| Konu: | Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 95 |
| Tarih: | 27.06.2019 |
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; getirdiğiniz teklifle öğrenime başlama yaşını tekrar 69 aya çıkarıyorsunuz. 30 Mart 2012'de 60 ayla ilgili düzenleme yapılmıştı, neye rağmen? Velilere rağmen, pedagojinin gerçeklerine rağmen, öğretmenlere rağmen, biz milletvekillerinin uyarılarına rağmen. Sonra ne yaptınız? 60 ay oldu 66 ay, şimdi de 69 ayı getiriyorsunuz.
Sayın Erdoğan Eylül 2012'de şu ifadeleri kullanıyor: "Bakın, bu 66 ay meselesinde gidip rapor alanları evlatlarına ihanetle vasıflandırıyorum. Niye? 'Benim evladım geri zekâlı.' diyor. Yani iki ay mı senin evladını iyi noktaya getirecek?" Şimdi de siz bunu üç ay yapıyorsunuz; biz ise gündelik değil, gerçeklik ve bilimsellik üzerinden konuştuğumuz için bu durumlara düşmüyoruz.
Bu uygulamayla yedi senede yaklaşık 8,5 milyon çocuğumuz bu sorundan, 60 ay sorunundan etkilendi. Millî Eğitimde kötü idare edilen, kötü kurgulanan, sınava dayalı ancak sınavların da hakkaniyetli yapılmadığı sistemde 90 puan alacak çocuk, hiç almadığı, bilmediği dersten sınava sokulup 60 puanda kalıyor. Bu hayal kırıklığını, başarılı olamama psikolojisini, haksız bir şekilde yenilme duygusunu o genç yüreklerden, beyinlerden nasıl sileceksiniz? Bu deneme ve yanılma, baştan aşağı bozuk eğitim düzeninin sonucu işte bu: PISA'da ve TEOG'da yerlerdeyiz.
Bir kere, millî eğitim sistemimizi siyasetten tamamen arındırmamız lazım. İşte FETÖ ve okullarıyla yaşanan tecrübe ortada. Her eğitim yılı başında bir düz lise ve imam-hatip lisesi kontenjan sorunu çıkıyor. Sırf siyasi tercihle, ihtiyaç fazlası imam-hatip lisesi kontenjanları varken düz lisede yer bulamıyorsunuz. Nasıl ki imam-hatip lisesine gidecek olan yavrularımızın hakkı varsa düz lisedeki çocuklarımızın da hakkı var; bunun da karşılanması lazım. Seçmeli derslerde, özellikle din dersleri seçiminde, mülki idare amirinden okul müdürüne kadar yapılan dayatma da ayrı bir sorun tabii ki.
"Bilgi Çağına Notlar" diye bir kitap; bunu PTT finanse etti. Geçen yıl ilköğretim okullarına dağıtmışlar. Bunun adında "bilgi" yazıyor ama içinde bilgi yok, bol bol ilgi var, devlet büyüklerine ilgi var. Sayın Erdoğan'ın 6 tane, Binali Bey'in 5 tane, Ulaştırma Bakanının 4 tane resmi var kocaman kocaman; Ulu Önder Atatürk'e sayfanın sadece üçte 1'ini lütfen bir layık görmüşsünüz. Böyle bir kitabı, AKP ve hükûmetin "İcraatın İçinden" gibi bir propagandasını, ilkokul, ortaokul çocuklarına hangi akılla, hangi eğitim ve siyasi ahlak ölçüsünde dağıtırsınız? Velilerden bunun için izin aldınız mı?
Daha geçenlerde Millî Eğitim Bakanlığındaki yönetici ataması tercih başvurusunda yapılan usulsüzlük Bakanlık tarafından da doğrulandı. Başvuruda normal sürecinde tercih yapmış yönetici adaylarının tercihlerine göre bir sendika üyesinin adaylara bilinçli ve avantajlı tercih yaptırılabilmesini sağlamak için süre uzatımı yapılmıştı. Bu, haksızlık ve dahi emek hırsızlığı değil midir? Artık atama ve nakillerde liyakati esas almanızı öneriyorum. İl içi yer değiştirmelerde eskisi gibi sıra sisteminin işletilerek boşalan yerlere sıradaki öğretmenlerin atanması uygulaması da başlatılmalıdır. 4-6 yaşın okul öncesi zorunlu eğitime dâhil edilmesi tartışılmalıdır. "Öğretmenlik Meslek Kanunu" tüm tarafların, eğitim emekçilerinin görüşü alınarak ekonomik ve özlük haklarının korunacağı bir meslek kanunu olarak hedeflenip ivedilikle çıkarılmalıdır. Bugün Cumhurbaşkanının dahi itiraf ettiği eğitimdeki başarısızlığın çözümü için tüm paydaşların görüşü alınarak hazırlanacak bilimsel düşünceye ve üretmeye dayalı bir eğitim sisteminin gerekliliği kaçınılmaz hâle gelmiştir. Kamusal, parasız, bilimsel ve laik eğitim hakkından tüm yurttaşlarımızın yararlanması mutlaka sağlanmalıdır.
Bir de İstanbul seçimini kaybettikten sonra 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 37'nci maddesini yok sayarak belediye şirketlerinde atama yetkisini belediye başkanından alınıp belediye meclisine devretme hazırlığını duyuyoruz. Belediye başkanlarımızı zora koşmak, çalıştırmamak için çoğunlukta olduğunuz İstanbul, Ankara gibi belediye meclislerini hizmeti kolaylaştıran, katkı yapan, başkanıyla takım olan değil de hasım olan, engelleyen bir anlayışa sokarsanız olacakları ben size söyleyeyim: 31 Martta ortaya konan halk iradesine karşı geliştirdiğiniz ayak oyunlarının, halkın tercihine karşı durmanın cevabı olarak İstanbul halkının 23 Haziranda verdiği ayardan ders almayıp, seçilmiş belediye başkanlarımıza engeller koymaya kalkışıp sonraki seçimde halkın bu defa ne tepki vereceğini test etmek istiyorsanız buyurun devam edin diyorum, Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Adıgüzel.