| Konu: | KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 14 |
| Tarih: | 05.11.2026 |
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mekke Anlaşması'yla alakalı olarak geneli üzerinde ben dün görüşmüştüm, görüşlerimizi de anlattım. Ben bugün başka bir konuda, yine Dışişleri Komisyonunu ve Dışişleri Bakanımızı ilgilendiren bir konuda konuşmak istiyorum. Ben Makedonyalıyım, Üsküplüyüm, 1999 senesinde mevcut Türk partisinden ayrılan arkadaşlar bir parti kurmaya karar vermişler, beni de çağırdılar, gittik oturduk, Üsküp'te yaşayan, Makedonya'nın diğer şehirlerinde yaşayan Türk aydınlarıyla, ilim adamlarıyla, sanatçılarıyla beraber bir parti kuruluşuna şahitlik ettim. Partinin ismi konusunda da bir öneri istediler, geçmişten gelen alışkanlıkla "Türk Hareket Partisi" olsun dedik, ismi de "Türk Hareket Partisi" isim babası da benim. Bu parti 1999'da kuruldu, Türk partileri içerisinde ilk defa Makedonya'da Türk bakan veren partidir Türk Hareket Partisi. 4 dönem Parlamentoda, 3 dönem de Hükûmette iktidar ortağı olarak yer aldı. 1999-2002 yılları arasında Hükûmette, 2017-2024 yılları arasında da yine Hükûmette yer aldı yani yaklaşık on yıl boyunca Makedonya'yı yöneten iktidar ortağı oldu. Adnan Kahil benim çocukluk arkadaşım, ilk kurucu Başkanı, 1999-2002 yılında partinin Genel Başkanıydı, aynı zamanda Devlet Bakanı oldu. 2002-2006 yıllarında da muhalefet milletvekili olarak Parlamentoda görev yaptı, 2014-2016 yıllarında genç bir arkadaşımız Enes İbrahim milletvekili olarak Parlamentoya girdi. Enes İbrahim döneminde 2016-2024 yılları arasında sekiz sene iktidar ortağı olarak Parlamentoda görev yaptı ve Elvin Hasan da Makedonya'da Devlet Bakanı olarak temsil etti Türk vatandaşlarımızı, Türk soydaşlarımızı. Bunları niye anlatıyorum? Sebebi şu: Burada bir Türk partisi var ama bir sıkıntısı var Türkiye'nin oradaki Türk partisiyle ilgili. Niye? Türkiye'deki muhalif partilerle istişarede bulunuyor, görüşmelerde bulunuyor, ziyarete gidiyor; Cumhuriyet Halk Partisine gidiyor, bize geliyor, daha önce Milliyetçi Hareket Partisine gidiyordu, AK PARTİ kabul etmedi, onlar da gitmedi. Şimdi, "Sen öyle mi yapıyorsunuz?" dediler, partiyle ilgili sanki "Persona non grata" gibi, kendi ülkesinde istenilmeyen adam gibi 29 Ekim töreni yapılıyor mesela, resepsiyon veriliyor, partinin ne Genel Başkanı çağrılıyor, ne milletvekili çağırılıyor. Ya, bu partinin milletvekilini, Genel Başkanını çağırmayan büyükelçi, bundan önceki büyükelçi, şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisinde Parlamentoda ne yapıyor; Dış İlişkiler Protokole bakıyor. Bundan birkaç ay evveline kadar büyükelçiydi. Sırpların Miloşeviç'e en yakın partisinin genel başkanıydı. Bakın, o büyükelçi davet mektubunu göndermeyip tebrik mektubunu iade eden Fatih Ulusoy Beyefendi, Sırpların Miloşeviç'e en yakın Ratko Mladiç'i öven konuşmaları olan partinin genel başkanını 29 Ekim resepsiyonuna davet ediyor, bu partinin genel başkanını sırf bizlerle ilişkisi var diye davet etmiyor. Niye ya! Siz, Türk'e düşmanı mısınız, Türk'e düşmanı mısınız siz? Yazık değil mi; orada, o parti binlerce oy alıyor, temsil kabiliyeti var, ona oy veren partililer Türk değil mi? Onlar Türkiye'nin vatan hasretiyle yanıyorlar, onlar "Ana vatanımız Türkiye." diyorlar ama hayır, büyükelçi kabul etmiyor. Sebep? Sebep belli değil. Aslında belli. Siz sadece bizimle muhatap olacaksınız, başka hiç kimseyle muhatap olmayacaksınız. Ya, buradaki despot rejimi dışarılara kadar taşıdınız. Yazık değil mi oradaki insanlara, günah değil mi?
Saygılar sunuyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)