| Konu: | Askerlik Kanunu ile Diğer Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 1 |
| Birleşim: | 10 |
| Tarih: | 25.07.2018 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; saygıyla selamlıyorum.
Önce şu yirmi bir gün meselesinden başlamak istiyorum. Şimdi, bakın, burada çeşitli defalar dile getirildi Meclisin iradesinin çiğnenmesi, yasamanın bağımsızlığının, kuvvetler ayrılığının çiğnenmesi, Cumhurbaşkanının bu konuda önceden söz söylemiş olması filan. Bunların hepsini bir kenara bırakalım, bunlar yani söylenenler doğru şeyler ama onun üzerinde durmayacağım, tek örnek bu değil. Şimdi, bakın, şurada bir tane gizli oylama yapsak, kutulara atsak "Yirmi bir gün olsun mu, olmasın mı?" diye; ben eminim, şu hazırunun büyük bir çoğunluğu "Yirmi bir gün olmasın." diyecektir. Çünkü yirmi bir günün hiçbir anlamı yok, sizler, biliyorsunuz hepiniz bunun hiçbir anlamı olmadığını. Yani eskiden patates soydurulur, fasulye kırdırılırdı, şimdi onlar da yok; mıntıka temizliğini bile anlatamazsınız yirmi bir günde, ne teorisi ne pratiği. Hiç böyle bir şey yok. Yani bu yirmi bir gün sadece bir şeyleri kurtarmak için oraya konulmuş bir madde ve 100 binlerce genç insanımızı mağdur edecek bir konu. Bu yirmi bir günden vazgeçilmesi gerekiyor. Vazgeçilmezse de herkes bilmeli ki yirmi bir gün, Cumhurbaşkanının talebiyle özel olarak saptanmış bir zamandır, başka hiçbir şey değildir.
Şimdi, bakın, bugün Sayın Cumhurbaşkanı konuşma yapmış Güney Afrika'ya giderken, diyor ki: "Batı ülkelerinde askerlik için personel bulunamadığı bir dönemde biz yığılmaları önlemek için sürekli bedelli askerlik kanunu çıkarmak zorunda kalıyoruz." E, biraz evvel sizin temsilciniz konuşma yaptı burada, dedi ki: "Yoklama kaçağı ve bakaya yüzünden 1 milyon 324 bin kişi bu durumda." Şimdi, yoklama ve bakaya kaçağı mı yoksa millet, illa askere gidelim diye sıraya girdi de alacak yer bulamıyoruz, bu işi böyle halledelim mi? Hangisi doğru? Aranızda anlaşamamışsınız. Neden? Çünkü rahat değilsiniz bu konuda.
Bakın, Cumhurbaşkanı yine bugün aynı konuşmasında şöyle bir şey söylüyor, diyor ki: "Bu durum askerlik meselesini yeni ve daha köklü bir anlayışla ele almamız gerektiğini gösteriyor." Evet, doğru söylüyor. Biz de size bir şey öneriyoruz ve bu yeni değil, yıllardır bunu söylüyoruz. Bu nedir? Şimdi, "vicdani ret" adı altında konuşuluyor, siz belli ki bu ret meselesine takıyorsunuz, onu bir kenara koyalım, ret meselesini bırakalım, çeviridir nihayetinde, Türkçeye çevrilmiştir bu böyle. Mesele, bir vicdani hizmet meselesidir, vicdani hizmet. Bunun yolu nedir? İnsanlar askerlik yapmak istemedikleri zaman bu tür yığılmaların da önüne geçmek için kamu hizmeti, sosyal hizmet yapmak diye bir şey vardır. Üstelik, bu bizim üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi'nin ve görüşmelerini sürdürdüğümüz Avrupa Birliği ülkelerinin içinde de hepsinde geçerli olan bir şeydir, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu konuda kararları vardır. Eline silah almak istemeyen insanlar zorunlu askerlik yerine toplumun ihtiyaçları doğrultusunda kamu hizmeti, sosyal hizmet verirler. Bundan daha iyi bir şey olabilir mi? Vicdani bir durum yani bu. İşte, bu tür yığılmaları önlemek için yapısal önlemlerden bir tanesi budur, vicdani ret hakkı diye konuşulan mesele budur aslında. Tanımını bir kenara bırakalım, bunun neresine itiraz ediyorsunuz? Neden bu konu tartışılır bir konu olmuyor? Bunların hepsi yapılabilir. Yıllarca insanlar yoklama kaçağı ve bakaya durumuna düşmek yerine topluma gayet faydalı bir iş yapıyor olurlar. Kendilerinin de vicdanı rahat olur, herkesin de memnun kalacağı bir sonuç ortaya çıkar ama tartışılamıyor bu. Neden tartışılamıyor? Bunu tartışacaksınız, eninde sonunda buraya gelinecek. Yani ya sizin ilişkilerinizin olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarında olan konuyu "Hayır, biz bunu asla, ömür boyu değerlendirmeyeceğiz." deyip bir kenara koyacaksınız ya da başka isimler altında bunu oturacağız, bu tür toplumsal ve siyasal sorunlar hâline gelmiş konuları tartışarak çözüm yolunu bulacağız. Vicdani ret meselesi olursa, bu hizmet sağlanırsa ne yığılma olur ne mali yük yaratılır. Büyük bir eşitsizlik 15 bin lira. İnsanlar arabasını mı satsa, evini mi satsa, çocuğu nasıl bu parayı ödeyecek diye uğraşıp duruyorlar. Yani bu eşitsizlikleri, bu adaletsizleri ortadan kaldıracak da bir çözümdür aynı zamanda bu. Dolayısıyla yapılabilecek en doğru iş bu konuda adım atmaktır, bu konuyu tartışmaktır. Eğer önümüzdeki dönem bu konuyu ele almak ve çözümler üretmek isteniyorsa, eğer yeniden yığılmalarla karşı karşıya kalınmak istenmiyorsa mutlaka değerlendirilmesi gereken en önemli adımlardan bir tanesi vicdani ret meselesidir.
Teşekkür ediyorum dinlediğiniz için. (HPD sıralarından alkışlar)