| Konu: | 26 Haziran İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü ile Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü'ne, Anayasa'da işkenceyi yasaklayan hükümler olmasına rağmen işkence ve kötü muamele uygulamalarının kamuoyuna yansıdığına, Edirne ili Meriç ilçesinde mültecileri taşıyan aracın kaza yapması sonucu yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet dilediklerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 94 |
| Tarih: | 26.06.2019 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, bugün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 26 Haziran İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü ilan edilmiştir. Türkiye 1988 yılında İşkenceye Karşı Uluslararası Sözleşme'yi imzalamış bir ülkedir. Ayrıca, Türkiye'nin Anayasası'nda da işkenceyi yasaklayan net hükümler olsa da ne yazık ki hâlâ işkence ve kötü muamele uygulamaları sık sık kamuoyuna yansımakta, bizler tarafından da Mecliste dile getirilmektedir. Anayasa'nın 17'nci maddesi oldukça açık bir ifadeyle "Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz." der ama Türkiye'de hâlen işkence suçu işlenmektedir, işkence vakasıyla karşılaştığımız yerlerde ise ne yazık ki yetkililer bunların üstünü kapatmakta ve suçlular yargılanmamaktadır.
Geçtiğimiz haftalarda dile getirmiştik burada birkaç kez, Urfa'nın Halfeti ilçesinde gözaltına alınan yurttaşlara uygulanan insanlık dışı işkenceleri anlatmıştık. Kötü muamele, elektrik verilmesi, cinsel şiddetle tehdit gibi uygulamalarla karşı karşıya kalmıştır yurttaşlarımız. Gerek kişilerin beyanları gerek Urfa Barosunun gerekse insan hakları örgütlerinin yayımladığı raporlar ortadadır ve bugün tekrar hatırlatmak isteriz ki adalet mekanizması işkenceye karışan kolluk kuvvetlerini mutlaka yargılamalı, emri verenler ve uygulayanlar hakkında işlem yapmalıdır.
Biz, Türkiye'de yaşanmış olan ve yaşanmakta olan işkence vakalarının yakinen takibini yapmaya Halkların Demokratik Partisi olarak devam edeceğiz. İşkencesiz bir geleceğe olan umudumuzu ve azmimizi yitirmeden insan hakları mücadelemizi sürdüreceğiz. Bir kez daha vurgulayalım ki işkence insanlık suçudur, zaman aşımı yoktur...
BAŞKAN - Buyurun, devam edin Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - ...ve bu suça ortak olanlar, talimat verenler, kolluk güçleri ve tüm sorumlular bunu bilmelidir; Anayasa'yı ve bağlı oldukları, Türkiye'nin de imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmeleri unutmamalıdırlar.
Bugün Edirne'nin Meriç ilçesinde mültecileri taşıyan bir minibüs sabaha karşı bir kaza yaptı ve Yunanistan'a ulaşmak isteyen mültecilerin bulunduğu araçta şu ana kadar belirlenen rakamlara göre 11 kişi yaşamını yitirdi, 30 kişi de yaralandı. Bunu üzülerek öğrendik. Yaralılara acil şifalar diliyoruz, yaşamını yitirenlere de rahmet diliyoruz. Bu insanlık dramları maalesef ülkemizde, topraklarımızda her gün yaşanır hâle gelmiştir, her gün bu tür haberleri duyuyoruz. Geçtiğimiz haftalarda da yine mültecileri taşıyan bir tekne batmış ve 12 kişi yaşamını yitirmişti. Türkiye'de denizler ve topraklar maalesef savaş mağduru mülteciler için bir ölüm sahası hâline gelmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Türkiye aynı zamanda insan kaçakçılığının da bir merkezi hâline gelmiş durumdadır. Bu şebekelere karşı etkili bir mücadele yürütülmemektedir ne yazık ki. Ciddi ve caydırıcı önlemler alınmadığı için, insanların canı üzerinden para kazanan suç örgütleri ortalıkta cirit atmaktadır. Daha önemlisi, mültecilere ülke içerisinde, insan haklarına yakışan bir şekilde yaşama ve çalışma imkânı sunulmadığı için bu ölümler her geçen gün artmaktadır. Çeşitli sebeplerle ülkelerini terk etmek zorunda kalan tüm insanların, temel haklarının güvence altına alındığı bir yaşamı hak ettiklerini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
Son olarak Uyuşturucuyla Mücadele Günü'ne değinmek istiyorum. Bugün aynı zamanda Birleşmiş Milletlerin 1987 yılında ilan ettiği Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü biliyorsunuz. Uyuşturucu kullanımıyla ilgili içinde bulunduğumuz vahim tabloya kısaca değinmek istiyorum. Türkiye'de 1,5 milyonu aşkın uyuşturucu bağımlısı bulunduğu raporlara yansımıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, sözlerinizi bağlayın Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Evet, bağlıyorum.
Uyuşturucu kullanımı ne yazık ki yaygınlaşmaktadır. Kullanım yaşı hızla düşmektedir. Madde kullanan çocukların yüzde 50'sinin 11 yaşından küçük olduğu çeşitli araştırmalarda iddia edilmektedir. Maalesef birçok ilde, özellikle okul çevrelerinde, gençlerin sık sık zaman geçirdiği bölgelerde uyuşturucunun ayan beyan bir şekilde satıldığını biliyoruz. Gençlerin gerek fiziksel gerekse ruhsal sağlıklarını korumak ve kollamak hepimizin sorumluluğundadır. Bağımlılık onları toplumdan ve toplumsal sorunlardan hızla uzaklaştırmaktadır. Uyuşturucuyla mücadele konusunda iktidarın gerekli adımları atması ve etkin bir şekilde buna karşı savaş yürütmesi de gereklidir.
Teşekkür ediyorum.