GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde meydana gelen tren kazasıyla ilgili davanın ilk duruşmasında "Biz adalet için buradayız." diyen ailelerin polis tarafından salona alınmak istenmediğine ve mahkeme heyetinin davadan çekildiğine, İfade Özgürlüğü Derneğinin Engelli Web 2018 raporuna göre Türkiye kadar internet içeriklerine müdahale eden bir başka ülke olmadığına, Özgür Gazeteciler İnisiyatifi'nin 2019 yılının ilk altı aylık raporuna göre basın tarihinin en baskıcı ve sansürcü döneminin yaşandığına, açıklanan haziran ayı enflasyon oranına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:97
Tarih:03.07.2019

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın vekiller; 8 Temmuz 2018'de Çorlu'da gerçekleşen ve 25 insanımızın ölümüne, 328 insanımızın da yaralanmasına sebep olan facianın üzerinden neredeyse bir yıl geçti ve bugün Çorlu tren faciasının ilk duruşması Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Soruşturmada siyasetçiler, bürokratlar ve Devlet Demiryollarının üst denetiminde yer alan kişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmişti hatırlarsanız, sadece Devlet Demiryollarının 4 personeli hakkında bir duruşma görülecekti. Zaten bu bile bir tuhaflık yani büyük bir adaletsizlik. Ailelerin buna karşı çok büyük tepkileri var, Anayasa Mahkemesi önünde de açıklama yapmışlardı. Bu adaletsizliği kabul etmediklerini, sorumluların gerçekten yargılanması gerektiğini, 4 personelle sınırlanmayacağını ifade etmişlerdi. Sabahtan bu yana adliye önünde ve duruşma salonunda yaşananları izledik. İlk duruşmada kolluk kuvvetlerinin aldığı tutum bizi elbette şaşırtmadı çünkü bunlar, malum, o İçişleri Bakanının kolluk kuvvetleri; vicdansızlık ve saldırganlık had safhada. "Biz adalet için buradayız." diyerek adliye binasına gitmek isteyen ailelerin önü polis tarafından kesildi, aileler salona alınmak istenmedi, avukatlara saldırıldı, mahkeme heyeti duruşmadan çekildi. Mahkeme heyeti duruşmadan "Davadan önce gerçekleşen polis saldırısının heyetimizin talimatıyla yapıldığı iddia ediliyor." gerekçesiyle çekildi ve Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi konu. Yani yargının düştüğü duruma bakın, İçişleri Bakanının yaptığı hukuksuzluk nedeniyle yargı yargılamasını yapamıyor, mahkemeden çekilmek durumunda kalıyor. Bu duruma gerçekten son vermek gerekiyor. Aileler çok acılı, yakınlarını olmadık bir faciada kaybetmişler ve bu acının görünmesi ve bu acının daha fazla yaşanmaması, büyütülmemesi için de gereken adımların atılması gerekiyor. Bunu bir kez daha buradan duyurmuş olalım.

Bilindiği üzere, Türkiye'de erişime engelli "web" siteleri, haber ve sosyal medya içeriklerinin toplamına dair resmî bir istatistiki bilgi bulunmuyor. İfade Özgürlüğü Derneği, dün, Türkiye'de devam eden internet sansürlerini konu edinen bir rapor yayımladı ve Türkiye'de erişimi engellenen "web" sitelerini sıraladı. "Engelli Web 2018" isimli rapora göre, Türkiye'de 2018 sonu itibarıyla erişim engeli bulunan "web" sitesi sayısı en az 245.825 olarak saptandı. Türkiye'nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi ülkeleri arasında Türkiye'de olduğu kapsamda internet içeriklerine müdahale eden bir başka ülke yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Diğer ülkelerde çocuk pornografisi, nefret söylemi ya da telif hakları için engellemeler yapılıyor ancak Türkiye'de çok daha geniş bir mekanizma devrede ve tam bir sansürcü anlayışla, muhalefet eden, muhalif haberleri yapan, gerçek haberlerin yayılmasını sağlamaya çalışan internet sitelerine ağır bir baskı ve yasaklama uygulanıyor. İnternet sitelerini kapatmak, erişim engeli getirmek Türkiye'nin demokrasiden nasibini almaması demektir aslında. Kendi toplumundan gerçekleri saklamak isteyen bir iktidar son derece baskıcı bir anlayışa sahip olduğunu göstermektedir. Bu sansürcü anlayıştan vazgeçmek gerekir, haberleşme ve iletişim haklarının çiğnenmesinden uzaklaşmak gerekir ve gerçekten, internet medyası bugün, dünyanın her tarafında haberlerin, bilgilerin en hızlı şekilde yayılmasını ve yurttaşlara ulaşmasını sağlayan bir mecradır. Buna yönelik engelleri bir an evvel sona erdirmek gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Türkiye'de medyanın karşılaştığı yasaklar, baskılar ve sansürler bununla sınırlı değil tabii. Geçtiğimiz günlerde de Özgür Gazeteciler İnisiyatifi gazetecilere yönelik 2019'un ilk altı ayının raporunu açıkladı ve bu rapora göre şu anda 154 gazeteci tutuklu, 34 gazeteci 2019'un ilk altı ayında gözaltına alınmış, 11 gazeteci tutuklanmış, 287 gazeteci yargılanmış ve 41 gazeteciye toplam yüz on dokuz yıl üç ay hapis cezası verilmiş yani ülke, basın, tarihinin -yazılı basın açısından da baktığımızda- en baskıcı ve sansürcü dönemini yaşıyor ve bu durumu, gazetelerin hapishanelere sokulmasını bile engelleyen, buna karşılık gazetecileri hapishanelere dolduran ve onları yargılayan bir zihniyeti kınıyoruz.

Son olarak şuna değinmek istiyorum: Bugün, biliyorsunuz, Haziran Ayı Tüketici Fiyat Endeksi açıklandı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Başkan, toparlayalım efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - TÜFE, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,72 artış gösteriyor, on iyi aylık ortalamalara göre ise yüzde 19,88 artış gerçekleşmiş oluyor. Bu enflasyon dünya ortalamasının 3 katı ortalamaya baktığımızda. Keza, işsizlikte de dünya ortalamasının 2 katı bir orana ulaşmış vaziyetteyiz. Son 4 çeyrekte eksi büyüme devam ediyor. Paranın değer kaybında dünya 1'incisi olmuş vaziyetteyiz. Dış borç oranında da cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı ve gayrisafi millî hasılanın yüzde 61'ine ulaştı dış borç oranı. Ekonomide tablo bu.

Tablo buyken, enflasyon oranı buralarda seyretmiyormuş gibi, memur ve emekli maaşlarına yüzde 5-6 bandında bir zam yapılacağı bugün açıklandı. Yani "İnsaf!" demekten başka bir şey söyleyemiyor insan. Gerçekten, bu ülkede memurluların, emeklilerin, dar gelirlilerinin, düşük ücretle çalışan yurttaşlarımızın durumları hakikaten içler acısı bir vaziyete gelmiştir. Yüzde 5-6 bandında yapılan bir zam, memur ve emeklilerin hayatlarını sürdürmesini daha da zorlaştırmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Ekonomideki bu durumu, iktidarın bütün uygulamalarıyla birlikte tartışmaya elbette ki devam edeceğiz.

Teşekkür ediyorum.