| Konu: | 13 Kasım Tekirdağ'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 96'ncı yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 16 |
| Tarih: | 13.11.2018 |
CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Tekirdağ'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 96'ncı yıl dönümü sebebiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Ekranları başında bizleri izleyen değerli hemşehrilerimi, sevgili yurttaşlarımızı ve sayın milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.
13 Kasım, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Kurtuluş Savaşı'na kadını erkeğiyle, genci yaşlısıyla omuz veren, can veren Tekirdağlılar, Tekirdağ için bir gurur günü. Hemşehrilerim verdikleri bu zorlu mücadelenin ödülünü özgürlüklerine kavuşarak, işgal altındaki vatan toprağını, her karış toprağını kurtararak almışlardır. Üstün bir çabayla bu güzel vatanı ve güzel ilimizi bizlere kazandıran kahraman şehitlerimize buradan bir kez daha rahmet dilerken, gazilerimizle birlikte hepsini saygı ve şükranla yâd ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Hepimizin, tüm Tekirdağlıların o koca yürekli insanlara ödenemeyecek bir minnet borcu vardır. Peki, on altı yıldır yönetimde olan AKP iktidarı bu borcu acaba gerçekten ödeyebilmekte midir, bu borca sahip çıkabiliyor mu? Yıllardır kapkara akan, kanser saçan Ergene Nehri'ne baktığınızda AKP iktidarının bu borca sahip çıkmadığını görürsünüz. Yıllardır bütün yandaşlara peşkeş çekilen, delik deşik edilen Istrancalar'a baktığınızda bu borcun önemsenmediğini görürsünüz ya da Tekirdağ'ın tam ortasına, yerleşim alanlarına kondurulmak istenen o termik santrallere baktığınızda bu borcun yok sayıldığını görürsünüz.
Sanmayın ki Tekirdağ'ın sadece çevre sorunları var; emin olun, tarımından sanayisine, ulaştırmadan turizmine kadar pek çok sorunla boğuşuyor Tekirdağ. Şu soruyu sormadan edemiyor insan: Sizin Tekirdağ ile Tekirdağlılarla alıp veremediğiniz nedir? Nasıl olur da on altı yıldır Trakya'nın can damarı olan Ergene temizlenmez? Nasıl olur da demir yolları bakımı yapılmaz da son yılların en büyük faciası Çorlu'da yaşanır? Nasıl olur da çiftçiler, köylüler kan ağlarken öylece oturup seyredilebilir? Nasıl olur da binlerce ağaca kıyılır, Tekirdağ'ın akciğerleri sökülür? Aslında ortada olan bir şey var; Tekirdağ, iktidarın gözünde üvey evlattır.
Değerli milletvekilleri, sadece Tekirdağ ve Tekirdağlılar üvey evlat değil tabii ki Türkiye'de. Her farklı düşünen, her muhalif olan, kafasını uzatıp şöyle "Ne oluyor burada? Memleket nereye gidiyor?" diyen herkes üvey evlat muamelesi görüyor bu ülkede. Aslında sadece üvey evlat da değil, bazıları üvey evlat muamelesi bile göremiyor. Mesela, medeni ölüme mahkûm ediliyor insanlar bu ülkede. Ekmekleri ellerinden alınıyor bu ülkede insanların, sırf KHK'de adı var diye çocukları bile işe alınmıyor bu ülkede. Allah aşkına, adalet bunun neresinde? Neresinde burada adalet? Taraf olmadığı için bertaraf edilenler var bu ülkede. Hanginiz "Yok." diyebilirsiniz, hanginiz çıkıp "Yok böyle şeyler, olmuyor." diyebilirsiniz. Size başından beri söyledik biz, "Varsa terörle bir ilintisi adil bir şekilde yargılansın ama kurunun yanında yaş da yanmasın. Bu süreç bir cadı avına dönüşmesin." dedik, dinletemedik. Aldınız elinize bir çekiç muhalif kim varsa, sizden taraf olmayan kim varsa herkesi çivi gibi gördünüz, insanları bir medeni ölüye çevirdiniz.
İşte, son torba kanun bunun açık bir örneği. Ortada kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığı hâlde keyfekeder tasarruflarla kamudan ilişiği kesilen sağlık personelinin artık özel sektörde de çalışmasının önüne geçiyorsunuz, ekmek götürme hakkını elinden alıyorsunuz, evrensel hukuk kurallarını çiğniyorsunuz. Hadi bunları geçtim, masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı diye bir şey duymadınız mı Allah aşkına? Hadi bunları da önemsemiyorsunuz, kul hakkını da mı hiçe sayıyorsunuz? Bakın, medeni ölüye çevirdiğiniz bütün insanların vebali sizlerin üzerindedir. Siz yıllarca el ele, koyun koyuna FETÖ'yle birlikte olacaksınız, iktidarı paylaşacaksınız, ne isterlerse vereceksiniz, "Bitsin artık bu hasret." diyeceksiniz ama öylece sıyrılacaksınız ama bir bankaya para yatırdı diye, çocuğunu belli bir okula gönderdi diye, kaynağı belli olmayan ihbar mektuplarıyla insanları medeni ölüme mahkûm edeceksiniz. Hak, hukuku geçtim, insanlık yok bunun içinde. Bunun adı var, bunun adı zulüm. Zulümle abat olamayacağınızı bir kez daha bu kürsüden size hatırlatıyor, Tekirdağ'ımızın kurtuluşunu tekrar kutluyorum; tüm şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle, sevgiyle, saygıyla, minnetle anıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)