| Konu: | İstanbul Milletvekili Mehmet Muş'un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 13 |
| Tarih: | 05.11.2019 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Tabii, kolay bir konu değil bu kayyumlar meselesi, bunu savunmanız kolay bir konu değil; savunamıyorsunuz, mesele o. Yani siz nasıl olup da sandık hukukunu, sandık adaletini, halkın iradesini böyle gasbettiğinizi kendinize bile anlatamıyorsunuz aslında. Bakın, tekrar söylüyorum: O İçişleri Bakanı almış eline bir kalem, siyaset mühendisliği yapıyor. Neden? Koltuğunu korumak için, başka bir şey için değil, onun için yapıyor.
Şimdi, bakın, Kulp'tan bahsediyorsunuz Sayın Grup Başkan Vekili. Kulp Belediye Eş Başkanları tutuklandı, bir tek delil yok. Onu koyalım bir kenara.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı, 27'nci Dönem Milletvekilimizdi, bu sırada oturuyordu, gitti, orada belediye başkanı seçildi. Selçuk Mızraklı otuz yıldır Diyarbakır'da hekimlik yapan bir cerrah arkadaşımız, otuz yıl. Bu hekimliğinin çok büyük bir kısmını kamuda yapmış, son dönemlerde özelde çalışmış, büyük kısmı kamuda. Şimdi, bu genel cerrah olan, Diyarbakır'daki bütün sivil toplum kuruluşlarının, herkesin tanıdığı, bildiği Selçuk Mızraklı'yı sahtekâr, yalancı, ne olduğu belirsiz bir gizli tanıkla siz Belediye Eş Başkanlığından aldınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yetmedi, Selçuk Mızraklı'yı ring aracına bindirdiniz Diyarbakır'dan, on saat boyunca elleri kelepçeli vaziyette Kayseri Bünyan Cezaevine getirdiniz. Bu nedir ya? Bu, zulümdür; bu, eziyettir; bu, adaletsizlik ve hukuksuzluktur; bu, rezalettir, rezalet; kusura bakmayın bu kelimeyi kullandığım için. Sadece Selçuk Mızraklı değil, yanında Keziban Yılmaz ile Rojda Nazlıer de vardı. Biri, Kayapınar; diğeri, Kocaköy Belediye Eş Başkanları, 2 kadın arkadaşımız, ring aracında on saat elleri kelepçeli getiriyorsunuz. Nedir bu? Otuz yıl Diyarbakır'da görev yapmış bir insanı ailesinden uzaklaştırmak için Kayseri Bünyan Cezaevine... Eziyete bakın! Aynı, Selahattin Demirtaş'ı Diyarbakır'dan Edirne'ye gönderdiğiniz gibi... Örnekler saymakla bitmez. Bunun nesi savunulabilir?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bakın, bütçe meselesine gelelim. Ya, bir tane dava açılmış değildir belediye eş başkanlarımız hakkında. Daha önce kayyum atanmış 95 belediye eş başkanı için de söylüyorum, şimdiki 15 kişi için de söylüyorum. Usulsüz harcamadan, paraların yolsuzluğa sarf edilmesinden dolayı bir tek dava açılmış değildir. Yok öyle bir şey. Gültan Kışanak üç yıldan fazladır cezaevinde, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında böyle açılmış bir tek dava yok. Hangi kaynakların usulsüz kullanılmasından söz ediyorsunuz? Tamamen uydurma, tamamen uydurma bütçe meselesiyle ilgili. Ama uydurma olmayan bir şey var. Sizin atadığınız kayyumlar yolsuzluk yaptı, hırsızlık yaptı, usulsüz harcama yaptı. Bakın Sayıştay raporlarına, bakın bizim seçilmiş olan belediye başkanlarımızın ortaya çıkardıkları faturalara; usulsüz harcamalara, bunların hepsini yaptılar. Şimdi, bunlar ortadayken savunamıyorsunuz bu kayyum atamalarını. Savunamıyorsunuz ve savunamayacaksınız. Ne halkın iradesinin bu şekilde gasbedilmesini savunabileceksiniz ne de bu demokratik olmayan hukuk dışı adımı ve emin olun halk bunu affetmeyecek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Oluç, lütfen son sözünüzü söyleyin.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sanmayın ki sadece oradaki belediyeleri kastediyorum, batı için de kastediyoruz aynı şeyleri. Bütün batı illerinde, ilçelerinde, büyükşehirlerinde bu yaşananı gören demokrat ve vicdan sahibi, hukukun üstünlüğüne inanan hiçbir insan bunu kabullenmeyecek ve bunun hesabını mutlaka ama mutlaka demokratik siyaset içinde ve hukukta sizden soracaktır, bundan emin olun. O İçişleri Bakanı günün birinde Bakanlığı bittiğinde bunun hesabını hukuk önünde mutlaka verecektir.
Teşekkür ediyorum.