| Konu: | Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 13 |
| Tarih: | 05.11.2019 |
NECATİ TIĞLI (Giresun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 12'nci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Geçtiğimiz yıl Meclis Başkanlığına "Su Ürünleri Kanunu'nun 7 maddesinde değişiklik yapılsın." diye kanun teklifi sunmuştum ama bu teklifin Komisyonda okunmasını ve görüşülmesini kabul etmediniz, oysa bilgilenme adına okusaydınız birazcık daha güzel olurdu.
Bu kanun teklifinin ilk hedefi su ürünlerinin korunması ve gelecek nesillere aktarılması olmalıydı. Teklif, sürdürülebilir hedeflerden yana olmalıydı, ekolojik dengenin korunmasından yana olmalıydı; su ürünleri mühendisleri, su bilimleri mühendisleri, balıkçılık teknolojisi mühendisleriyle ilgili olmalıydı ama görüyoruz ki bunların hiçbiri yok.
Görüştüğümüz bu kanun teklifinin maddelerine balıkçılıkla ilgili hangi sivil toplum örgütü olur verdi? Amatör olta balıkçılığı derneklerini dinledik mi? Hangi akademisyenlere kulak verip bilimsel verileri inceledik? Acaba su ürünleri mühendisleri dinlendi mi, görüş alındı mı? Biz bunların hiçbirini bilmiyoruz, önergeye imza veren milletvekillerinin de bildiğini zannetmiyorum. Bilinen bir tek şey var, bu kanunun "idari yaptırımlar" bölümünde bir sürü rakamsal değişikliğin yapıldığı ama hiçbirinin koruyucu ve caydırıcı niteliği olmadığıdır. Örnek vermek istiyorum: Ruhsat tezkeresi almadan ticari amaçlı su ürünleri avlayan kişilere 1.000 lira ceza veriyoruz. Bu 1.000 lira cezanın hiçbir caydırıcılığı yok. 1.000 lira 4-5 kasa palamudun fiyatı. Yine, aynı şekilde kurallara uymayan amatör avcılara "250 lira ceza" diyoruz. Peki, 250 lira cezanın bir caydırıcılığı var mı? Çok dikkat edelim sayın milletvekilleri, 1.000 lira ceza kesmekle, 250 lira ceza kesmekle caydırıcı falan olunmuyor.
Sayın milletvekilleri, değerli Komisyon üyeleri; dikkatinizi bu hassas konuya çekmek istiyorum. Sizin kaçınız balık tutmaya gitti ya da balıkçılıkla ilgileniyorsunuz ya da deniz kenarında yaşıyorsunuz? Livar nedir? Ağ nedir? Misina nedir? Tırıvırı nedir? Balıklarda boy limiti ne olmalıdır, kilo limiti ne olmalıdır? Bunları biliyor muyuz? Bunları bilenler su ürünleri mühendisleridir, bunları bilenler sahada gezenlerdir, bunları bilenler balıkçı dernekleridir, bunları bilenler balıkçılıkla haşır neşir olanlardır. Sofrasında balık eksik olmayan Avrupa Birliği ülkelerinde gırgırla avlanma derinliği 50 metre ama bizde 24 metre. İktidar elinden gelse gırgır teknelerini plajlarımıza kadar sokacak. Kasım ayı geldi, tezgâhlarda ne hamsi var ne istavrit var ne mezgit var, palamudu hiç görmedik. Karadeniz'de üreyen uskumru tezgâhlara Norveç'ten geliyor. Hani fakirin umuduydu balık? Fakir, balığı sadece kitaplarda görüyor, ansiklopedilerde görüyor. Balıkların üzerindeki baskı azalmadıkça, üremelerine izin verilmedikçe, boy limitlerine uyulmadıkça balığa hasret kalacağımız günler çok yakındır. O nedenle, denizlerimizdeki av yasağı dönemini bir an önce 1 Nisan ile 30 Eylül tarihleri arasında olarak değiştirelim yoksa yarın çok geç olacak. Kiraya verilecek yerler belirlenirken neden balıkçı derneklerinden ve su ürünleri mühendislerinden görüş alınmıyor? Kiraya verilecek yerler de öyle beş on yılla falan verilmemeli, kiralama tek bir balık türü için olmalı. Kiraya verilen yerlerde amatör olta balıkçıları haftanın yedi günü avlanabilmeli. Karaya çıkartılan su ürünleri için denetime açık şekilde merkezler belirlenmeli, çıkış noktasından satış noktasına kadar tüm faaliyetler faturayla belgelendirilmeli, denetimler çok ciddi yapılmalı. Bu kanuna göre, her dört yılda bir hazırlanan, amatör ve ticari amaçlı olmak üzere su ürünleri avcılığını düzenleyen iki tebliğimiz var. Bu iki tebliğ neden her yıl hazırlanmıyor da dört yılda bir hazırlanıyor? Buna da sayın milletvekillerimin dikkatini çekmek istiyorum.
Çok önemli bir konuya değinmek istiyorum: İç sularda avlanma amaçlı kullanılan elektroşok cihazları. İnsan ölümlerine neden olan elektroşok cihazlarıyla av yapılması kanunda yasaklanmış olsa da tekne ve gemilerde bulundurmak yasak değil. Bu cihaz suyla temas ettiğinde ölümcül bir cihazdır ve caydırıcı olması için bulundurulması bile yasaklanmalıdır; ceza idari hükümlere göre değil, TCK kapsamına göre belirlenmelidir.
Sayın milletvekilleri, siz bazı maddeleri güncellediniz diye kırk sekiz yıllık 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu hâlâ gençleşmedi, hâlâ kırk sekiz yaşında ve hâlâ eski ve hâlâ uluslararası kriterlerde değil, zaten bu mantıkla da olması beklenemez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
NECATİ TIĞLI (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Tığlı.
NECATİ TIĞLI (Devamla) - Kısacası, yaptığımız bu kanun teklifi ne camiaya ne balıklara ne denizimize ne Karadeniz'imize ne Akdeniz'imize ne de Ege Denizi'mize bir fayda sağlamaz diyorum.
Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)