| Konu: | Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 43 |
| Tarih: | 09.01.2019 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 1'inci maddesi üzerinde parti grubumuz adına söz almış bulunuyorum.
Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü kullanımındaki kadastral yolların hazine adına tescilini öngören madde içeriğinin amacına uygun olarak hayata geçirilmesini dilerim.
Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere ülkemizin temel sorunlarının başında çarpık kentleşme gelmektedir. Türkiye'deki tüm planlama ve uygulama süreçlerinde mülkiyet olgusuna önem verilmesi gerekmektedir. Kentleşme süreçlerinde yaşanan sorunlar tüm planların, projelerin dayandığı mülkiyetin akılcı, şeffaf biçimde ele alınamamasından kaynaklanmaktadır. Anayasal güvence altında olan mülk edinme hakkının tüm kentleşme süreçlerinde zedelenmiş olması nedeniyle mahkemelerimizde yoğun bir mülkiyet davası göze çarpmaktadır. Davalar sürerken yapılaşma süreçleri de genellikle devam ettiğinden davaların sonuçlanması da sorunu çözmemektedir. Özellikle son on altı yıllık iktidarınızda İmar Kanunu, Yapı Denetimi, Planlı Alanlar, Büyükşehir, Bütünşehir, Kentsel Dönüşüm gibi kanun ve yönetmelikler sıkça ele alınmış ve anormal ölçülerin oldukça üzerinde değişikliğe uğratılmıştır. Tüm bu değişiklikler, günü kurtarma düşüncesiyle yapıldığı için, çözüm getirmemiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu ve yönetmeliklerinin eksiklikleri bir yana, yanlış uygulanmasıyla yaşanılmaz hâle getirdiğiniz kentlerimizi şimdi bir de kentsel dönüşüm yaparak kurtarmaya çalışıyorsunuz ancak burada da bakış açınız değişmediği sürece çözüm yerine daha çok sorun üreteceksiniz. Esasen sorunun nedeni, planlama ve uygulama süreçlerinde ortaya çıkan arazi rantının siyasal ve ekonomik ranta dönüşmesidir.
Gelinen süreçte, kentlerimizin geleneksel yöntemlerle yönetilmesi artık imkânsızdır. Kentlerimizde kent bilgi sisteminin kurulması ve yaşatılması sürecinin de yanlış yürütüldüğünü görüyoruz. Bu sürecin ana nüvesi doğru bilgi, güncel sayısal harita, sistemi kullanacak ve veri güncellemesi yapacak eğitimli kadrolardır. Yasanın özü; kaçak yapı, hormonlu bina, hazine arazisi ve benzeri gibi her türlü usulsüzlüğün ücret karşılığında affını içermektedir yani vatandaşa "İmar suçu işle ama parasını verdiğin sürece sorun ortadan kalkacak." demektir.
Değerli milletvekilleri, hazırlanan yasa adına "imar barışı" denilerek -imar barışından bahsetmek istiyorum özellikle- "af" sözcüğü gizlenmeye çalışılmış ve "barış" sözcüğünün erdemliliği kullanılarak kamuoyunda yasa sempatik hâle getirilmeye çalışılmıştır. Bu, düpedüz bir imar affıdır. Arkadaşlar, bu imar affını yaparak aslında işini düzgün olarak yapan, tekniğe uygun olarak yapan, yasal yollara başvuran insanlar cezalandırılmış oluyor ve kesinlikle kaçak yapıların yapılmasının önüne geçilmiyor. "Nasılsa imar affı çıkacak." diye yeniden yasal uygulamaların dışında uygulamalara itiyorsunuz insanları. Yasada, afla toplanacak paraların kentsel dönüşüm projelerinde kullanılacağı ifade ediliyor ama biz biliyoruz ki Hükûmet daha önce deprem için kullanılmak üzere topladığı ÖTV bedellerini yol yapımlarında kullandı değerli iktidar milletvekilleri. Dolayısıyla aftan elde edilen gelirin nereye aktarılacağı konusunda önemli ipuçları elde ediyoruz zannediyorum.
Yasayla Yapı Kayıt Belgesi alan binalar için daha önce düzenlenmiş idari para cezalarının affedileceği yine öngörülmekte. Bu durum, daha önce söz konusu cezaları ödemiş vatandaşların vicdanlarını sızlatacak düzeydedir.
İmar affı daha önceki aflar gibi çarpık kentleşme ve kaçak binaların sayısını artıracak, "Nasılsa bir gün af gelecek." olgusu yasa dışı işlemleri daha çok gündeme getirecektir.
Evet, imar suçları affedildi, ceza davaları düşürüldü ancak aynı davada sorumluluğu bulunan teknik elemanların davaları devam etti. Bu durum Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Yapı Kayıt Belgesi alarak yasallaşan yapı denetimli, hormonlu binalarda müteahhit firmalar imar affına başvurarak durumu kurtarırken yapı denetim firmaları kaderiyle baş başa bırakıldı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Bitirmek üzereyim.
BAŞKAN - Bir dakikada toparlayın Sayın Şevkin.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Vatandaşın beyanını esas alan ve yapı süreçlerinin tüm aktörlerini devre dışı bırakan bir imar affı anlayışı ileride telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracaktır. Zaten kentlerin önemli sorunu içinden çıkılmaz hâle getirilmiş durumdadır. Bu afla, mevzuata uygun yapılmış bina ile kaçak bina eşdeğer sayılmıştır. Örneğin, Adana'daki nüfus artışıyla birlikte şehirde kontrolsüz tarım alanları işgali çevre ve görsel kirlilik, sağlıksız, niteliksiz ve kaçak yapı yoğunluğunu beraberinde getirdiği gibi sosyal ve kültürel olan dengenin yetersiz kalmasını da kaçınılmaz kılmıştır. Gerek merkezî gerekse yerel karar mekanizmalarımızın planlama hiyerarşisi yönünde somut adımlar getirme gerektiğinin bilinciyle gelecek nesillere sağlıklı kentler bırakma isteğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum; yaşamak için yaşatalım.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)