GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: AÇIKLAMALAR
Yasama Yılı:5
Birleşim:14
Tarih:05.11.2026

SERKAN SARI (Balıkesir) - Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul'da bugün meydana gelen Bahçelievler'deki göçük faciasında umut ederiz ki vatandaşlarımızın can kaybıyla karşılaşmayız. Bu anlamda bu kazadan etkilenen bütün vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Tabii, sürekli biz bir kaza, bir can kaybı riski veya bir can kaybıyla karşı karşıya kalıyoruz ama sorumlular hakkında yapılan iş ve işlemlerle ilgili de yeterli, sağlıklı bir sürecin işlemediğini de görüyoruz. Bu inşaat kazasında, bu göçükte sorumlu olan müteahhidinden sorumlu olan yetkilisine kadar gerekli incelemelerin nitelikli bir şekilde yapılıp yapılmadığını bundan sonraki süreçte de takipçisi olacağız. İhmal varsa göz ardı etmeden, ihmali yapanın kimden yana olduğu gibi bir ayrım yapılmaksızın herkese adil bir şekilde sorumlular hakkında yerinde ve nitelikli bir inceleme yapılması çağrısını buradan bulunuyorum ilgili ve yetkili arkadaşlarımıza.

Evet, bugün partimizin 3'üncü Genel Başkanı rahmetli Bülent Ecevit'in vefatının 20'nci yılını anıyoruz. Rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Bülent Ecevit siyasette halkın yaşamını iyileştirme sorumluluğu olarak gören çok başarılı ve Türkiye siyasi tarihine adını yazdırmış çok kıymetli bir siyasi lider ve önderdir. Çalışma Bakanlığı döneminde, 1963'te, sendikalar, toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt düzenlemesinin hayata geçirilmesinde önemli sorumluluklar üstlenmiştir. Cumhuriyet Halk Partisinde halkçı ve demokratik sol siyasetin güçlenmesine öncülük etmiş "Ne ezen ne ezilen." diyerek halkın umudu olmayı başarmış bir siyasetçidir. Başbakanlığı döneminde, 1974'te Kıbrıs Barış Hârekatı'nda gösterdiği kararlılıkla Türkiye ve dünya tarihine bu mücadelenin ruhunu aşılamış bir siyasi liderden bahsediyoruz. 1999'da Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin Avrupa Birliği adaylığının kabul edilmesinde önemli mücadeleler vermiş ve bu katkısından dolayı da kendisine minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, halktan aldığı gücü halkın yararına kullanan bu siyaset mirasına sahip çıkmayı görev biliyoruz. Her yurttaşımızın emeğinin karşılığını aldığı, geleceğe güvenle baktığı, insanca ve hakça yaşadığı bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz. Karaoğlan'ı sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz. Onun mirasına ve mücadelesine tüm kadrolarımızla sahip çıkacağımızdan da kimsenin şüphesi olmasın.

Evet, bir diğer konu, gündemimizin değişmez konusu, AKP'nin iktidarda olduğu sürece de bitmeyecek krizlerden bir tanesi fon krizi, fon soygunu, fon kayırmacılığının üzerine bir daha dikkat çekmek istiyorum. Tabii, burada bir taraftan da tutuklanan gazetecilere de bu konuyu bağlayacağım. Cumhurbaşkanı bugün, uçakta, seyahat esnasında çok şaşırmış, biz de çok şaşırdık onun şaşırmasına, bu kadar yakınındaki insanların bu işin içerisine nasıl girdiği konusunda büyük şaşkınlık yaşıyormuş. Sayın Cumhurbaşkanı bundan niye şaşırıyor bilmiyorum, kurduğu düzen zaten bunun üzerine kurulmuş bir düzen, büyük bir şaşkınlık yaşamasına gerek yok. Görüyoruz ki zaten cerrah hassasiyetiyle çalışıyor "Sonu nereye varırsa varsın devam edeceğim." diyor ama yaptığı hiçbir şey yok. Sürekli bir şaşkınlık, sürekli bir üzüntü, sürekli bir kırgınlık yaşıyor. Neyin kırgınlığını yaşıyor? Onun da mı fonda parası var? O da mı fonda para batırdı? Ondan mı üzgün bu kadar? Bu sıkıntısı, üzüntüsü neden? İlgili arkadaşımıza, Grup Başkan Vekilimize soruyoruz.

Burada kamunun, devletin, iktidarın aklanmaya ve arınmaya ihtiyacı var. Bu 241 kişilik liste, bu ranttan pay alan isimler açıklanmadığı sürece siz burada ne anlatırsanız anlatın, ne kadar üzülürseniz üzülün AKP'nin siyaseti asla arınmayacak ve toplum nezdinde de beraat etmeyecek.

Bugün, işte, gündeme gelen Fatma Betül Sayan -cezaevine, herhâlde cezaevinde biter- savcılığa çağırıldı. Görünen o ki ifadesi alınacak, 1 kurban vermeye hazırsınız galiba, onu da verip vermeme kararını iki ayın sonunda aldınız. Yapılan para ortada, iade edilen paralar ortada; bu suç kabul edilmiş olmasına rağmen sizden olunca hiçbir şey olmuyor. İşsizlik Sigorta Fonu dolandırılıyor, Türkiye Sigorta Emeklilik Fonu dolandırılıyor, milletin, kamunun, vatandaşın paraları TMSF'ye devredilmiş bu kurumlar üzerinden dolandırılıyor "Kamunun bu işe bir dahili yok." diyorsunuz, "Vatandaş bu işten mağdur değil." diyorsunuz. Bu soygunun faturasını vatandaşa kesen AKP iktidarına sesleniyorum: Bu işten, ranttan faydalanan, bu soygunun parçası olan 241 kişilik liste yayınlanmadığı sürece AK PARTİ'nin aklanma şansı yoktur. O liste bu Mecliste okunacak, o listedeki her isimle ilgili hukuki işlem ne yapılmış gelip burada hesabını vereceksiniz ama bunun yerine, bu konuda haber yapanlarla ilgili hukuki işlem de bir dakika dahi gecikmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERKAN SARI (Balıkesir) - Bir sosyal medya paylaşımı...

BAŞKAN - Süre vereceğim size Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş'un resmî konuğu olarak ülkemizi ziyaret etmekte olan Hırvatistan Parlamentosu Başkanı Sayın Gordan Jandrokovic ve beraberindeki heyet, Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş'la birlikte şu anda Genel Kurulumuzu teşrif etmiş bulunuyorlar. Kendilerine Meclisimiz adına "Hoş geldiniz." diyoruz. (Alkışlar)

Buyurun, devam edin.

SERKAN SARI (Balıkesir) - Evet, yabancı ziyaretçiler önünde bu konuyu da çok ifade etmek ne kadar doğru olur bilmiyorum ama tabii ki bunun savunmasını da ilgili grup başkan vekili yapacaktır. İsmail Saymaz ve Murat Ağırel'i paylaşımları için 14 yıllık gibi bir... Neymiş? Ticaret Bakanı Ömer Bolat'la ilgili bir yayın yapmış. Ya, hırsızlık yapanlar nerede? Gazeteciler mı suçlu bu ülkede? Baktığınız da Mustafa Balcı, Şaban Sevinç birine on yıl, birini on sekiz yıl, topluyorsunuz elli dokuz yıl, hemen tutuklandılar apar topar, niye? Kati bir adım atılmayan bir dava süreciyle ilgili basın haber yaptı diye. Ya, zaten biz başka yerden bilgi alamıyoruz, siz bu arkadaşları tutukluyorsunuz. Bürokrata soru önergesi sorarsın, yok. Bakana sorarsın bütçe görüşmelerinde, yok. İlgili bürokratlara soruyoruz, burada size soruyoruz grup başkan vekillerine, milletvekillerine, alabildiğimiz bir cevap yok. Bu soygun ne oluyor, kim yapıyor, nasıl yapıyor? Bunu açıklayan yok ama bunu haberleştiren iyi kötü üç beş bilgiyi de bu basın mensupları sayesinde alıyorduk, artık onları da öğrenemeyeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SERKAN SARI (Balıkesir) - Her şey gizli kapılar arkasında, sizin istediğiniz gibi olacak öyle mi? Olmayacak efendim, bunun hesabını bu Meclise de bu millete de vermek zorundasınız. Bu gazetecileri de bir an evvel çıkarıp yargının önünde adil bir şekilde yargılayın. Kendinize ne düşünüyorsanız sizden olmayanlar için de aynı hassasiyeti bekliyorum.

Evet, son olarak değinmek istediğim bir konu, bu kadar hırsızlıktan sonra yeni bir konu da elektrik fiyatlarındaki artış, yapılan zararlar. Yıllar önce dediler ki: "Elektrik firmalarını özelleştiriyoruz. Buradan çok zarar ediyoruz. Rekabet artacak, elektrik fiyatları düşecek, kamu zararı bitecek." Tabii ki bu da her zaman olduğu gibi doğruları yansıtmıyor. Orada da yeni bir düzen kuruldu, orada da yeni bir maliyet. Bunun faturasını önce millet, sonra da devlet ödüyor.

Bugün geldiğimizde elektrik fiyatları ucuzladı mı? Hayır. Aradan yıllar geçtikçe verilen destekler birer birer azaldı. 2023 yılında 5 bin kilovatlık...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, son dakikanızı veriyorum.

SERKAN SARI (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

2023'te 5 bin kilovatlık tüketime destek vardı, 2024'te 4 bin, 2026'da -bugün geldik 2027'de- 3 bin kilovata destek veriliyor.

Sonuç itibarıyla, kimden kısıyorsunuz efendim? Gariban vatandaşın elektrik faturalarından. Neyin maliyetini? Sizin bu özelleştirmenin, kamudaki kaynakları dışarıya aktarmanın maliyetini gene vatandaş ödüyor. Sadece bu yıl Elektrik Üretim AŞ 140 milyar lira zarar etti. 2023'te 75 milyar lira, 2024'te 213 milyar lira, 2025'te 236 milyar lira ve şu son üç yıl içinde -dördüncü yılına girdik- 668 milyar lira zarar var. Hani zarar etmiyorduk? Hani elektrik ucuzlayacaktı? Hani kamu zarardan kurtulacaktı?

Yaptığınız her iş yalan dolan ve sonuçta zarar. Bu mantıkla bu ülkeyi yönettiğiniz sürece de bu ülkenin ne yazık ki ne vatandaşı ne milleti huzur bulur ne de refah bulur. AKP iktidarının yapmış olduğu bu özelleştirme anlayışının faturasını hep birlikte en ağır şekilde ödüyoruz. Bu gidişe de bir "dur" demenin zamanı geldi.

Teşekkür ediyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)