GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
Yasama Yılı:5
Birleşim:14
Tarih:05.11.2026

AHMET FETHAN BAYKOÇ (Ankara) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Mekke Anlaşması üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, aziz milletimiz başta olmak üzere her birinizi saygıyla selamlıyorum.

7 Ağustos 2026 tarihinde kutsal şehrimiz mübarek Mekke-i Mükerreme'de Türkiye Cumhuriyeti devleti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı arasında imzalanan Mekke Anlaşması; stratejik diyaloğu güçlendiren, ortak çalışma kültürünü geliştiren, bölgesel sorunlara bizzat bölge içerisinden çözümler üreten, kalıcı barış ve istikrarı esas alan bir güvenlik paradigmasının somut hâlidir. Mekke Anlaşması savaşı önleme, saldırganlığı caydırma ve barışı koruma iradesinin vücut bulmuş hâlidir. Bizler tarih boyunca hiçbir zaman çatışmaları büyüten taraf olmadık, daima barışı, adaleti savunan ve çatışmaların önüne geçmeyi kutsal bilen bir anlayışa sahip olduk. "Hazır ol cenge eğer istersen sulhusalah." anlayışıyla güç kullanmayı teşvik etmeyi değil, güç kullanma ihtiyacını ortadan kaldıracak caydırıcılığı savunduk.

Saygıdeğer milletvekilleri, sizlere şunu hatırlatmayı kendime bir borç biliyorum: Eğer ki bir anlaşma metninin altında Türkiye Cumhuriyeti devletinin imzası varsa orada barış vardır, huzur vardır, bereket vardır. Eğer ki dünyanın herhangi bir coğrafyasında bizlerin varlığı bulunuyorsa orada güven vardır, istikrar vardır.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bugün uluslararası sistem tarihin en ciddi meşruiyet ve güvenlik kriziyle karşı karşıyadır. İnsanlığa barış ve adalet getirmesi beklenen kuruluşlar mevcut düzeni dahi korumakta yetersiz kalmaktadır. Uluslararası hukukun güç karşısında sessizliğe mahkûm edildiği, haklının değil, güçlünün sözünün geçerli kılınmaya çalışıldığı, insanlığın ortak vicdanının siyasi çıkar hesaplarına kurban edildiği bir dünyayla karşı karşıyayız. İşte, böylesine kritik bir tarihî eşikte Türkiye gelişmeleri yalnızca takip eden değil, gelişmelere yön veren, krizlerin sonuçlarına katlanan değil, krizlerin çözümüne katkı sunan bir devlet iradesi ortaya koymaktadır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürüttüğümüz çok yönlü, çok boyutlu ve ilkeli dış politika anlayışımızın temelinde de tam olarak bu irade yer almaktadır.

Bizler, uluslararası ilişkileri, tek bir güç merkezinin etrafında şekillenen dar bir siyasi anlayışa hapsetmiyoruz. Batı'yla ilişkilerimizi geliştirirken Doğu'yla bağlarımızı güçlendiriyor, NATO içerisindeki sorumluluklarımızı yerine getirirken Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Afrika'yla ve Asya'yla stratejik ortaklıklarımızı derinleştiriyoruz çünkü biliyoruz ki Türkiye'nin gücü, bir tercihe mahkûm olmasında değil, kendi millî menfaatleri doğrultusunda bütün seçeneklerini değerlendirebilen bağımsız iradesinde saklıdır.

Bizim dış politika anlayışımızda, diplomasi ile caydırıcılık birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Masada güçlü olmanın yolu sahada güçlü olmaktan, sahada güçlü olmanın yolu ise sağlam bir siyasi iradeden ve millî kapasiteden geçmektedir. Mekke Anlaşması da bu anlayışın somut tezahürüdür.

NATO başta olmak üzere, mevcut uluslararası yükümlülüklerimizi tamamlayan bu iş birliği, alternatif bir güvenlik mimarisi oluşturma arayışı değil, bölgesel istikrarı güçlendirme iradesidir. Bizler, bölgemizin kaderinin bölge dışındaki güç merkezlerinin kararlarına terk edilmeyeceğine inanıyoruz, bölgesel sorunların çözümünde bölge ülkelerinin daha fazla sorumluluk üstlenmesini savunuyoruz.

Mekke Anlaşması yalnızca askerî güvenlikle sınırlı değildir, savunma sanayisinde ortak üretim, teknoloji geliştirme, araştırma ve inovasyon alanlarında iş birliği yoluyla ülkemizin stratejik kapasitesini güçlendirecek yeni imkânlar sunmaktadır.

Saygıdeğer milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu "Dünya 5'ten büyüktür. Daha adil bir dünya mümkün." anlayışı mevcut düzene yönelik bir eleştirinin ötesinde, daha adil bir uluslararası sistemin kurulmasına yönelik siyasi iradedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

AHMET FETHAN BAYKOÇ (Devamla) - Türkiye, başkalarının kurduğu dengelere mahkûm olan değil kendi iradesiyle adil ve güvenli dengelerin kurulmasına katkı sunan bir ülkedir. Bizim hedefimiz, gücün hukuku belirlediği bir dünya değil hukukun gücü sınırlandırdığı bir uluslararası düzendir. Bizler inanıyoruz ki barış yalnızca iyi niyetle korunamaz, güçlü bir iradeyle, etkin diplomasiyle ve güvenilir bir caydırıcılıkla teminat altına alınabilir. İşte bu anlayışla Mekke Anlaşması'nın kabulünün uygun buluyor, sizlerin de desteklerinizi bekliyoruz.

Her birinizi saygıyla selamlıyor, anlaşmanın ülkemize, milletimize, coğrafyamıza ve geleceğimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)