| Konu: | İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 2 |
| Tarih: | 02.10.2019 |
CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi 26 Eylülde 5,8 büyüklüğünde yaşanan deprem, bir deprem gerçeğini daha gözlerimiz önüne serdi. Genellikle beynimizin en kuytu köşelerine atarak görmezlikten geldiğimiz deprem gerçeği ülkemizin bir gerçeği. Alp-Himalaya kuşağında olan Türkiye'nin yüzde 96'sı deprem riskiyle karşı karşıyadır ve yerleşim alanlarının da yüzde 92'si bu fay kuşakları üzerinde yer almaktadır. Şanslıyız ki bu 5,8 büyüklüğündeki deprem çok şükür can kaybıyla sonuçlanmadı, birkaç binada hasar oldu, 14 okulun tahliye edilmesiyle sonuçlandı, 1 caminin minaresi yıkıldı.
Evet, değerli milletvekilleri, bizim burada yapmamız gereken afet azaltıcı önlemlerin alınmasına dönük çalışmalar yapmak, yasalar çıkarmak. 1999 depreminden sonra birtakım yasalar çıkarıldı. Biliyorsunuz 1998'de Adana'da, 1999'da Kocaeli'de ve Düzce'de, ardından on iki yıl sonra Van'da yaşamış olduğumuz depremler ne yazık ki geçmişten ders almadığımızı ve yeterli önlemleri almadığımızı gözler önüne seriyor. Marmara depreminden sonra hemen çıkarılan Yapı Denetimi Kanunu ne yazık ki yapı müteahhitlerinin inisiyatifine bırakılmıştır, gerçek anlamda bir yapı denetimi gerçekleştirilememiştir. Burada, tüm meslek disiplinlerinin etkin olduğu bir yapının oluşturulması gerekiyor ve derhâl bu Yapı Denetimi Yasası'na bir düzenleme... Çünkü hiçbir müteahhit yoktur ki mühendise para ödeyip kendisini denetlettirsin arkadaşlar. Onun için, lütfen, bu Yapı Denetimi Yasası'nın yeniden gözden geçirilmesi acilen gerekmektedir.
İkinci olarak, 2019 yılında Türkiye Deprem Yönetmeliği haritası çıkarılmıştır; bunun da hayati işlevlere öncülük etmesi gerekir. Jeoteknik ve jeolojik raporların yönlendirici olması gerekir burada ama ne yazık ki bu da şu anda hizmet etmemektedir. Yapı denetimi işi burada da çok önem arz etmektedir.
Yine, 2011 yılındaki Van depreminden sonra "Kentsel Dönüşüm" dediğimiz ucube bir yasayla karşı karşıyayız arkadaşlar. Ne yazık ki amacından yine sapmış ve rantsal dönüşüme dönüşmüştür bu "Kentsel Dönüşüm" dediğimiz yasa. Yapı kalitesi, yapı güvenliği, zemin etütleri göz önünde bulundurulmadan, ne yazık ki tamamen ranta dönük yatırımların yapıldığı bir yasa hâline gelmiş ve kadük hâldedir; derhâl bunun da düzenlenmesi gerekmektedir bir an önce.
Yine, merkezî ve yerel yönetimlerin ranta dayalı imar ve kentleşme politikaları ortadayken; birbirinden kopuk, yanlış, amaca hizmet etmeyen yasal düzenlemelerin bir an önce düzeltilmesi gerekirken tüy dikildi...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Şevkin, tamamlayın sözlerinizi.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - ...bir de "imar barışı" diye yine ucube bir yasa çıkarıldı arkadaşlar; bu, imar barışı değil, düpedüz bir imar affıdır. Bildiğiniz gibi, kıyı kesimlerinde, tarihî, doğal, arkeolojik kesimlerde, dere yataklarında, heyelanlı alanlarda kaçak ve mevzuata uygun olmayan yapılara af getirildi. Tıpkı, bir Meclis üyesinin söylediği gibi, nasıl fay hattını kaydırmak ironik bir şeyse burada da ne yazık ki "imar barışı" adı altında imar affı getirilerek, yasal olmayan binalar yasal hâle getirilerek bunların da depreme ve afete açık olmasının önü açıldı. Bu kaçak yapılaşma affının ve de denetimsiz yapılaşmanın bir an önce sona erdirilmesi gerekiyor ve konutsuz insanların barınma ihtiyaçlarının sağlıklı bir şekilde giderilmesi gerekiyor.
Toplanma alanları dediğimizde arkadaşlar, bir park ya da okul bahçesi anlaşılmamalı. Bunların tuvaleti, duşu, ihtiyaç giderlerinin karşılandığı bir sistem oluşturulmalı. Bakın, burada bir Van depremi yakın zamanda yaşadık.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Hocam çok önemli; Başkanım çok önemli bir konu, hemen bitiriyorum.
BAŞKAN - Sayın Hocam, buyurun, peki, açalım mikrofonu.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Çok özür diliyorum Başkanım, düzeltiyorum.
Van depremi, arkadaşlar, 2011 yılında... Bakın hemen yıkıntının yanında bir çadır ve ne yazık ki bu bir toplanma alanı ve insanların barınmasını gerektiren bir yer değil. Bu ne kuyruğu arkadaşlar sizce? Bu kuyruk deprem sonrası tuvalet kuyruğu arkadaşlar. Yani insanların doğal ihtiyaçlarını giderebilecekleri, duş alabilecekleri bir nevi açık barınma alanlarının oluşturulması gerekiyor. İstanbul gibi 17 milyon nüfuslu bir yerde 10 binin üzerinde toplanma alanı olduğu söyleniyor ama 77 olduğu ifade edildi. Bunların da sağlıklı bir yapıya kavuşturulması gerekiyor.
GSM operatörlerinin, trafiğin, ulaşımın depreme dayanıklı hâle getirilmesi gerekiyor. AFAD'ın esas işlevini yerine getirmesi gerekiyor. Deprem öncesinde, deprem esnasında ve deprem sonrasında düzenli olarak çalışmaya, düzenli olarak kurtarmaya, önleme ve gelecekte de barınmaya dönük çalışmaların yapılması gerekiyor. Deprem öldürmez, kötü yönetim öldürür diyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)