GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:55
Tarih:20.02.2019

CHP GRUBU ADINA CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işsizlik sorunu ve buna ilişkin alınacak önlemlerin tespiti amacıyla Meclis araştırması açılması için verdiğimiz önerge üzerine konuşacağım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu çatı altındaki herkes "açlık sınırı" kavramına az çok aşinadır. Bilmeyen veya bu konuyu çok umursamayan, ilgilenmeyenler için bir hatırlatma yapmak isterim ki 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, güvenli, yeterli bir şekilde beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcamasıdır. Ülkemizde bu rakam ocak ayı için 2.008 lira. Asgari ücretin 2.020 lira olduğunu düşündüğümüzde, iktidarın insanlara "Sen sadece yemek ye; ısınma, barınma, eğitim, sağlık, eğlenme, kültür için para harcama ya da harcayacaksan buyur, 12 lirayı istediğin gibi harca." demek istediğini söylersek, ifade edersek herhâlde yanlış yapmayız. Pek tabii ki bu asgari ücret alacak kadar şanslı olanlar için geçerli çünkü bu fırsata bile sahip olmayan bir işsizler ordusu var ülkemizde. Tamı tamına 3 milyon 775 bin işsizimiz var. Son yıl, son on iki ay içinde bu insanlara katılan işsiz sayısı nedir, biliyor musunuz? Bu rakam tam yüzde 54 arttı, bu işsizler ordusuna 1 milyonun üzerinde yeni işsizlerimiz katıldı. Tabii, bu resmî istatistiklere yansıyanlar ve işin açıkçası buzdağının yalnızca görünen kısmı çünkü iş bulma ümidini kaybeden işsizleri, artık iş aramayan ama çalışmaya hazırlanan işsizleri de buna kattığımızda 6 milyon 300 bin işsizimiz var gerçekte. "Şimdi bu insanlar ne yiyecek, ne içecek, nasıl yaşayacak?" soruları ortadayken bu durumu umursamayan, buna aldırmayan Hazine ve Maliye Bakanı çıkmış "Yeni bir başarı hikâyesi yazıyoruz." diyor. Sanırım kendi hikâyesinden bahsediyor çünkü bu ülkede bu ülkenin insanlarının; açlığa, yoksulluğa, yokluğa, işsizliğe mahkûm olan insanların hikâyeleri birbirinden çok başka. Manavın önünden geçerken çocuklarının gözünü kapatan bir babanın, çocuğuna bir pantolon alamadığı için intihar eden bir babanın hikâyesi var orada, sofraya sadece ekmek koyup soğana muhtaç olan insanların hikâyesi var orada. Hatırlar mısınız acaba, bilmiyorum, Emine Akçay'ı? Emine Akçay çocuklarının üşüdüğünü görünce cebinde kalan son parayla gidiyor odun almaya, maalesef ona da yetmiyor, alamıyor, dönüyor ve çocukları ısınsın diye fön makinasını çalıştırıp yan odada canına kıyıyor. Hatırladınız mı Emine Akçay'ı? İşte bu hikâyeler var. Maalesef 10 kişilik temizlik kadrosu için 12 binin üzerinde başvuru olan işsizlerin hikâyesi var. İşte, Türkiye'nin gerçek hikâyesi bu. Ama maalesef, bu milyonlarca aç insana, milyonlarca işsiz insana, milyonlarca çaresiz insana "kapı duvar" var.

"Peki, ne oldu da ülkemiz bu hâle geldi? Nerede, hangi yanlışlar yapıldı da bu insanlar böylesi işsizliğe, yokluğa, açlığa mahkûm edildi?" diye sormak lazım. Aslında yapılan çok yanlış var. Mesela, bir mirasyedi gibi satıp savdınız her şeyi; deniz sandınız, hiç tükenmeyecek sandınız. Üretmeyen, borçlu bir Türkiye hâline getirdiniz ülkemizi ve maalesef ülkenin kaynaklarını üç beş yandaşa peşkeş çektiniz, israfa boğuldunuz; siz saraylarda ejder meyveli, efulili kokteyllerle ihtişam içinde yaşarken halkın "Açız!" demesine kulaklarınızı tıkadınız; "Aman, dikkat, uçuruma gidiyoruz!" diyenlere "düşman" dediniz; ekonominin dümenini ehli olmayan ellere verdiniz, boğazınıza kadar yoksulluğa battınız; "Başkanlığa geçeceğiz." diye ısrar ettiniz, hukuk devletinden uzaklaşıp tek adam rejimini kurdunuz. İşte, bunların hepsi bir araya gelince, milyonlarca işsiz yaratan, üretmeyen, üretemeyen bir ekonomi çıktı ortaya; fabrikadan işçiye, esnafa, pazara, kime sorsanız herkesten bin ah işitiyorsunuz gerçekten. Ekonomimizin içinde bulunduğu durum bu. Biraz önce denildiği gibi, sorulduğunda tabii ki buna kılıf uydurmak için yok üst akılmış, dış güçlermiş, iç düşmansınız deseniz de biz hepimiz sorumlunun kimler olduğunu, bu ülkeyi kimlerin uçuruma gönderdiğini gayet iyi biliyoruz.

Eğer bizler işsizliği önlemek istiyorsak, bunun tek bir yolu var, o da: İstihdam yaratan sürdürülebilir bir yönetim, üretime dayalı bir yönetim anlayışını, bir büyüme anlayışını getirmemiz lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bir dakika ilave ediyorum Sayın Yüceer.

CANDAN YÜCEER (Devamla) - Eğer üretime, büyümeye sebep olamazsak; öyle, oradan buradan, sıcak paraya dayalı, yalancı bir büyüme yaratırsak duvara toslamamız işten bile değildir. Bu ülke daha önce de bu yanlış, yıkıcı, çarpık, neoliberal politikalarla, evet, duvara toslamıştır; evet, belini her seferinde düzeltmiştir, bu krizi de atlatacaktır elbette. "Bu nasıl olacak, ne zaman olacak?" derseniz, martın sonundaki baharla olacak ve işte o zaman Türkiye'nin önünde yepyeni bir ufuk açılacak diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)