GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Şırnak ili Silopi ilçesinde Muhammed Yıldırım ile Furkan Yıldırım'ın ölümüne neden olan zırhlı araç sürücüsü hakkında mahkemenin verdiği karara, ölümle sonuçlanan panzer kazalarının Cizre, Diyarbakır, Lice, Mardin, Van, Şırnak, Siirt ve Batman'da yaşandığına, cezasızlık politikasının sona erdirilmesi ve yargının üzerine düşeni yapması gerektiğine, 29 Haziran Dünya Mülteciler Günü'ne ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:92
Tarih:20.06.2019

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, Şırnak'ın Silopi ilçesinde, 3 Mayıs 2017 tarihinde Muhammet ve Furkan Yıldırım yataklarında uyuyorlardı. Evlerine bir panzer girdi duvarı kırarak, yıkarak ve Muhammet ve Furkan kardeşler panzerin tekerlekleri altında ezilerek can verdiler. Bunun üzerine, tabii, bir dava açıldı. Davanın karar duruşması dün Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Mahkeme, tutuksuz yargılanan sürücü hakkında iki yıl bir ay hapis cezası vererek bu cezayı da 19 bin lira paraya çevirdi. Diğer kişi hakkında ise beraat kararı verildi. Yani biri 6, öteki 7 yaşında olan 2 çocuk evlerinde uyurken panzerle öldürüldüler ve bunun cezası birine beraat, diğerine de 19 bin lira para cezası.

Mahkemenin aldığı bu karar aslında şu demek oluyor: Bu işi yapmış olanlara ve bunu duymuş olup da yapılabilir olduğunu düşünenlere "Aynen devam edin, doğru yoldasınız." mesajı verilmiş oluyor. Yani mahkeme aslında cezasız bırakma politikasını uyguluyor, cezasızlık politikasını uyguluyor ve yargı -o heyet- aslında işlenmiş olan bu cinayete maalesef ortak oluyor. Fakat verilen bu karar bizi şaşırtmıyor. Neden derseniz, 2017 yılında olmuş bir olaydan söz ediyorum; iki yıl da yargı sürdü, sonuçlandı. 2017 yılına baktığımız zaman, o yıl içinde on dört ay boyunca 29 ölüm gerçekleşmiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ve bu 29 ölüme baktığımızda, ne yazık ki bunların hepsinde, panzer çarpması sonucu ya küçük çocuklar ya yaşlı insanlar bu kazalara maruz kalmışlar ve öldürülmüşler. Tabii, buna kaza demek de mümkün değil aslında. Sonuçta, baktığımızda, bu 29 ölümün neredeyse hiçbirinde ciddi bir ceza ortaya çıkmamış.

Şimdi, bu, dikkate değer bir durum aslında. Yani bu olaylar nerede oluyor diye baktığımızda, Cizre'de, Diyarbakır'da, Lice'de, Mardin'de, Van'da, Şırnak'ta, Siirt'te, Batman'da oluyor; tuhaf. Yani tabii ki olmasın, hiçbir yerde olmasın istiyoruz ama herhangi bir batı ilinde bir panzer kazası yaşanmıyor, nedense hep...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin Sayın Oluç, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - ...bu saydığım il ve ilçelerde bu olaylar görülüyor ve nedense hep Kürt çocukları öldürülüyor.

Şimdi, dolayısıyla bu cezasızlık ve ödüllendirme politikasının sona ermesi gerekiyor. Yargı bu alanda ne yazık ki üstüne düşeni yapmıyor ve bu ırkçı anlayışa bir ölçüde destek olmuş oluyor. Biz bunun mutlaka ciddi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, yargının üzerine düşeni yapması gerektiğini düşünüyoruz.

Bir kez daha, bu panzer çarpmaları sonucunda ölmüş olanlara rahmet, ailelerine de başsağlığı diliyoruz ve bu cezasızlık politikasının sona erdirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.

İkinci değinmek istediğim konu, bugün Dünya Mülteciler Günü bildiğiniz gibi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Oluç, toparlayın, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Türkiye'de resmî kayıtlara göre Suriye'den gelmiş olan 3,6 milyon, diğer ülkelerden gelmiş olanlarla birlikte 3,9 milyon yani resmî kayıtlara göre neredeyse 4 milyon mülteci ve sığınmacı var ve Türkiye ev sahipliği yapıyor ve ne yazık ki ev sahipliği yapan Türkiye'nin iki konuda altyapısı yeterli değil: Birincisi, hukuki altyapı, bu konuda yeterli değil çünkü Türkiye 1951 Cenevre Sözleşmesi'ne coğrafi çekincesini kaldırmadığı için Avrupa dışından gelenlere mültecilik statüsü sağlayamıyor, bu konuda hukuki düzenlemelerin yapılması gerekiyor. İkincisi de toplum olarak baktığımızda, altyapısına ekonomi açısından, sosyal ihtiyaçlar açısından, emek ihtiyacı açısından da baktığımızda, altyapı eksikliği nedeniyle ülkemizde ırkçı yaklaşımların mülteciler karşısında çeşitli il ve ilçelerde yükseldiğini görebiliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Dolayısıyla iktidarın ve elbette ki muhalefetin hep birlikte yapması gereken iki konu var: Birincisi, hukuki altyapının değişmesini sağlamak. İkincisi, sosyal, ekonomik altyapının sağlamlaşmasını sağlamak, mültecilerin burada insanca yaşayabilecekleri ve çalışabilecekleri koşullara sahip olmaları için düzenlemeler yapmaktır. Dünya Mülteciler Günü'nde bir kez daha bunu hatırlatmak istedim.

Teşekkür ederim.