GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:31
Tarih:13.12.2018

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımızın 2019 yılı bütçesini takdim etmek üzere söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Gazi Meclisi, tüm milletvekillerimizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında bu sabah Ankara'da vuku bulan tren kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Hem adli hem idari soruşturmalar neticesinde, hem olayın gerçekleşme şekli hem failleri, kasıt, ihmal ya da hangi sebep olup olmadığı hususu Hükûmetimizce de sonuna kadar araştırılacak, gereği yapılacak ve bir daha böyle elim kazaların meydana gelmemesi için her türlü tedbirler alınacaktır. Bu konuda Ulaştırma Bakanlığımız da her türlü çalışmayı sürdürmektedir, yine, kamuoyuyla da paylaşılacaktır. Ben tekraren, tüm vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum.

Çok değerli milletvekilleri, zihnimizin ve gönlümüzün merkezinde yer tutan bir ideali, adalet idealini korumak ve yaşatmak için çaba gösteren herkese; mübaşirinden hâkimine, savcısından zabıt kâtibine kadar tüm yargı personelimize, yargı mensuplarımıza, emeği geçen, özveriyle çalışan tüm personelimize kolaylıklar diliyorum, başarılar diliyorum.

Hukukun, demokratik düzenin, güvenliğin, hak ve özgürlüklerin korunup yaşatılmasında hepimizin en büyük güvencesi yargıdır. Anayasa, kuvvetler ayrımını bir "medeni iş bölümü" olarak tanımlamaktadır ve bu iş birliği anlayışına uygun olarak hem yasama hem yürütme organı olarak adalet hizmetlerine daha iyi koşullarda vatandaşlarımızın ulaşması için hep birlikte görev ve sorumluluğumuz bulunmaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde on altı yılda, yargı reformu paketleriyle, hukuki konularda attığımız adımlarla önemli adımlar attık, iyileştirici ve geliştirici adımlar attık. Uyuşmazlıkları, elbette, bundan sonraki süreçlerde yapacağımız çalışmalarla da süratle ve adaletle çözmek hepimizin ortak amacı, bunu da hep beraber hedef olarak karşımıza aldık.

Yenilenen mevzuat çalışmasıyla, altyapı yatırımlarıyla, kurumlarımızın yapısal ve teknolojik dönüşümüyle, artan yargı mensubu ve personel sayısıyla, sürekli eğitim perspektifiyle, takipçisi olduğumuz bir kalite ısrarıyla, güçlenen mahkemeler teşkilatıyla büyük bir dönüşümün hâlen içinden geçiyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yargıdan, yargı mercilerinden, mahkemelerden söz ederken elbette, bir idari teşkilattan, bir bakanlığın idari merkezinden, il müdürlüklerinden, bir hiyerarşik düzen içerisindeki taşra örgütlenmesinden bahsetmiyoruz. Bizler, yürütmenin bir parçası olarak hâkim, savcı değiliz, yargı mensupları da bizim memurumuz değil. Burada sabahtan beri konuşulan tüm ifadeler bağlamında söylüyorum, burada yapılan tasarruflar, hâkimlerin yer değişiklikleri, atamalar ve diğer yargısal faaliyetlerle ilgili, Türkiye bir hukuk devletidir, hukuk sistemi kendi içerisinde işler ve bu konuda bir yanlış, bir eksiklik olduğunda, öyle eski dönemlerde örnekleri görüldüğü gibi, bir hiyerarşik yapıyla anında görevden alınan ya da talimat verilen bir yapıdan bahsetmiyoruz. Yargı mercileri, bağımsız ve tarafsız olarak, kendilerine çizilmiş alan çerçevesinde kendi görevlerini yapar. Bize düşen, kurumsal kapasiteyi geliştirmek, teknolojik, yeni dönüşümlere açık olmak, mevzuat hazırlıklarını... Elbette, yasamanın da burada yapacağı, yürütmenin de yapacağı iyileştirmeler hepimizin ortak görevidir, elbette bunu da hep birlikte yapacağız. Bu, sadece bir kişinin ya da bir grubun değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Elbette, Türkiye'de yargı ve adalet hizmetlerini değerlendirirken aktüel performanstan öte, içinden geçtiğimiz çok özel tecrübenin dikkate alınması gerekmektedir. Bu tecrübe, Türk yargısına bağımsızlık ve tarafsızlığın değerini, hukuka ve vicdana bağlılığın önemini, akıl ve muhakemenin kıymetini çok büyük bir bedel karşılığında öğretmiştir. Akıl ve muhakemeyi değersizleştirip yerine ideolojik adanmışlığı ikame edenlerin, ülkemizi nasıl bir felaketin eşiğine getirdiğini 15 Temmuzda hepimiz çok canlı biçimde gördük.

İstikameti hukuk ve vicdan olmayan, bağlı olduğu örgütten talimat alan FETÖ mensupları, sonuçta bu ihanetin hesabını hukuk önünde vermektedirler. Adalet mekanizmasını araçsallaştıran FETÖ, yargı sistemine, milletimizin adalet beklentisine ve adalete duyulan güvene de en büyük kötülüğü yapmıştır. Elbette, yargı sistemimiz başta olmak üzere, Türkiye, 15 Temmuzdan sonra devlet içerisinde bu örgütlü yapıdan kurtulmak için kararlı bir mücadele ve arınma sürecini başlatmıştır. Devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla bu arınma sürecini de başarılı olarak tamamlamaya kararlıyız.

15 Temmuzda o gece başımızın üzerinde, şu Gazi Mecliste hepimizin yaşadığı ihaneti yapanlar, Ömer Halisdemirleri, kahraman vatan evlatlarını şehit edenler, bugün yüce Türk yargısı önünde hesap vermektedirler. 15 Temmuzdaki hain kalkışmaya eylemli olarak katılan darbeciler hakkındaki davalar, kesin hüküm yolunda ilerlemektedir. 236 dosyada ilk derece mahkeme, kararlarını vermiştir, 53 dosyada yargılamalar devam etmektedir.

Yargı mercilerimizin doğruyu bulma, adalete, hakkaniyete uygun sonuçlara ulaşma, haklıyı haksızdan, suçluyu masumdan ayırma yönündeki çabalarını takdirle izliyoruz, takip ediyoruz. Bizim bu mücadelede iki kırmızı çizgimiz var. Bunlardan birincisi, bu mücadelenin asla rehavete kapılmadan, amacını kaybetmeden sürmesidir. İkincisi, haktan, hukuktan ve adaletten asla ama asla taviz verilmemesidir. Bir tek suçlunun cezasız kalmasına da bir tek masumun haksızlığa uğramasına da asla tahammül edemeyiz. Yaş ile kurunun ayrılması, elbette yargının temel görevidir. Soruşturma ve kovuşturmaların bu hassasiyet içerisinde sürmesi, ilgisiz isimler ve toplumsal kesimlerin bu süreç içerisinde incitilmemesini, bu mücadelenin sosyal meşruiyeti ve başarısı için de vazgeçilmez bir unsur olarak görüyoruz.

Atipik bir terör örgütü olan FETÖ'yle mücadelenin kolay olmadığını hepimiz biliyoruz. Tek başına Mor Beyin tecrübesi bile ne kadar dikkatli olmak gerektiğini gösteren esaslı bir ders niteliğindedir. İşte bu kumpası ortaya çıkaran da yine yargı mercilerimiz, hükûmetimizin kararlılığı ve tüm devletimizin kurumları ve bu konudaki yöneticilerinin iradesidir. Tarihimizin gördüğü bu en karmaşık ihanet şebekesinin çözülmesi, suçluların adalet önünde hesap vermesi hususunda desteğimizi elbette sürdürecek ve bu konuda kararı da yargı mercilerimizin titizliği elbette verecektir.

Örgütün elebaşı FETÖ hakkında 7 ayrı iade talepnamesi iletilmiş ve Amerika Birleşik Devletleri'ne her yeni bilgi, belge de yine ulaştırılmaya devam etmektedir. Adresi belli olanlar o ülkeden istenmekte, adresi belli olmayanların yine yargı mercilerimizce kırmızı bülten talebiyle iadeleri talep edilmektedir. 96 örgüt üyesinin sınır dışı yoluyla ülkemize getirilmesi sağlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, yargıyı ve hukuku bir silah gibi kullanan bu hain örgüt, ülkemizdeki yargı sistemine ve sistemin işleyişine de elbette büyük bir zarar verdi. Bu nedenle, mevcut mücadele ve arınma sürecine yeniden bir inşa sürecinin eşlik etmesinin bir zaruret olduğunu hepimiz biliyoruz.

FETÖ'yle mücadele, aynı zamanda Türk yargısının bir bağımsızlık ve saygınlık mücadelesidir. Türkiye'de yargıya güven anlamında, esasen polemik konusu da yapılan hususlarda, yüksek yargının başkanının bile yüzde 20-30'lara indiği diye ifadeler yapılıyor. Evet, 2016'larda kullanılan bu ifadeler FETÖ'nün yargıyı nasıl siyasallaştırdığı, ideolojik bir hâle getirdiği, kendi örgüt amacına çevirdiği yönündeki bir algının sonucudur. Ancak işte bu FETÖ'cülerin arındırıldığı bu süreçte her geçen gün yargıya güvenin artması yönündeki eksiklikleri hep beraber giderme yönünde çok önemli adımlar atılmıştır.

Değerli arkadaşlar, bu ülkede yargıya bu konuda acımasız eleştiriler yaparken ülkemizdeki yargı pratiğini unutmamak lazım. "Bir sağdan bir soldan" diyerek yaşı büyütülerek idam edilenler, bu ülkenin seçilmiş Başbakanına, bu ülkenin aziz Menderes'ine "Sizi buraya getiren irade, sizin cezalandırılmanızı istiyor." diye yargının nasıl siyasallaştığını hepimiz gördük. Bu ülkede darbeyi meşrulaştıran yargıyı hepimiz gördük. Bu ülkede 28 Şubat yargılamalarında, yine kumpaslarla, yine hilelerle, yine birtakım hukuk dışı delil toplayarak 28 Şubatta muhafazakâr kesimlerin nasıl haksız bir şekilde yargılandığını, yine bu FETÖ yargılaması eliyle nasıl belli insanların sabah, gece vakti gözaltına alındığını, deliller üretilerek yargılandığını, yargı önüne çıkarıldığını hepimiz gördük. Ama bu ülkede 28 Şubat brifinginde darbecileri önünü ilikleyerek ayakta selamlayanların, bu ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanına yeni hâkim, savcı adayının ayağa kalkmasını eleştirenlerin o gün, o darbecilerin önünde yargıçların kalkıp önünü iliklemesini eleştirmemelerini çok ciddi anlamda bir standart olarak görüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Elbette yargı, yargıçlar asla ama asla hiçbir şekilde, hiçbir kurumdan, hiçbir kişiden talimat almazlar. Burada Türkiye'nin geldiği noktayı söylüyorum. Bu ülkede "Evet, ben, bu zihniyetteki kişileri hâkim, savcı aldım. Ne yapacaktım, Refah Partilileri, Milliyetçi Hareket Partilileri mi alacaktım?" diyen adalet bakanları oldu. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) - AKP'li avukat koymadınız Sayın Bakan.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - O gün o adalet bakanlarına söz söylemeyenler, "Kardeşim, bu ülkenin evladı değil mi Refah Partililer, bu ülkenin evladı değil mi Milliyetçi Hareket Partisinin mensupları?" diye sesini çıkarmadı, "Bu ülkede yargı siyasallaştı." demedi. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) - Teşkilatlarınızda görev alan avukat bırakmadınız, hepsini hâkim, savcı yaptınız. Adliye koridorlarında sizde görev alan avukat bırakmadınız, hepsi hâkim, savcı oldu; neden bahsediyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından "Dinle, dinle." sesleri)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Yargıyı sarayın arka bahçesi hâline getirmediniz mi?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bugün bu ülkenin evladı Milliyetçi Hareket Partili hukuk fakültesinde okuyunca, dört yılda bitirip bu ülkenin evladı olarak hâkim, savcı olmayı hak etmiyor mu, Refah Partili hak etmiyor muydu? (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Evet, bütün bunları gördük. Siz o gün de...

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Cumhuriyet Halk Partililer hak etmiyor mu?

CAVİT ARI (Antalya) - Sadece AKP'liler mi hak ediyor Sayın Bakan?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Burada niye rahatsız oluyorsunuz, isim vermedim ben? Adres nereye gidiyor arkadaşlar, niye rahatsız oluyorsunuz? Genel olarak söylüyorum.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Ergenekon'u da anlat, Ergenekon'u.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Kim yaparsa yapsın, bugün hangi zihniyette olursa olursun, hangi düşüncede olursa olsun bu vatanın evladı, Anadolu insanı her türlü sınavda, her türlü kadrolaşmada eşittir birinci sınıf vatandaşa, birinci sınıf vatandaş hakkına sahiptir.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - 70 puan barajını kaldıran kimdi hâkimlik, savcılık sınavında?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Biz bunları gördük. Bu ülkede yakın zamanlarda, kendi lehine karar çıkınca "Namuslu hâkimler, savcılar var.", çıkmayınca "Bu sarayın yargıçları..." diye ayrım yaparak Türk yargıçlarını ikiye ayırmayı asla kabul edemiyoruz. 20 bin hâkim, savcı var; 20 bini de onurlu Türk yargısının şerefli evladıdır, kimse dil uzatamaz. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Elbette 20 bin hâkim, savcı içinde yanlış yapan, eksik yapan olabilir değerli arkadaşlar.

MUSTAGA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Uyuşturucu baronu nasıl tahliye oldu Sayın Bakan? "Devlet hassasiyeti" denilip tahliye oldu, söyleyin bakalım uyuşturucu baronu tahliye olabilir mi? (AK PARTİ sıralarından "Dinle, dinle." sesleri)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Rahat ol, rahat; heyecanlanma.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sayın Bakanın konuşmasına izin verelim lütfen.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Görevde mi değil mi Sayın Bakan? Uyuşturucu baronunu AK PARTİ'li vekil aramış. Cevabını verin.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Danıştay Başkanının kızından bahsedin Sayın Bakan.

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri...

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bizim...

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Uyuşturucu baronu nasıl tahliye oldu?

ŞAHİN TİN (Denizli) - Dinle!

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) - Dinlemesini öğrenin.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, Sayın Bakanın konuşmasına izin verelim. Yerimizden bağırarak müdahale etmeyelim lütfen.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Hadi Sayın Bakan, cevap ver, uyuşturucu baronu nasıl tahliye oldu?

NİLGÜN ÖK (Denizli) - Dinle! Niye rahatsız oluyorsun?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Papazı anlat, papazı!

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, lütfen...

Buyurun Sayın Bakan.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bu ülkede biz kulağımıza okunan ezanla, biz bu ülkede İstiklal Marşı'yla büyüdük. Bizim inancımız... (CHP sıralarından gürültüler)

CAVİT ARI (Antalya) - Biz nasıl büyüdük Sayın Bakan? Biz nasıl büyüdük?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Biz de öyle büyüdük.

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri...

ŞAHİN TİN (Denizli) - Sayın Başkan, müdahale etsenize dinlesinler.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen... (Gürültüler)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Andımız'dan korktunuz kaldırdınız.

BAŞKAN - Lütfen Sayın Bakanın konuşmasına izin verelim.

Buyurun Sayın Bakan.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu ülkede, doğusuyla batısıyla, bu ülkenin bütün evlatları, hangi zihniyette, hangi inanışta olursa olsun, 81 milyonun hepsi adalet zihniyetiyle büyüyen bu vatanın evlatlarıdır. "Kızım Fatıma olsa yanlış yaparsa kolunu keserim." diyen bir inanca, itikada iman etmiş bir milletiz. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) - "Ezan sesiyle büyüyen." diyor. Ben ezan sesiyle büyümedim, benim hakkım yok mu?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Hiç kimse bize bilerek yanlış yaptırmaz. Bahsettiğiniz tahliyelerle ilgili... (Gürültüler)

Sezgin Bey, bir müsaade ederseniz söyleyelim.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Buyurun.

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, ama böyle yaparsanız Sayın Bakan sorularınıza da cevap verme imkânı bulmaz. Lütfen sakince dinleyelim.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Başkanım, sürem azalıyor.

BAŞKAN - Ben eklerim Sayın Bakan.

Buyurun.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bu ülkede bahsettiğiniz konularla ilgili -o tahliyeler- anında HSK soruşturma açmıştır. Nereye giderse gitsin, bu ülkenin, 81 milyonun ekmek gibi, su gibi aziz bildiği adalete inancını kimsenin azaltmasına izin vermeyiz. Yanlışı sonuna kadar...

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Sonucu ne, sonucu?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Teftiş devam ediyor. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Sayın Bakan, sonucu ne? Sonuç, sonuç...

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Kime giderse, nereye giderse gitsin sonuna kadar HSK, teftişini yapıyor. Hep beraber takip edeceğiz, kamuoyuyla paylaşılacak.

Değerli kardeşlerim, çok değerli milletvekilleri; bu ülkede...

(AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, lütfen karşılıklı konuşmayalım ve Genel Kurulun düzenini bozmayalım. Sayın Bakan kürsüde, açıklamalarını yapıyor, lütfen sakince dinleyelim.

Buyurun Sayın Bakan.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Türkiye'de darbeleri meşrulaştıran bir yargıdan... "15 Temmuz darbe gecesi Meclisi bombalayan hainleri tutuklayın." diyen, "Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne saldıran, 251 vatandaşımızı şehit eden, Ömer Halisdemir'i şehit edenleri tutuklayın." diyen Türk yargısını, darbecileri yargılıyor diye töhmet altında bırakamazsınız. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) - Siz bırakıyorsunuz Sayın Bakan!

AHMET KAYA (Trabzon) - Sayın Bakan, Adalet Bakanısınız ama sözlerinizde adalet yok.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Geçmişte darbeye selam duran Türk yargısı bugün darbecileri yargılamaktadır.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Yargıyı FETÖ'ye siz teslim ettiniz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Elbette 20 bin kişi içerisinde eksik yapan, hata yapan varsa HSK burada, Teftiş Kurulu burada. Günde belki onlarca hâkim, savcının ihracı onay için geldiği için -ve siyaseten prensip olarak da ilgili daireler karar verir- ben bu bahsettiğiniz daireleri, hâkimleri asla bilmem çünkü Meclisin seçtiği, seçilmiş Cumhurbaşkanının seçtiği Kurul, daire, kendi tasarrufunu kendisi yapar. Ama sistem işlemektedir, elbette burada bir yanlışa izin vermemek adına hep beraber gayret edeceğiz.

Çok değerli arkadaşlarım, burada bugün terörle, FETÖ'sü, PKK'sı, DEAŞ'ıyla etkin mücadele eden bir Türk yargısı var. Yanlış varsa, savcının yanlışı varsa mahkemeye gider, mahkemede düzelir; mahkemede yanlış varsa istinafta düzelir; istinafta yanlış varsa Yargıtayda, Danıştayda düzelir; orada varsa Anayasa Mahkemesinde, orada varsa AİHM'e gider ve tüm bu sistemler Türkiye'de hukuk sistemi içerisinde yapılmıştır.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Ama AİHM'i tanımazsınız. En son AİHM'i tanımıyorsunuz.

MENSUR IŞIK (Muş) - AİHM'i kabul etmiyorsunuz Bakan Bey.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Ama yargılamayı sizler yapacaksanız mahkemeleri kaldırıp, o zaman gazete mi yargılasın, medya mı yargılasın, yasama mı yargılasın, yürütme mi yargılasın? Türkiye'de yargı bağımsız ve bu mücadeleyi yargı, kendi sistematiği içerisinde yapıyor. Elbette insanın olduğu yerde hata olabilir, bizim de memnun olmadığımız, yanlış, eksik kararlar var ama hukuk sistemi kendi içerisinde bunu düzeltecektir.

Çok değerli arkadaşlarım, değerli milletvekillerim; bu süreçte hazırlıklarını sürdürdüğümüz Yargı Reformu Strateji Belgesi'ne çok önem veriyoruz. Eğer 81 milyon için uygulanacaksa bu reform, 81 milyonun görüşü yansımalı diyoruz, doğunun da batının da kuzeyin de güneyin de her kesimin görüşü yansımalı diyoruz ve güven veren bir adalet sistemi olarak belirlendiğini...

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Eyvah ki eyvah! Yine reform...

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Burada Adalet Bakanlığı bütçesi görüşülürken ben hiçbir şekilde muhataplarımıza karışmamaya çalıştım, bu konuyu da takdirlerinize sunuyorum ama kısaca, müsaade ederseniz, bu reformla ilgili önerilerinizi almak üzere ifade edeceğim.

En geniş katılımla bu belgemizi oluşturmaya çalışıyoruz ve özellikle hukuk eğitimi üzerinde duruyoruz çünkü Türkiye'de adliyelerimizi yaptık, niceliğimizi yeterince artırdık, personel sayımızı artırdık ama şimdi nitelik konusunda...

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Adliyeden çok hapishane yaptınız, hapishaneleri anlatın.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - ...yetişmiş, nitelikli hukuk adamı konusunda çalışmalarımızı yapıyoruz. Bu konuda eksikleri biliyoruz. Üzerinde mutabakat noktasına vardığımız konu, hukuk mesleğine, hâkimlik, savcılık, avukatlık, noterlik mesleğine girmeden, fakülteden mezun olanların bir meslek sınavına, bir sınava, bir merkezî sınava tabi tutulması. Böylece niteliğin artırılacağını düşünüyoruz.

Yine hâkim/cumhuriyet savcısı yardımcılığı müessesesini gündeme getirdik, bunu tartışıyoruz. Böylece, hâkim/savcı yardımcıları tüm uygulamayı görecek ve ondan sonra, tecrübeden sonra kürsüye çıkacak. Böylece empati yapmaya, tarafların psikolojilerini, adaleti, ceza adaletini daha iyi tanımaya imkân bulacak ve sonradan kürsüye çıkacak. Adalet Akademisi pratiğini geliştirerek sürdürmeyi düşünüyoruz. Staj süresini geliştirmeyi, teori ve pratiğini artırmayı düşünüyoruz. Avukatlık mesleğinin güçlendirilmesi gündemimizde, vaktim azaldığı için burayı genel itibarıyla geçiyorum.

Elbette, iş yükü fazlalığını ortadan kaldırmaya yönelik uzlaştırma ve ara buluculuk sistemini çok ciddi manada önemsiyoruz. Bildiğiniz gibi, yüce Meclisin iradesiyle ticari davalara ilişkin ara buluculuk da 1 Ocak itibarıyla başlayacak ve böylece 2017 yılında asliye ticaret mahkemelerinde 231.080 dava açılmış, çok değerli milletvekilleri. 231.080 dava önce ara bulucuya gidecek, sonra mahkemeye gelecek. Böylece daha nitelikli bir yargılamayı yapacağımıza inanıyoruz, önemli bir gelişme olacağını düşünüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önemli bir adım olarak lekelenmeme hakkını da yine yasalaştırarak uyguladık. Ancak bu konuda soyut, dayanaksız ihbarlarla, esasen şikâyetlerle FETÖ yargılamalarının da sulandırıldığına ilişkin çok önemli hikâyelere de şahit olduk. "Herkes FETÖ'cüyse FETÖ'cü yoktur."un FETÖ'nün esasen kullandığı argümanlardan biri olduğunu düşünüyorum şahsen. Dolayısıyla "Kayınvalidemle aram açık, bunu şikâyet edeyim. Onunla aram açık, bunu şikâyet edeyim." Soyut, mesnetsiz ihbarlarla hem yargıyı meşgul ediyoruz hem de bu konuda sosyal bir yaraya, travmaya sebebiyet veren vakalar görüldü. Bu nedenle -lekelenmeme hakkı- savcı önüne aldığında çok bariz olduğu açık olan konularla ilgili isimsiz, soyut iddiaları soruşturmanın konusuna almıyor. Bu konuda çok önemli bir, FETÖ mücadelesi anlamında da önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum.

Ancak elbette bu, sadece bu konuyla sınırlı değildir, bu ülkenin güvence fonksiyonu soruşturma sürecine dâhil herkes için geçerli olmalıdır. Soruşturmanın gizliliğine riayet edilmesi, adliyeye sevklerin patlayan flaşlar altında âdeta bir podyumda gider gibi bir yürüyüşe çevrilmemesi, gösteriye çevrilmemesi, itibar suikastlarının engellenmesi... Yargılamalar daha ortaya çıkmadan gazetelerde bunların yayınlanması asla kabul edilebilir şeyler değil. Bunlar, usul hükümlerine de yine riayet edilmesi, lekelenmeme hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken konulardır.

Adil bir yargılamanın gereklerine hassasiyet gösterilmesi, muhakeme tedbirlerinin de doğru, yerinde ve ölçülü icra edilmesiyle ancak başarılı olur. "Pardon" sözünü lügatimizden çıkarmak için başta gözaltı ve tutuklama gibi tedbirlerin temel hak ve özgürlükleri sınırlandıran muhakeme tedbirlerinde adalet terazisinin çok hassas tartılmasının, tutulmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz.

Geride bıraktığımız bu on altı yılda çok önemli reformlar oldu. Tutuklamayı bir tedbir olarak oldukça sıkı şartlara bağlayan, Hükûmetimiz oldu. Adli kontrolü gerçek bir tutuklama alternatifi hâline getiren, biz olduk. Ancak hayata geçirilmesi, uygulanması konusu da en az yapılan düzenleme kadar önem arz ediyor. Eksiklikler, uygulama hataları var mı? Evet, var. İşte 2019 yılı bu anlamda bir milat olsun istiyoruz. Yargı reformunu bu anlamda önemsiyoruz. Bu nedenle meselelerimizi daha katılımcı konuşalım istiyoruz. Uygulamada o yüzden bir merkezî sınavı önemsiyoruz, o yüzden staj sürecini daha geniş tutalım diyoruz. Hâkimlerimizin, savcılarımızın bu anlamda hakikaten suçu yok.

FETÖ'nün travmasından kurtulma, inşa süreci vardı ve şimdi bunu yapmaya çalışıyoruz. Bu konuda gerçekten yüreği yananlar varsa tüm bu önerilere de açık olduğumuzu söylüyoruz çünkü adalet hepimizin. Biz bugün buradayız, yarın başkaları var ama adalet, gök kubbe başımızda olduğu sürece herkes için geçerli olacak. Bunu da hep beraber korumak, hiçbir siyasi parti, hiçbir angajman, hiçbir ideolojik bağ, hiçbir etnik aidiyet, hiçbir bölge, hiçbir yaş ayrımına tabi tutulmadan hepimizin ortak görevi ve bu konuda elbette...

"On altı yıl iktidardaydınız." Arkadaşlar, bu kadar çok, önemli işler yaptık. O yüzden seçimler var. Daha fazlasını yapmak için oy istedik. Milletimiz güvendi, verdi. Şimdi de diyoruz ki inşa süreci. Eksiklerimizin farkındayız, 2019 milat olsun, eksiklerimizi tamamlayayım. Ekmek kadar aziz olan, su gibi aziz olan... Hatta adalet olursa ekmeği de bulursunuz, suyu da bulursunuz. Hep beraber inşa edelim diyoruz. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Uzayan bir soruşturma, uzun tutukluluk süreleri, bitmek bilmeyen yargılamalar elbette kabul edilebilecek bir durum değil. Hâkim, savcı, avukat, vatandaş olarak hiçbirimiz bunu istemiyoruz. Biz yargı sisteminin işte bu sorunları çözmesi için, "Yargıda Hedef Süre" uygulamasına o yüzden...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin Sayın Bakan.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Hem ceza hem hukukta soruşturma ve dava açıldığında yargının kum saati işlemeye başlayacak ve sistemde gecikme, tıkanma nerede var, bir soruşturmanın şu tarihe kadar bitmesi gerektiğiyle ilgili, taraflar alacak eline; eğer bir gecikme olursa elbette yargısal faaliyete katılma değil ama nerede tıkanmalar var, mevzuatta mı, uygulamada mı, o adliyede mi, personel mi eksik, bakış açısı mı, eğitim eksikliği mi; bunları hep beraber göreceğiz arkadaşlar. Dolayısıyla, bu konuda, gerçekten, 1 Ocaktan itibaren başlatacağımız bu uygulamayı da inşallah en güzeliyle uygulamakta olacağız.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Somut vaka Osman Kavala Sayın Bakan, somut vaka. Osman Kavala somut vaka.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Adli görüşme odaları, yine, mağdurlara ilişkin elbette çok önemli bir gelişmeydi, bunu geliştireceğiz.

Yine, hâkim sayısı ve istinafla ilgili, istinafların sayısı... 11 istinafımız var. Yine, önümüzdeki dönemde 4 yerde daha istinaf açarak yargılamaların hızlanmasını hedefliyoruz.

Yine, önümüzdeki dönemde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı'nı da güncelleme, yenileme sürecini başlatmış bulunmaktayız.

Cezaevleriyle ilgili artış hususu da burada ifade edildi değerli milletvekillerimiz tarafından. Biz cezaevi açtık diye övünmüyoruz, hiçbir hükûmet bunları açtı diye övünmez.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Müjde diye mesaj atan milletvekiliniz var.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Cezaevleri 2002'de 524 iken şu anda, 2018'de cezaevi sayısı 389; 166 yeni cezaevi yapılmış, 301 cezaevi kapatılmış. Cezaevlerindeki sayı artışlarının temel sebeplerini vaktim kısa olduğu için özetle geçiyorum.

Değerli arkadaşlar, cinsel saldırı suçunun yedi yıldı cezası, on iki yıla çıkartıldı. Uyuşturucunun dört yıldı cezası, on yıla çıkartıldı. Bakın, infaz kurumlarında yatan kişi sayısı itibarıyla, uyuşturucudan 2005 öncesi bir kişi, suçlu iki yıl yatıyordu cezaevinde, şimdi yedi buçuk yıl yatıyor değerli arkadaşlar.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Hangi suçtan kimler yatıyor, onları da söyler misiniz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Cinsel saldırıdan üç yıl yatıyordu daha önce, şimdi dokuz yıl yatıyor; bunu Hükûmetimiz artırdı Meclisimizin takdiriyle. Yani bu arada 4-5 kez boşalacakken cezaevleri niye kalabalık? Uyuşturucudan 57.674 kişi cezaevinde. Yani bunları almayalım diyorsak... Mahkemeler getiriyor, buna yönelik kapasite artırılıyor, yapılıyor. Cinsel suçlardan 19.066 kişi, terörden 44.690 kişi... Daha önce bu suçlardan, adam öldürmeden... Değerli arkadaşlar, adam öldüren birisi 2005 öncesi dokuz yıl yatıyordu, bugün yirmi dört yıl yatıyor. Dokuz yıl yatıp çıkıyordu, istiyorsanız dokuz yıl yatsın, cezaevlerini boşaltırız. Meclisin elinde, bugün verin teklifi bunu eleştiren arkadaşlarımız, hemen cezaevlerinde bu sayılar gider. Yani ben burada bir realiteyi söylüyorum. Adam öldürmeden dokuz yıl yatıp çıkıyordu, şimdi yirmi dört yıl. Bunların hepsi hep beraber belirlediğimiz süreler.

İstinaflar çıktı, istinaflarda yüz on gündü ortalama süre, yüzde 70 Yargıtaya gitmeden istinafta kesinleşiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın Sayın Bakan.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Diğerlerini de saysanız Sayın Bakan. Diğerlerini da sayın.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Milletvekillerimiz cezaevlerine izin almadan gidebiliyor, bu konuda izin almalarına gerek yok. Terör örgütü mensubuysa, bu konuda Bakanlığın izni var.

ÖZKAN YALIM (Uşak) - Nasıl yok? 6 defa istiyoruz Sayın Bakan, 6 defa, 7 defa istiyoruz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bağırmayın da söyleyeyim Özkan Bey, tamam.

BAŞKAN - Siz devam edin Sayın Bakan, buyurun.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Soruyu soran arkadaşımız dinlemiyor.

Bakan Yardımcımız da burada. Tüm talepler karşılanmaya, cezaevinin koşulları, personelimizin durumu, ilgili kurum kapasitesiyle karşılanmaya çalışılıyor, bu konuda azami gayret var. Eksiklikler bugün de ifade edildi, Bakan Yardımcımız da notunu aldı ama grup başkan vekillerimizden her an bana da ulaşıldığında, bu konu elbette milletvekillerimizin en doğal hakkı, biz de elimizden gelen desteği veririz, bu konuda niye milletvekillerimize böyle bir imkânı vermeyelim?

"Cezaevlerinde -insanın olduğu yerde hata olabilir- hiçbir sorun yok." diyemeyiz. Hata yapan insanlarla çalışıyoruz ama bugün, az önce cezaevi denildi, polis karakolu çıktı. Polis karakoluyla ilgili de benim elde ettiğim bilgiye göre, güvenlikleri anlamında, boneleri verilmiş. İçişleri Bakanlığından asla inançlarına karşı öyle bir şeyin olmadığı bilgisini aldım. Bu konuda elbette bilgilenilecektir ama cezaevinde bu anlamda hangi ihlal varsa...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Trabzon Cezaevi, Trabzon Beşikdüzü.

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Bakan.

Buyurun.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - ...bugün söyleyin, nerede ihlal varsa bu konuyla ilgili en başta suç duyurusunu ben yaparım.

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) - Siz ne iş yapıyorsunuz! Devlet ne iş yapıyor!

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bakın burada hep böyle söyleniyor ama bire bir de görüştüğümde Cezaevi Genel Müdürümüz, Bakan Yardımcımız, görüştüğünde, Cezaevi Genel Müdürümüzle görüşüldüğünde, bütün milletvekillerimiz 10 tane sorun varsa teşekkür edip ayrılıyor ama burada farklı bir şey geliyor.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Van Barosunun raporu var, Trabzon Beşikdüzü, cevap bekliyoruz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Elbette, yine dinleyebiliriz. İnsan Hakları Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi, her an tüm cezaevlerini tüm partiler, milletvekilleri denetleyebiliyor. Avrupa'dan tüm kurumlar denetliyor, açık ve bir eksiklik varsa en başta biz buna izin vermeyiz, gerekli teftişimizi yaparız. Nerede varsa bu konularda, elbette ifade edilir.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Trabzon Beşikdüzü'yle ilgili bir açıklama yapın. Van Barosu gidip inceleme yaptı, bir açıklama yapın.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Sayın Başkanım, müsaadelerinizle toparlıyorum.

BAŞKAN - Buyurun.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Trabzon'la ilgili bir açıklama yapın Bakan Bey.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, son olarak milletvekillerinin yargılanmasıyla ilgili konu; milletvekillerini, yargı ideolojik bakıyor, yargılıyor.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Cevap veremediğiniz şeylerde susuyorsunuz tabii!

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Dinler misin ya! Bir dur ya! Bir dur ya, dinle!

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Bir soru sorduk, cevap bekliyoruz. Her şeye cevap veriyordu.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Dinle ve öğren bak ne diyor!

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Sen bana öğretecek değilsin, sen önüne bak! Sana sormuyoruz!

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, HDP'den Ayşe Hanım, HDP milletvekillerinden gelen ihlallerle ilgili geldiğinde Bakan Yardımcımızla konuştu, ilgili milletvekili teşekkür etti, "Bizi yanıltmışlar." dedi, bizi konuşturmayın burada. Bire birde gelince teşekkür ediyorsunuz, burada gelince şahin oluyorsunuz! (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Bakan.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Cezaevinde kim olursa olsun devlete emanettir; hiçbir hak ihlali, insan hakkı ihlali olmaz. AİHM bunu böyle kabul ediyor, siz kabul etmiyorsanız o sizin kendi sorununuz.

Milletvekillerini yargılama konusu da... Türk yargısı öyle bir heves içerisinde değil ama bugün yüce Parlamentoda "Milletvekillerinin dokunulmazlıkları kalksın mı?" denildiğinde AK PARTİ olarak "Evet, kalksın." dedik, MHP "Evet, kalksın." dedi, ikimizin oyu yetmiyordu, HDP karşı çıktığına göre, demek ki CHP'nin oylarıyla da 367 geçti ve Türk yargısının önüne geldi bu dosya. Niye Türk yargısını suçluyoruz? Türk yargısı, önüne gelen konuda bir karar verdi.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Sayın Bakan... Sayın Bakan, bakın...

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Türk yargısı bağımsız, bizden Türk yargısına müdahale etmeyi beklemeyin, yapmayız. Biz hâkim, savcı değiliz; hâkim, savcıları rahat bırakın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Sayın Bakan, Eren Erdem dosyasında değişen heyetlere bakın.

TUMA ÇELİK (Mardin) - Bunun için karar yok, bunun için alınmış bir karar yok.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Sözlerimi toparlarken...

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Eren Erdem dosyasında değişen heyetlere bakın, sadece buna bakın Sayın Bakan, değişen heyetlere bakın.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Sezgin Bey, bir çay içelim, hepsini bağırmadan beraber konuşuruz.

TUMA ÇELİK (Mardin) - Leyla Güven için alınmış bir karar yok.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Bakın, değişen heyetlere bakın Sayın Bakan. Niye heyetler değişiyor?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Hep beraber konuşacağız -baro başkanlığı yaptınız- hep beraber yapacağız. Ama siz bir avukat olarak da...

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Heyetler niye değişiyor?

BAŞKAN - Sayın Tanrıkulu, lütfen...

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bu kararları bir Adalet Bakanı vermez. Biz yürütmenin parçasıyız, yargı bağımsız olarak kararlarını verir. Bu konularla ilgili hep beraber eksikleri toparlamak bizim görevimiz. Önümüzdeki dönemde de bu yargı reformunu yapacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Evet, son bir kez açıyorum mikrofonu Sayın Bakan.

Buyurun.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Ben bu duygularla, şimdiden tüm görüş ve önerileri için, tüm bu değerli fikirleri... Biz eleştiriyi de elbette daha doğru yapmak üzere alıyoruz. Bu konuda daha iyisini yapmak da inşallah hep beraber nasip olur sizlerin desteğiyle diyorum.

Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Bakan.