin parasını gasbettiniz. Nasıl? Kanunen hakkı olan gayrisafi millî hasılanın yüzde 1'inin verilmesi gerekirken -gasbettiğiniz destekler gibi- yine çiftçinin süt primini gasbettiniz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; diğer bir konu da kendi bölgem Ergene'yle ilgili. Ergene'de geçmişte, baktığımız zaman, dedelerimiz 22 tane balık türünü tutarken bugün ise o Ergene'den maalesef, ağır metaller akmakta ve Ergene ağlamaktadır. Geldiğimiz noktada, baktığınız zaman, Türkiye'de istatistiklerde kanserden ölümlerde kendi ilim 5'inci sırada arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Aygun.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Yine, bakınız, geçtiğimiz günlerde Çorlu Kurudere'de... Mayıs başında, maalesef, Kurudere aynen böyle olmuştu. Kurudere'de balıklar öldü, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün almış olduğu tahlillere bakıyorsunuz, maalesef, diyor ki: "Alınan atık su temiz." Vicdanlara sesleniyorum, balıklar ölmüş ama sizin laboratuvarlarınızdaki sonuç "temiz" diyor. Bu dünya da var, öteki dünya da var arkadaşlar. Bugün laboratuvarda bunu aklayabilirsiniz ama vicdanlarınızda bunu aklayamazsınız diyorum.
Bu düşüncelerle saygılarımı sunuyorum ve inşallah, sizler de bir gün kanserle mücadele etmezsiniz, kanserli bir yakınınız olmaz temennisinde bulunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)