GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Mardin ili Kızıltepe İlçe Belediyesine kayyum atanmasıyla birlikte 65 HDP'li belediyeden 15'ine kayyum atanmış olduğuna, kayyum atanan belediyelerde çoğunluğu elde etmek isteyen iktidarın belediye meclis üyelerini de görevden aldığına ve bu durumun millet iradesini, sandık hukukunu ortadan kaldırdığına, Kürt halkının iradesinin gasbedildiğine ve demokratik siyaset alanında, hukuk alanında yapılan adaletsizliklerin hesabını sorana kadar mücadelelerine devam edeceklerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:13
Tarih:05.11.2019

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, çok uzunca zamandır konuştuğumuz bir konu var fakat bunu belli ki daha uzun zaman da konuşmaya devam edeceğiz, onlar hakkında bir şeyler söylemek istiyorum.

Dün Mardin Kızıltepe Belediyemize kayyum atandı, böylelikle 15'inci belediyeye kayyum atanmış oldu. Şimdi, biz 31 Martta yapılan yerel seçimlerde 3 büyükşehir, 4 il, 47 ilçe ve 11 beldede toplam 65 belediye kazanmıştık; 6 ilçemizde de kazandığımız belediye eş başkanlıklarını, Yüksek Seçim Kurulu kurduğu tuzak nedeniyle, kanun hükmünde kararnameli oldukları için mazbatalarını vermedi. Şimdi, bu 65 belediyeden 15'ine şu ana kadar kayyum atanmış oldu. Bakın, Diyarbakır'da yüzde 63'le, Van'da yüzde 54'le, Mardin'de yüzde 56'yla, Hakkâri'de yüzde 60'la, Yüksekova'da yüzde 66'yla, Kulp'ta yüzde 50'yle, Kayapınar'da yüzde 66'yla, Bismil'de yüzde 71'le, Kocaköy'de yüzde 62'yle, Karayazı'da yüzde 62'yle, Nusaybin'de yüzde 77'yle, Erciş'te yüzde 50'yle, Cizre'de yüzde 77'yle, Saray'da yüzde 61'le, Kızıltepe'de yüzde 70'le -küsuratları var, toparlamak için böyle söyledim- bu oranlarda kazandığımız belediyelere kayyum atanıyor.

Birincisi, şunu saptamak gerekiyor: Bu, sandık hukuku ve sandık adaletini, halkın iradesini gasbetmektir, açıkça hırsızlıktır, başka hiçbir şey değildir; seçmenlerin oyunu çalmaktır, seçmenlerin iradesini çalmaktır ve bunun adı siyasette ve gündelik yaşamda "hırsızlık"tan başka hiçbir şeyle tanımlanamaz. Bu çok açık ortada, bir kere bunu tespit etmiş olalım. Şimdi, 15 belediye gitti, 65 belediyeden 50 belediyemiz daha kaldı. Şimdi bakalım, bunlar için ne yapacaksınız.

Şimdi, bu belediye eş başkanlarını görevden almakla yetinmiyor iktidar, aynı zamanda, belediye meclis üyelerine de musallat olmuş vaziyette.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Daha yeni Van Tuşba'da 4 belediye meclis üyemiz görevinden alındı. Neden bu yapılıyor? Çünkü hangi belediye meclisinde bu iktidar sandıkta kaybettiyse seçimi, o belediye meclisinde azınlıktaysa o belediye meclisindeki bizim belediye meclis üyelerimizi görevden alıyor belediye meclisinde çoğunluğu elde etmek için. Bunun adı nedir Allah aşkına? Yani burada siyaset yapılıyor bu Mecliste. Bu Mecliste bulunan grupların hepsine soruyorum iktidara da muhalefete de: Böyle bir şey olabilir mi? Oturmuş birisi İçişleri Bakanlığında koltuğuna, eline almış bütün belediyelerin listesini, bir mühendislikle belediye meclislerinde nasıl bizi azınlığa düşürür, belediye eş başkanlarını nasıl görevden alır, nasıl o belediyeleri gasbeder, halkın iradesini gasbeder bunun hesabını yapıyor ve teker teker bu belediye başkanlarını görevden alıyor. Bu, demokratik siyaset adına asla kabul edilebilir bir şey değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sayın Başkan, bakın, Türkiye'de muhafazakâr sağın, ta Menderes zamanından bugüne kadar geldiğimizde; Süleyman Demirel zamanında da Turgut Özal zamanında da özenle sahip çıktığı bir şey vardı: Sandık iradesi, millet iradesi. Sandık hukuku ve adaleti özenle sahip çıktıkları bir şeydi. Bu iktidar Türkiye'deki muhafazakâr sağın önemle sahip çıktığı sandık iradesini, millet iradesini, sandık hukukunu ve adaletini ortadan kaldırmıştır. Artık yoktur böyle bir şey. Ve bu, Türkiye'deki muhafazakâr sağ açısından son derece ciddi bir sorundur; demokratik politik kültürün ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Bunu bir kez daha tespit edelim.

Şimdi, biz bu halk iradesi gasbına, bu sandık hukuku ve adaletinin çiğnenmesine, yok sayılmasına elbette ki kolay kolay boyun eğmeyeceğiz, bunu söylemek istiyorum. Yani bakın, söyledik, tekrar söylüyorum: Kendinize çok güveniyorsanız bugün o 65 belediyeyi kazandığımız yerlerde ve sizin gasbettiğiniz bütün yerlerde, YSK'nin de gasbettiği bütün yerlerde koyun sandıkları, hepsinden biz gümbür gümbür tekrar çıkarız çünkü halk, iradesinin gasbedilmesine asla rıza göstermeyecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Oluç.

Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum efendim.

Şimdi, kimdir bu seçmiş olan, bizim belediyelerimizde oy kullanmış olan halk? Kürt halkı. Büyük ölçüde Kürt halkıdır ve Kürt halkının iradesi gasbedilmektedir. Diyor ki bu iktidar: "Kürt'sen istediğini seçemezsin, seçersen sana yönettirmem, onu görevden alırım; orayı ben kendi atadığım vali ve kaymakamlarla yöneteceğim." Âdeta bir sömürge ülkesi gibi, vali ve kaymakamlarla halkın iradesi gasbediliyor. Bunu asla kabullenmiyoruz, bir kez daha buradan ifade etmiş olalım ve demokratik siyaset alanında, hukuk alanında bu yapılan adaletsizliklerin hesabını sorana kadar da mücadelemize devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamış olalım.

Teşekkür ediyorum.