GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:94
Tarih:26.06.2019

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, İstanbul'da, demokrasi tarihimizde, sandığa giderek güzel bir sonuç alan İstanbullulara buradan teşekkür etmek istiyorum.

İstanbul seçimlerini şu Afrika sözüyle belki tek cümleyle özetleyebiliriz: Bir ormanda aslan, ceylan, sırtlan ve zebra yan yana koşuyorsa orman yanıyor demektir. Bu seçimde seçmen "Ben geçim derdindeyim, sen seçim derdindesin." demiştir. Ekonomi alev alev yanarken ısrarla "İstanbul seçimlerinde şaibe vardır." diyerek YSK'ye seçim yenileme kararı aldıranlara seçmen "Seçimi gündemden düşür, yüzünü ekonomiye dön." mesajı vermiştir. Yandaşların akıl almaz yalan ve iftira kampanyalarına inanmadığını, kendi aklıyla dalga geçirtmeyeceğini göstermiştir. Rayından çıkan demokrasiye, siyasallaşan hukuka, tek adama, parti devletine, israfa, şatafata, adam kayırmacılığa, devletin kesesinden AKP siyasetinin fonlanmasına duyduğu tepkiyi sandığa yansıtarak böylesine açık bir farkla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını Sayın Ekrem İmamoğlu'na vermiştir. Bölücü, ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı dilden artık usanmış olduğunu birleştirici, kucaklayıcı dili tercih ederek göstermiştir. Sonuçta İstanbul seçmeni çok net bir mesaj vermiştir: Sen benim kararıma saygı göstermek zorundasın, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Değerli milletvekilleri, bir istihdam biçimi olan çıraklığın zorunlu eğitim kapsamına alınması göründüğü kadar masum bir uygulama olmayıp çocuk işçiliği teşvik eden ve bu yolla çocukların ucuz iş gücü olarak kullanılmasına yol açabilecek bir uygulamadır. Bugün sayıları 1,5 milyona yaklaşan stajyer, kursiyer ve çırakların sömürüsü giderek artmakta, çırakların "çırak" "stajyer" kimliğiyle çalıştırılması ise çocuk emeği sömürüsünü perçinlemektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin yayınladığı rapora göre AKP iktidarı tarafından Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı ilan edilen 2018 yılı içesinde çocukların iş gücüne katılma oranı yüzde 21 olmuştur. 60 çocuk işçi de iş kazaları nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

Bakınız, Adana Yüreğir'de narenciye posalarının altında kalan atık kâğıt toplayıcısı çocuk işçi 15 yaşındaki Halil Yeloğlu hayatını kaybetti. Bu kardeşime Allah'tan rahmet diliyorum ama bilinmelidir ki bu kardeşimizin altında kaldığı şey portakal posası değil, AKP'nin vahşi kapitalist politikaları ve çocuk işçiliğinin önünü açan uygulamalarıdır.

Değerli milletvekilleri, teklifte özel sektör tarafından mesleki eğitim merkezlerinin organize sanayi bölgesi yönetimlerince ve özel sektör tarafından açılabilmesi amaçlanmaktadır. Tasarının çocuk işçilik açısından belkemiği bu ifadelerdir. Organize sanayi bölgesi yönetimleri tarafından açılabilecek mesleki eğitim merkezleri özel eğitim kurumu sayılacağından devlet desteği de alacaklardır. Eğitim-istihdam bağlantısını güçlendirmek adı altında gösterilen bu değişiklik çocuk işçiliğinin önünü açmakla kalmayıp çocuk emeğinin sömürülmesini, İş Kanunu'nun 71'inci maddesinin zıddına çocuk işçiliğini arka kapıdan yasallaştırmaya çalışmaktadır.

Resmî okullarda bile denetimi sağlayamayan Millî Eğitim Bakanlığının, özel sektör tarafından açılacak bu kurumların denetimini yapamayacağı aşikârdır. Bu açıklık çocukların her türlü istismara maruz bırakılmasının ve ağır şartlarda çalıştırılmasının önünü açacaktır. Bu maddeyle çocuk işçiliğinin önüne geçilmesi gerekirken sermayenin ihtiyaçları düzleminde değişiklikler yapılmak istenmektedir. Bunlarla birlikte, mesleki eğitim merkezleri aracılığıyla iş yerlerinde çalışacak çırak ve stajyerlerin mevcut çalışan sayısına dâhil edilmemesi iş güvenliğinin ve işçi sağlığının önemsenmemesi demektir. Özellikle 2014 yılında çırakların ve stajyerlerin iş yerinin ve çalışan sayısının saptanmasında kapsam dışında bırakılmasından sonra çırak sayısı artmıştır çünkü işverenler açısından bu uygulama birçok yükümlülükten kurtulma yolu olarak görülmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Girgin, tamamlayın lütfen.

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Peki, ne yapmalıyız? Mevzubahis teklifte yer alan çıraklığın zorunlu eğitim kapsamına alınması ve "eğitim-istihdam bütünleşmesi" ifadesiyle ne yazık ki çocuk emeğinin daha fazla sömürülmesine, çocuklarımızın bedeninin piyasalaştırılmasına yol açılmaktadır. Bu ifadeler tamamen çıkartılmalı, çocuk işçiliğiyle mücadelede net sınırlar çizilerek 18 yaşın altındaki çocukların çalışmasının önüne geçilmelidir. Acilen çocuk işçiliğini önleme birimleri kurulmalı, bu birimlere bütün sendikaların ve her türlü demokratik kitle örgütünün katkı sağlamasının önü açılmalıdır. Çıraklık ve stajyerlik eğitimleri okulun içinde çocukların yaratıcılığını destekleyecek ortamlarda yapılmalıdır. İstihdam politikalarımız baştan aşağı yenilenmelidir. Hem işsizlik tavan durumda hem de bazı işler "çıraklık, stajyerlik eğitimi" adı altında gencecik bedenlere emanet edilmektedir. Unutmamalıyız ki öğrenciler iş yapsın diye değil, iş öğrensin diye staj ve çıraklık eğitimi almaktadır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)