| Konu: | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 33 |
| Tarih: | 15.12.2018 |
CHP GRUBU ADINA SUAT ÖZCAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; televizyonları karşısında bizleri izleyen vatandaşlarımızı ve sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
Bütçe görüşmeleri 10 Aralık Pazartesi günü başladı. 10 Aralık, Dünya İnsan Hakları Günü aynı zamanda. Ben İnsan Hakları Beyannamesi'nde, Bildirgesi'nde yer alan 26'ncı maddeyi sizlerle paylaşmak istiyorum: "Her şahsın öğrenim hakkı vardır. Öğrenim hiç olmazsa ilk ve temel safhalarında parasızdır. İlköğretim mecburidir. Teknik ve mesleki öğretimden herkes istifade edebilmelidir. Yüksek öğretim, liyakatlerine göre herkese tam eşitlikle açık olmalıdır." deniliyor. Yine, Anayasa'nın 42'nci maddesinde eğitimle ilgili "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz." denilmektedir.
Günümüz millî eğitim manzaralarından bir tanesi taşımalı sistem. Kilometrelerce uzaklıktaki okuluna yaya ya da eşek üstünde karda, çamurda giden çocukların dramını da herkesin görmesi gerekir. Bu, aynı zamanda, diğerleriyle beraber eğitimin de bir dramıdır.
On altı yıllık dönemde 6 bakan görev yapmış ve son olarak da Sayın Bakanımız göreve gelmiş ve bu görev sonucu 2023 vizyonu ortaya konmuş, Bakanımız bir açıklamasında mecazi olarak "Yoğun bakımdan çıkalım, sonra gerisi gelir." diye bir söylemde bulunmuş.
Böyle baktığımızda, on altı yıllık dönemin çok bir şeye yaramadığı, millî eğitimde hedeflere ulaşılamadığı görülmekte. Tabii, bunun neticesinde de yeni söylemler, yeni mesajlar verilmektedir.
On altı yıllık dönemde tarikatlar, cemaatler, vakıflar Millî Eğitimi teslim almıştır.
On altı yılda sınavlardaki skandal sonuçlar binlerce, milyonlarca öğrenciyi mağdur etmiştir.
Aynı süreçte, yurt, okul yangınları, öğrencilere taciz, ölümler; gözaltına alınan, hapsedilen öğrenci, öğretmen, akademisyen, öğretim üyesi, veli, anne, baba, genç yaşlı binlerce mağdur yaratılmıştır.
Eğitim sendikaları baskı altına alınmıştır ancak yandaş sendikalar, öğretmen, müdür yardımcısı, müdür, şube müdürü atamaları yapılırken söz sahibi olmuştur.
Yine bu on altı yıllık süreçte gençler, madde bağımlılığının pençesine düşmüştür.
Beyin göçü meydana gelmiştir. Bu dönemde yurt dışına göç eden yurttaşlarımızın sayısında büyük artış olmuş, 2016 yılında yurt dışına göç eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı 69.326 iken bu sayı 2017 yılında yüzde 63'lük bir artışla 113.326 olmuştur. Beyin göçü kapsamında, bilim insanları, doktorlar, avukatlar, mühendisler, eğitimciler, sermaye sahipleri, iş insanları, girişimciler, öğrenciler göç etmeye zorlanmışlardır.
Yeni dönemde aynı şeylerin yaşanmaması gerekir. Ancak daha yeni edinilen bilgilere göre 69 il millî eğitim müdürünün öz geçmişine bakıldığında 32'sinin imam-hatip ya da ilahiyat fakültesi mezunu olduğu ortaya konulmakta. Yani liyakat ve bilimsellik maalesef yine gözardı edilmekte mi acaba? "Bireyi geliştirme" adı altında öğrenciler tarikat ve cemaat vakıflarına yine teslim edilmekte midir?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özcan, bir dakikada toparlayalım.
SUAT ÖZCAN (Devamla) - Kindar ve dindar öğrencilerin, gençlerin yetiştirilmesinden vazgeçmeliyiz. Sözlerimi şöyle tamamlamak istiyorum: Çocuklara ve gençlere kindarlığı değil; sevgiyi, hoşgörüyü, barışı, özgürlüğü, demokrasiyi, Atatürk'ü ve onun bize bıraktığı eserlerini, hukuku öğretmeliyiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimi Atatürk'ün şu sözleriyle bitireceğim: "Okul, genç beyinlere insanlığı, saygıyı millet ve ülkeye sevgiyi, bağımsızlık onurunu öğretir. Gençliği yetiştiriniz, onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onları kavuşturacaksınız." demiştir.
Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler.