GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:17
Tarih:14.11.2018

NECATİ TIĞLI (Giresun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'de sağlık ve sosyal güvenlik denildiği zaman ilk aklıma gelen, insana karşı düzenlenen piyasa oluyor. Türkiye'de sağlık ve sosyal güvenlik politikalarındaki neoliberal düzenlemeler 1980'li yılların ilk yarısında başlamış olup 2000'li yıllarda hızını artırarak uygulanmaya devam etmektedir. Tasarılarda, kanunlarda, izlenen politikalarda sağlık, insan ve emek görmezden gelinmiş, hızla piyasa ekonomisine terk edilmiştir. 2003 tarihli Sağlıkta Dönüşüm Programı'yla birlikte sağlık alanında yaşanan neoliberal saldırılar sağlık sisteminin sistematik ve bütüncül olarak tamamen bozulmasına ve dönüşmesine hizmet etmiştir. Bu dönüşümle birlikte Sağlık Bakanlığının görev ve yetkileri, sağlık hizmetlerinin finansmanı ve sağlıkta emek gücüyle ilgili politikalar derinden etkilenmiş, düzen tamamen güçlüden ve piyasadan yana olmuştur. 2000'li yılların başından beri Türkiye'de sağlık alanında yaşanan tek gerçek, uluslararası sermayenin isteğine göre düzenlenen sağlık hizmetleri, finansmanı ve istihdamı devletin sorumluluğundan çıkarılıp piyasanın ellerine bırakılmıştır. Sosyal güvenlik alanında yaşanan dönüşümde ise sosyal devlet olma ilkeleri bir kenara bırakılmış, bireysellik öne çıkmış, kamunun sosyal güvenlikteki rolü daraltılmış ve yine piyasalaşmanın önü açılmıştır. Emeğin nasıl dönüştürüldüğü ise bu kanunda açıkça görülmektedir. Yıllarca okuyorsunuz, elinizde dünyanın her yerinde geçerli bir diploma var, sonra bir KHK ya da kararname çıkıyor ve "Durun. Siz hekimlik yapamazsınız." diyor, eğer yapmak istiyorsa dört yüz elli gün beklemesi gerekiyor. İşte sağlıkta emek böyle sömürülüyor.

Evet "Sağlıkta şiddeti önleyelim." diyoruz ama bu torba kanunda hekimleri hem şiddetin hem mobbingin kucağına atıyorsunuz. Eğer, biz yurttaşlarımızdan aldığımız kanun yapma ve denetleme yetkisini hukuk kuralları içinde ve yemin ettiğimiz Anayasa'ya uygun olarak yapmıyorsak ortada büyük bir problem var demektir. Bu kanunun kabul edilmesi için oy veren herkes Anayasa'nın hukuk devleti ilkesini, eşitlik ilkesini, kazanılmış haklar ilkesini, sözleşme özgürlüğü ve kamu hizmetinde çalışma hakkı ilkesini ihlal etmiş olacaktır. Sağlıkta dönüşüm programlarıyla insanlarımız metalaştırılıyor ya da insan bedeninin her bir parçasının sağlık alanında nasıl metalaştırıldığının hikâyesi yazılıyor.

Tasarıya baktığım zaman gördüğüm ilk şey, hekimlerin çalışma hayatından nasıl men edilmek istendiğini düzenleyen cümleler oldu. Hekim başına düşen hasta sayısını azaltmak için hastayı başka bir hekime kaydırma çalışmasının amacı hastayı iyileştirmek midir yoksa istatistiksel olarak hekim başına düşen hasta sayısını azaltmak mıdır? Sağlıkla ilgili hazırlanan bu kanun teklifiyle hekimlerimiz sağlıksız bırakılmaktadır ve bir an önce sağlığına kavuşması için tedavi edilmesi gerekir. Bu tedavi de ancak muhalefet partilerinin görüş ve önerileri dikkate alınarak yapılır.

KHK'ler ya da kararnamelerle görevden uzaklaştırılan hekimlerden terörle mücadele kapsamında yargılanan olmuş ve hiçbir ceza almamışlardır. Hekimlerin ve sağlıklı nesillerin hayatını zorlaştırmaktan vazgeçin. İnsan sağlığı ve ülke sağlığı her şeyden önemlidir. Mustafa Kemal Atatürk "Beni Türk hekimlerine emanet edin." dediğinde hekimlere olan inancını ve güvenini beyan etmiştir. Şimdi sıra bu Mecliste. Nasıl ki hepimiz bu ülke için çalışıyorsak hekimlerin de aynı aşkla, aynı disiplinle, aynı inançla çalışmasına izin verin.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Tığlı.