GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 4'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:32
Tarih:14.12.2018

CHP GRUBU ADINA SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü üzerine söz almış bulunuyor, bu vesileyle Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

1913'te Sofya Askerî Ataşeliğine atanan Binbaşı Mustafa Kemal, bir gece Bulgar Ulusal Operasında Carmen'i izler ve gördüklerinden çok etkilenir. Döner dostlarına "Adamların Balkan Savaşı'nı niye kazandıklarını şimdi anladım. Bunca yetişmiş müzisyenleri, sanatkârları, opera binaları bile var. Biz de bugünleri görebilecek miyiz?" diye dert yanar. Çünkü bir milletin gelişmişlik seviyesinin ancak sanatının geldiği noktayla ölçülebileceğinin o gün dahi farkındadır. İşte, Atatürk'ün 1913 yılında çizdiği bu vizyon, gencecik bir cumhuriyette onca yokluk içerisinde filizlenip büyümüştür. Ancak bizler bugün, 2018 yılında koskoca devlet operamıza ait tek bir bina kalmasının utancı içerisinde yaşamak durumunda bırakıldık.

Bu salonların en kıymetlisinin, Atatürk Kültür Merkezinin yıkılmasının cumhuriyetin kültür, sanat hafızasını yok etme çabalarından sadece biri olduğunu da gayet iyi biliyoruz. Nereden mi biliyoruz? Her yıl değiştirmekten yorulmadığınız Kültür Bakanlığınızın her bütçede buraya gelip "AKM'yi şöyle güzel yapacağız, böyle şahane açacağız." demelerine karşın, Genel Başkanınızın kendini tutamayıp bir konuşmasında "İstediğiniz kadar bağırın, çatlayın, patlayın, yıktık." diyebilmesinden. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi getirdiğiniz bütçeye bakıyorum opera ve balede bir gelişme görebilecek miyiz diye. Gelgelelim 2019 yılında bu kuruma reva gördüğünüz bütçe, sarayın bir aylık masrafına dahi tekabül etmiyor.

Bu bütçe, sanata bakışınızın da açık bir izdüşümü esasen. Bu kadar komik bir bütçeyle ne kimsesiz bırakılan Anadolu'nun ücra köşelerine sanat götürebilir ne bin bir emekle hazırladıkları eserleri sergileyecek salon bile bulamayan opera ve bale sanatçılarına hak ettikleri haklarını teslim edebilir ne de ayda bin liraya başrol oynamalarına rağmen, sayın grup başkan vekilimin de belirttiği gibi, sözleşmeli adı altında sömürülen sanatçıların dertlerine derman olabilirsiniz. Kaldı ki biz ne dersek diyelim, el kaldır, el indirle bütçe geçirmeyi marifet sayan bu zihniyeti terk etmediğiniz sürece teknik detaylarda boğulmanın da belli ki bir manası olmayacak. Üstelik sadece opera ve bale çalışanları değil çile çeken, açık yasa hükmüne rağmen denetimsizlikle kaçak ya da usulsüz çalışmaya mahkûm edilen ve hiçbir sosyal güvencesi olmadığı için açlıktan bağırsakları düğümlenen sinema emekçilerini anlatabilirim size. Ya da dünyaya satılıyor diye caka sattığınız dizilerden bir kuruş telif alamayan sanatçıların haklarının nasıl gasbedildiğinden de saatlerce söz edebilirim, bir karşılığı olacağını bilsem.

Emsali darbe dönemlerinde dahi görülmemiş sansür ve baskılar yüzünden yazamayan, yazsa da basacak kâğıt bulamayan yazarlarımızdan, yayıncılarımızdan, neredeyse günah ilan edilecek resimden, içine tükürmekten bahsedilebilecek kadar seviyeyi düşürdüğünüz heykellerden ya da örgüt üyesi ilan ederek mezarında ters döndürdüğünüz Camus veya Spinoza'dan bahsetmek de beyhude bir çaba olacaktır. (CHP sıralarından alkışlar) Ama ne yaparsanız yapın işte, sanat susmuyor, susmayacak.

Biliyorum çok istiyorsunuz, her yerde olduğu gibi kültür, sanat camiasında da kadrolaşmak, paşa gönlünüzün istediği gibi davranacak, akıllı, uslu sanatçılar yaratmak. Yıllardır uğraşıyorsunuz ama nedense bir türlü olduramıyorsunuz. Çünkü sizler için üzülerek söylemeliyim ki her alanda yandaşınızı yaratabilirsiniz ama bu alanda olmaz, olmayacak. Çünkü sanat özgür düşünce ve özgür bir ortam ister. Kese doldurmaktan gayrı derdi olmayanların altından kalkamayacağı kadar önemli ve ciddi bir iştir. Çünkü toplumu dönüştürmek ve her daim ileri götürmek gibi büyük ve bazıları için korkutucu bir amacı vardır. Çünkü bu ülkenin ezeli ve ebedi tek Başkomutanının da dediği gibi milletvekili, bakan, cumhurbaşkanı dahi olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü sanatçı kimdir biliyor musunuz? Saray sofralarında el pençe divan duranlar değil, eve ekmek götürememek pahasına alnı açık, başı dik duranlardır. Yüz yıllık Darülbedayide maaşlarını almak için Bank Asyada hesap açmaya zorlanan, karşı çıkınca işten atılmakla tehdit edilen, sonra da OHAL darbesiyle FETÖ'cü ilan edilip sorgusuz sualsiz kovulan oyunculardır. Sırf Gezi'de yaralanan çocuklara tiyatrolarının kapılarını açtı diye Bakanlık teşvikinden mahrum bırakılan yine de Ali İsmail'e atılan o son tekmeyi unutmayanlardır. (CHP sıralarından alkışlar) Borç harç kredilerle tiyatrolarını ayakta tutanlar, akşam el emeği dekorlarda başrol oynayıp oyun çıkışı salonun tuvaletlerini yine elleriyle temizlemekten kocunmayanlardır. Tüm dünyada ayakta alkışlanırken kendi ülkesinde, kendi insanına konser vermekten mahrum bırakılan Fazıl Saylar, her devirde susturmaya çalışıp bir türlü baş edemediğiniz Genco Erkallar, bin türlü iftirayla evinden, yurdundan sürdüğünüz yetmiyormuş gibi bir de seçim yatırımı niyetine tutuklamaya çalıştığınız Mehmet Ali Alaboralardır. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın Sayın Milletvekili.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Evet, gittikçe koyulaşan bir karanlık içindeyiz ama karanlığın en gülünç yanı nedir bilir misiniz? En küçük parıltıyla bile bir anda yok olur gider. İşte, bu ülkenin tüm baskılara inat onurla direnen gerçek sanatçıları ülkeyi içine sürüklemek istediğiniz karanlığın sönmez, söndürülemez parıltılarıdır. Hepsine bir kez daha ayrı ayrı teşekkür ediyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)