GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül'ün talebine istinaden, yapılan konuşmaların hiçbirinde İç Tüzük'ü ihlal eden bir husus olmadığı için işlem yapmaya gerek görmediğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:35
Tarih:17.12.2018

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Bülbül'ün talebi vardı. Öncelikle bu talebi hangi ölçütlere göre değerlendirdiğimi söyleyeyim, sonra vardığım sonucu sizlerle paylaşayım. İç Tüzük'te disiplinle ilgili hükümler var ancak bunları tek başına sadece oradaki kelimelerden ibaret bir şekilde yorumlamak hukuk tekniği açısından da demokrasi zihniyeti açısından da doğru olmaz. Her şeyden önce, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2'nci maddesi devletin niteliklerini belirler, bunu göz önünde bulundurmak lazım. Devletin niteliklerini tekrar saymama gerek yok. Bu madde, Anayasa hükümleri ve İç Tüzük dâhil, iç hukuktaki bütün hükümleri yorumlarken dikkate almamız gereken bir maddedir. Sonra, buradaki ifadeler, tabii burada yapılan şey konuşmadır, konuşma da nihayet insan hakları içinde ifade özgürlüğüyle ilişkili bir eylemdir, bir faaliyettir. Bu konuda da Anayasa'nın 26'ncı maddesi vardır, orada da bu hakkın kapsamı açıkça belirlenmiştir. Fakat bütün bunların yanında, Mecliste söz hakkı ve hürriyetiyle ilgili 83'üncü maddemiz vardır, bu madde evrensel hukukun temel ilkelerini olduğu gibi almıştır. "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden ve bunları açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar." Düşünce özgürlüğünün bu ülkedeki en geniş alanı şu kürsüdür. Burada söylediğiniz hiçbir sözden, hiçbir zaman yargılanmanız söz konusu olamaz, ömür boyu bu sözler dokunulmazlık kapsamındadır.

Peki, "İç Tüzük'te belli hükümler var, bunları yok mu sayacağız?" Hayır, yok saymıyoruz ancak bu ifadeleri İç Tüzük'ün bu hükümleri karşısında değerlendirirken yine belli ölçütleri esas almamız gerekiyor. Bu konuda, bir, Türkiye Anayasa Mahkemesinin içtihatları; iki, Yargıtay dairelerinin ve içtihatlarının -İçtihadı Birleştirme Kurulu dâhil- kararlarının koyduğu ölçütler; üç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin değerlendirmeleri. Her şeyden önce eleştiri sınırı içinde kalıp kalmadığını belirlemek... "Bu eleştiri çok ağır, çok sert, sarsıcı, şoke edici olsa bile ceza kapsamı dışındadır." diyor Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi.

İkincisi, çok önemli bir ölçüt "Her bir söz, konuşmanın bağlamı içinde değerlendirilir." diyor yani hangi bağlamda kullanılmış ona bakacaksınız. "Birini ayıklayıp eğer onu tek başına değerlendirir ve ceza konusu yaparsanız ben bunu insan hakları hukukuna aykırı sayarım." diyor. Maalesef Türkiye, sırf bu nedenlerle verilmiş cezalardan dolayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ihlalle mahkûm edilmiş çok fazla karara muhataptır ve bunların tazminatlarını ödemiştir.

Kısaca, değerli milletvekilleri, diğer değerlendirmelere girmek istemem. Yani burada eğer demokrasi vardır diyorsak ve Parlamento, demokrasinin fikir özgürlüğü ve çözüm arama açısından en önemli mekânıdır diyorsak her bir görüş açıklandığında bize uymayan, bizi rahatsız eden İç Tüzük'ün ceza hükümlerine başvurmayı o zaman bir kenara bırakmak durumunda kalırız. Yok eğer Anayasa bu niteliklerini sürdürdükçe biz bunları tanıyacağız diyorsak, buradaki tartışmalara fikir özgürlüğü ve farklılıklar çerçevesinde yaklaşmak zorundayız, fikir yarışı çerçevesinde yaklaşmak zorundayız. Her fikre verilecek cevap İç Tüzük'ün ceza hükümleri değil, karşı fikri olacaktır. Bu açıdan baktığımda, Sayın Bülbül...

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Efendim, burada hakaret var.

BAŞKAN - Ben tamamlayayım Sayın Bülbül.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Sen İç Tüzük'e göre davran ya.

BAŞKAN - Siz konuştunuz, ben size uzun uzun söz süreleri de tanıdım; şimdi bir açıklama yapıyorum, bu da Meclisi yöneten Başkan Vekili olarak benim hakkım.

MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Bursa) - Tarafsız ol Başkan, tarafsız ol.

BAŞKAN - Bütün bunlar ve ekleyebileceğim başka gerekçelerle ben burada yapılan konuşmaların hiçbirinde İç Tüzük'ü ihlal eden bir husus görmedim, o nedenle işlem yapmaya gerek görmüyorum.