GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: İSTANBUL MİLLETVEKİLİ MEHMET MUŞ'UN, NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN ÖLÜMÜNÜN 29'UNCU YIL DÖNÜMÜNE VE MERSİN MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞANDIR'IN, DÜNYA UYGUR TÜRKLERİNİN 4'ÜNCÜ OLAĞAN KURULTAYI'NA İLİŞKİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI DOLAYISIYLA
Yasama Yılı:2
Birleşim:111
Tarih:24.05.2012

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 2 arkadaşımız iki önemli konuyu gündem dışı burada dile getirdiler. Ben de zaman ölçüsü içinde kendilerine kısaca görüşlerimi, Hükûmetimizin yaklaşımını sunmaya çalışacağım.

Önce Sayın Şandır'ın ve bazı arkadaşlarımızın, Tokyo'da yapılan Uygur Türkleri Kongresine katılmış olmasından ötürü kendilerine teşekkür ederim. Elbette dünyanın her tarafından hem kendi soydaşlarımızın hem de bütün insanlığın sorunlarıyla ilgilenmek, insan hakları sorunuyla ilgilenmek bu çağda hepimizin görevidir ama benim, her zaman üslubuna fevkalade önem verdiğim Sayın Grup Başkan Vekili kendi çabalarını burada önemle aktarırken başka çabaları da görmezden gelmese sanıyorum daha iyi olur ve hepimiz için de daha yararlı, ülkemiz için de daha yararlı olur.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Çabalarınızdan haberdar olursak iyi olur.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) - Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan bu son dönemde Uygur Bölgesi'ni ziyaret etmişlerdir ve sanıyorum bu, tarihimizde ilktir. Daha önce Cumhurbaşkanı ve?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Daha önce Sayın Devlet Bahçeli de gitmişti.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) - Sayın Bahçeli herhâlde Başbakan ve Cumhurbaşkanı sıfatından?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Devlet Bahçeli Uygur Bölgesi'ne gitmedi, Çin Seddi'nde kaldı sadece.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) - Başbakan ve Cumhurbaşkanı sıfatıyla yapılmış ilk ziyaretlerdir, bu düzeyde daha önce ziyaretler yapılmamıştır. Ve Tokyo'da Sayın Şandır'ın da katılmış olduğu toplantı sırasında basın mensuplarına Uygur Türkleri adına sözcülük görevini yapan Sayın Rabiya Kadir "Bir Türk Başbakanının, bizim topraklarımıza ayak bastığı için Uygurları ne kadar mutlu ettiğini sizin tasavvur etmeniz mümkün değildir. İnsanlarımız yediden yetmişine kadar bir yetim çocuğun başını okşadığınızda nasıl mutlu oluyorsa bütün Uygur Türkleri öyle sevindiler. Uygur halkının üzerine bir güneş doğmuş gibi oldu." sözleriyle, Sayın Şandır'ın esirgediği şu anda, bir anlamda, takdiri doğrudan doğruya Sayın Rabiya Kadir ifade etmiştir.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Ben üzüntülerimi ifade ettim Sayın Bakanım.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Yeterli değil Sayın Bakan, yeterli değil.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) -  Biz dünyanın her yerinde hem soydaşlarımızın demin söylediğim gibi hem de bütün insanların insan hakları sorunlarıyla yakından ilgileniyoruz ama "Herhangi bir kriz çıkmasın." dikkati içinde de devlet yöneticileri olarak sorumlu davranmaya çalışıyoruz.

Çin, bizim çeşitli alanlarda iş birliği yaptığımız, dünyada gelişen büyük devletlerden bir tanesi. Çin'in iç işlerine karışmak gibi bir kaygımız yok ve biz Uygur Türklerini Çin'le aramızda bir sorun vesilesi değil; bir barış, dostluk, kaynaşma, kardeşlik köprüsü yapmak için uğraşıyoruz.

İlk defa bu yılın nevruz ayında Ankara'da Türk Ocağı Binası önünde yaptığımız nevruzda Uygur Bölgesi'nden bir kültür topluluğu geldi, doğrudan doğruya Uygur Türklerini temsil eden bir topluluk geldi; bu da tarihimizde ilktir, daha önce böyle bir temsile izin ve imkân verilmemişti.

Biliyorsunuz ki dünya 21'inci yüzyılda yeniden kuruluyor yani 20'nci yüzyılın o çatışmalı dünyası, 20'nci yüzyılın kavgalı dünyası, 20'nci yüzyılın komünizm-kapitalizm, sol-sağ diye bölünmüş olan dünyası yerine, şimdi insan hakları temeli üzerinde doğuda da batıda da yeni bir dünya kurmaya çalışıyoruz ve bundan biz etkilendiğimiz gibi Çin de etkileniyor. Çin Sincan bölgesinden ilk defa bir kültür topluluğu bizim ülkemize geldi ve hemen arkasından, Sayın Başbakanla giden heyette ben de vardım, çok ciddi bir hüsnükabul gördük ahali içinde, büyük bir sevgi var. Ama bizim Uygur Türkleri, hem onlara bir misilleme olmasın hem aramızda bir sorun olmasın diye bir dikkatimiz var.

MUHARREM VARLI (Adana) - Suriye'nin iç işlerine niye karışıyorsunuz Sayın Bakan? Irak'ın iç işlerine niye karışıyorsunuz? Onlar daha yakın komşularımız.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (Devamla) - Ama bu, Uygur Türklerinin koşullarının gittikçe iyileştiği gerçeğini görmemizi göz ardı etmemize vesile olmasın. Bu dikkat içinde davranıyoruz.

Ben çok teşekkür ederim arkadaşlarımıza, buraya giden arkadaşlarımıza. Ama bizim de konuyu çok yakından takip ettiğimizi ve Başbakan ve Cumhurbaşkanı düzeyinde Sincan Bölgesi'nin ilk defa ziyaret edildiğini de bu vesileyle bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Mehmet Muş kardeşim de, bugün, büyük şair Necip Fazıl'ın yıl dönümü vesilesiyle onun şiirlerinden güzel alıntılar yaparak bir kadirbilirlik örneği sergiledi. Necip Fazıl, örneğin, bakın, 20'nci yüzyılın nasıl çatışmalı bir yüzyıl olduğunun çarpıcı örneklerinden bir tanesidir. Bugün olsa, belki -21'inci yüzyılda- Necip Fazıl ve Nazım Hikmet çeşitli toplantıların ateşli hatipleri ve büyük şairleri olarak belli platformlarda buluşabilirlerdi ama o dönem insanları birbiriyle çatıştıran bir dönemdi, toplumları kendi içinde çatıştıran bir dönemdi. Bunun toplumlar da, insanlar da bedellerini ödediler. Bugün, bir mısrası bile bir destan gibi kabul edilen ki başka bir ekolden bir edebiyatçı tarafından, Yaşar Nabi tarafından bir mısrası bir destan gibi kabul edilen Necip Fazıl, bir dönem Türkiye'de çok ciddi bedeller ödedi. Şimdi, Altındağ Belediyemiz Ulucanlar Hapishanesini bir müzeye çevirdi. Orada, bakıyorum, işte, Hüseyin Cahit Yalçın'dan -doksan yaşındaki Hüseyin Cahit Yalçın orada hapse girmiş- Necip Fazıl'a, Necip Fazıl'dan Nazım Hikmet'e, Yılmaz Güney'e, Metin Toker'e, oradan geçmeyen iyi kötü eli kalem tutan insan kalmamış. Bunları yaşadı bir dönem toplumumuz. Şimdi bunları geride bırakmaya, biz bunları barıştırmaya çalışıyoruz. Bugün, Kültür ve Turizm Bakanlığı, örneğin Necip Fazıl'ı, Nazım Hikmet'i, Fazıl Hüsnü'yü, Sezai Karakoç'u birbirinden ayırmaksızın, bunlar bizim dilimizin, kültürümüzün, edebiyatımızın başyapıtlarını ortaya koymuş insanlardır diye hepsini sahiplenmeye ve hepsinden güzel eserleri tekrar milletin bilgisine, beğenisine sunmaya çalışıyor. Galiba gelmemiz gereken nokta budur. Yani biz, Mevlânâ'nın söylediği gibi, düne ait ne varsa düne terk ederek "Dünle beraber geçti cancağızım/ ne varsa düne ait/ Şimdi yeni şeyler söylemek lazım." diyor ya, yani yeni şeyler söylemeye, biraz daha barış dili, biraz daha kardeşlik dili, biraz daha dostluk dili kullanmaya özen göstermeliyiz.

Arkadaşımız, Necip Fazıl'dan çok güzel alıntılar yaptı, ben de, izin verirseniz? O, tabii bir hatiptir, ideolojik bir şairdir elbette. Doğrudan doğruya Büyük Doğu mücadelesi, onun, bir ekol kurmak konusunda bir büyük mücadelesinin bayrağı olmuş olan bir eserdir, ama bütün o yönlerinin yanı sıra aynı zamanda bir İstanbul şairidir. Ben İstanbul şairlerine yüreğimde, beynimde, belleğimde ayrı bir yer veriyorum çünkü İstanbul gerçekten bizim müstesna şehirlerimizden birisi ve bir eski İstanbul milletvekili olarak ve? 29 Mayısta da İstanbul'un tekrar bizim kültürümüzün dünyaya açılan bir kapısı olmasının o mutlu yıl dönümünü yeniden yaşayacağız.

"Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar,

Onu `İstanbul' diye toprağa kondurmuşlar.

İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim,

O, benim zaman, mekân aşıp geçmiş sevgilim.

Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur,

Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.

Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,

Ve kavuşmuş rüyalar onda, onda misale.

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler.

Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler.

Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,

Adada rüzgâr uçan eteklerden sorumlu.

Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından,

Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı Sarayından.

Ana gibi yâr olmaz, İstanbul gibi diyar,

Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar."

Şiirini yazmış bir büyük şairdir.

Rahmetle, minnetle anıyorum ülkemize, dilimize, kültürümüze hizmet etmiş olanları ve ta buradan Uygur'a kadar Türk dünyasının gelişmesi, güzelleşmesi için emek veren ve çile çekenleri.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.