| Konu: | Askeralma Kanunu Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 90 |
| Tarih: | 18.06.2019 |
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Teşekkürler Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Askeralma Kanunu Teklifi'nin 12'nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, teklifin 12'nci maddesiyle, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensuplarının hizmette geçirdikleri sürelerin görevlerinden ayrıldıktan sonra da askerlik yükümlülüğünden sayılmasına ilişkin esaslar belirlenmektedir.
Değerli milletvekilleri, teklifle, uzman çavuşların, erbaşların, astsubayların, sözleşmeli astsubayların ciddi sorunları görmezden gelinmiştir. Oysa Kuzey Irak ve Suriye'deki operasyonlarda şehitlerin çoğu sözleşmeli uzman erbaş ve erlerden gelmiştir. Bu askerlerimizin birçok hakkı bu düzenlemede es geçilmiştir.
Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, her yıl 700 bin gencimiz askerlik çağına gelmektedir ancak bakaya, yoklama kaçağı, hapis ertelemesi, üniversite, yüksek lisans eğitimi, dövizli askerlik, askerliğe elverişli olmama gibi sebeplerle yaklaşık 290 bin kişi askere gitmemektedir. Bu durumda hem konunun uzmanları hem asker emeklisi paşalarla konuştuğumuzda şu soruyu yöneltiyorlar: "Askerlik süresi 12 ay olduğunda bile 290 bin kişi askere gitmiyor ise süre 6 aya indirilince bu konuda problem yaşanmayacak mı?" endişesi yaşıyorlar, hatta "Sınırların korunmasında asker sıkıntısı olabilir." diyorlar.
Değerli milletvekilleri, çok şaşırtıcı uygulamalar duyuyoruz, duydukça kulaklarımıza inanamıyor, hem de üzülüyoruz. Bu konuda sizinle bir anımı paylaşmak istiyorum. Belki de ilk kez bunu burada duyacaksınız. 17 Ocakta bu konuda bir soru önergesi verdim, yanıtlanmadı; yanıtlanmaması, bilgi kaçırıldığı yönündeki endişemi de ortaya koymaktadır. Bugüne kadar Türk vatandaşları için uygulanan şehit unvan ve şehitlik haklarının Suriye kökenli yabancı savaşçılara da uygulandığını öğrendik. Konuyu araştırdım, aslında yasal dayanak yok ama Zeytin Dalı Harekâtı'nda yaşamını yitiren Özgür Suriye Ordusu mensuplarının Türkiye Cumhuriyeti nüfus idaresindeki vatandaşlık kayıtlarının önüne "şehit" ibaresi yazılarak 800'e yakın aileye Türk vatandaşlığı verilmiş olup ailelere maaş bağlanmış, yine tazminat ödemesi yapılmış, ayrıca TOKİ'den de ev verildiği söylenmektedir. Düşünebiliyor musunuz, bu hak Türkiye'deki şehit ve gazilere dahi verilmemiştir yani kendi şehitlerimize ve gazilerimize tanımadığımız imkânları yabancı savaşçıların ailelerine veriyoruz. Bunu anlamak mümkün değil. Yüreklerimiz kanıyor. Kendi şehit ve gazi yakınlarımız büyük maddi zorluklar çekerken yabancı savaşçı ailelerine büyük imkânlar sunmanın, kendi şehit ve gazilerimizi yok saymanın anlamı nedir? Halkımız, vatandaşımız bu ekonomik krizde yaşam mücadelesi verirken yabancılara bu hakları tanımanın manası nedir? Aynı hassasiyeti kendi vatandaşından esirgemek ne kadar vicdanidir ne kadar da hakkaniyetlidir diye soruyorum. Bugün şehit olan gençlerimizin ailelerinin çoğu derme çatma binalarda, kıt kanaat koşullarda yaşamaktadırlar. Onları yokluğa mahkûm ederken yabancı ailelere bu imkânları vermek, ev almak, tazminat vermek doğrusu içimizi sızlatmaktadır.
Değerli milletvekilleri, Teklifte Türk vatandaşlığını sonradan kazananların askerlik yapmaları konusunda da vatandaşlık kazandıkları tarihteki yaş ve öğrenim durumuna göre askere alınacağı belirtilmektedir. Öğrenim durumuna göre bunlar subay mı yapılacaktır? Nasıl düzenlemedir, sizlere sorarım. Türkçe bilmeyen üniversite mezunu biri subay mı olacaktır? Türkçe bilmeyen birini nasıl askere alacağız? Vatandaşlığa alındıkları yıl 22 yaş ve daha büyük olanlar askerlik yapmış sayıldığında bu düzenleme nasıl olacaktır? Yani 22 yaş kriteri neye göre belirlenmiştir? Stratejik önemdeki bu konuların tartışılmadan, kamuoyunun önüne götürülmeden Meclise getirilmesi sizleri vebal altında bırakacaktır değerli milletvekilleri.
Yine, gelelim bedelli askerlik meselesine. Düzenleme esnektir ve eşitlik duygusuna aykırıdır. Er ve erbaş ihtiyacının karşılanması sebebiyle ihtiyaç fazlası yükümlülere bedelli askerlik hakkı tanınması daha doğru olur. Bedelli askerlik için öngörülen 150 bin rakamı asker kaynaklarımız açısından sıkıntı çıkarabilir endişesi taşıyorum. Bu bir beka sorununa dönüşmemelidir. Aksi hâlde askerlik işi rant konusu hâline gelecektir. Türk ordusu büyük yara alacaktır.
Bedelli askerlikten yoksul ailelerin çocuklarının da yararlanabilmesi yönünde düzenleme yapmamız gerekmektedir. Yine, şehit ailelerimize TOKİ'den ev hakkı tanınmalıdır. Bu, onlara bizim en büyük borcumuzdur.
Bakın, geçen gün beni arayan bir gencimiz askerlik yaparken yaşamış olduğu bir sağlık sıkıntısı sebebiyle çürüğe çıkmaktan duyduğu ızdırabı aktardı. Bu gencimiz "Ben çürük raporu değil, bedelli askerlikle yükümlülüğümü yapmış olmayı isterdim" dedi. Neden çürüğe çıkanlara bedelli askerlik imkânı tanımıyoruz? Gençlerimizin bu taleplerini dikkate almalıyız diye düşünüyorum.
Değerli milletvekilleri, diğer bir konu da gözbebeğimiz Mehmetçiklerimizin beslenmesi açısından önemli olan fakat maalesef zaman zaman Et ve Süt Kurumundan sağlanan hastalıklı etler gündeme gelmekte, birçok askerimiz zehirlenmekte ve hayatını kaybeden askerlerimiz var. Ben artık bu haberlerin son bulmasını istiyorum. En iyi ihale süreçleri işletilerek Mehmetçik'imize en iyi eti, en iyi yemeği yedirmemiz gerektiğini, bunun bizim boynumuzun borcu olduğunu söylüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Aygun, sözlerinizi tamamlayın lütfen.
Buyurun.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, daha adil ve hakkaniyetli bir askerlik düzenlemesi yapılması talebiyle konuşmama son verirken yüce Meclisi saygı ve sevgiyle selamlıyor, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)