| Konu: | KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 13 |
| Tarih: | 04.11.2026 |
AK PARTİ GRUBU ADINA REFİK ÖZEN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın 1'inci maddesi üzerinde AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya, son yıllarda çok ciddi bir güvenlik ve istikrar sınavından geçmektedir. Uluslararası sistemin kuralları aşınmakta, güç dengeleri değişmekte, bölgesel çatışmaları derinleşmekte, terör örgütleri ve vekâlet savaşları ülkelerin egemenliğini tehdit etmektedir. Gazze'de yaşanan insanlık dramı, Amerika-İran Savaşı, Irak'taki güvenlik sorunları, Kızıldeniz'deki gelişmeler, Rusya-Ukrayna Savaşı ve bölgemizin farklı noktalarında ortaya çıkan gerilimler bize önemli bir gerçeği göstermektedir, güvenlik artık hiçbir ülkenin tek başına sağlayabileceği bir mesele değildir. Bugünün dünyasında güçlü olmak kadar güvenilir ortaklara sahip olmak, kendi savunma kapasitesini geliştirmek kadar dost ve kardeş ülkelerle ortak hareket edebilmek de büyük önem taşımaktadır. Bugün, üzerinde görüştüğümüz bu anlaşma yalnızca 3 ülke arasında imzalanmış bir askerî iş birliği metni değildir. Aynı zamanda, tarihî bağlarımızın, ortak medeniyet değerlerimizin ve bölgesel sorumluluk anlayışımızın stratejik bir zemine taşınmasıdır. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan farklı coğrafyalarda yer alsalar da ortak tarihî havzaya, güçlü toplumsal bağlara ve birbirini tamamlayan stratejik imkânlara sahip olan 3 devlettir. Bu 3 ülkenin sahip olduğu imkanların ortak bir güvenlik ve iş birliği anlayışı içerisinde buluşturulması sadece taraf ülkelerin değil, bütün bölgemizin geleceği açısından önemlidir. Türkiye olarak bizim anlayışımız nettir: Güçlü olmak, savaş istemek değildir. Güçlü olmak, barışı koruyabilecek imkâna sahip olmaktır. Caydırıcılık, çatışmayı büyütmenin değil, çatışmayı önlemenin araçlarından biridir. Bizler, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı bu anlayış çerçevesinde değerlendirmekteyiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin dış politika yaklaşımı da gayet açıktır: Egemenliğe saygı, toprak bütünlüğünün korunması, uluslararası hukuka bağlılık, diyalog ve diplomasidir. Mekke Anlaşması da herhangi bir ülkeyi hedef alan dışlayıcı ve saldırgan bir bloklaşma girişimi değildir. Tam tersine, bölgesel sahiplenme anlayışıyla bölgemizin sorunlarına yine bölge ülkelerinin katkısıyla çözüm üretilmesini amaçlayan savunma odaklı bir iş birliğidir. Mekke Anlaşması'nın en önemli yönlerinden biri, kolektif caydırıcılık anlayışını esas almasıdır. Bu anlaşmayla taraflar birbirlerinin bağımsızlığının, toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunması amacıyla iş birliği yapmayı ve bu doğrultuda Birleşmiş Milletler Şartı'ndan kaynaklanan savunma haklarının kullanılmasında her bir taraf kendi anayasal yükümlülükleri, millî mevzuatı ve yetkili makamlarının kararları çerçevesinde askerî imkân ve yeteneklerin konuşlandırılması da dâhil olmak üzere, uygun görecekleri tedbirlerle birbirlerine destek olmayı taahhüt etmektedirler. Anlaşmanın kolektif savunma hükmünün tatbik edilmesi kendiliğinden işlemeyecek, bu husus, yapılacak istişareler neticesinde mutabakatla alınacak kararlara dayalı olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu anlaşmayı değerlendirirken, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin son yıllarda yürüttüğü dış politika vizyonunu doğru okumamız gerekir. Türkiye, artık yalnızca gelişmeleri takip eden, başkalarının aldığı kararların sonuçlarına katlanan bir ülke değildir. Türkiye, masada olan, sahada olan, gerektiğinde sorumluluk üstlenen ve kendi güvenlik mimarisini, kendi millî menfaatleri doğrultusunda şekillendiren bir ülkedir. Savunma sanayisinde elde ettiğimiz başarılar, diplomatik girişimlerimiz, bölgesel krizlerde üstlendiğimiz roller ve dost ülkelerle geliştirdiğimiz stratejik ilişkiler, bu yaklaşımın somut göstergeleridir. Bugün Türkiye, kendi savunma ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde dost ve müttefik ülkelerin savunma kapasitelerine de katkı sağlayabilen bir konuma ulaşmıştır. Üzerinde görüştüğümüz Mekke Anlaşması'nın savunma sanayi alanında ortaya koyduğu iş birliği perspektifi, bu birikimin dost ve kardeş ülkelerle paylaşılması bakımından da büyük fırsatlar barındırmaktadır. Bu iş birliği, aynı zamanda ülkelerimizin ekonomik ve teknolojik kapasitelerine de katkı sağlayacaktır. Bu anlaşmanın hayata geçirilmesiyle birlikte, ortak güvenlik değerlendirmelerinin yapılması, askerî koordinasyonun geliştirilmesi, savunma sanayi projelerinin artırılması ve terörle mücadelede iş birliğinin güçlendirilmesi de mümkün olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu duygu ve düşüncelerle Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın 3 ülke arasındaki ilişkileri daha ileri bir seviyeye taşıması, bölgemizde güvenlik, istikrar ve barışın güçlenmesine katkı sunması temennisiyle ülkemiz, milletimiz ve kardeş ülkeler için hayırlara vesile olmasını diliyor, Gazi Meclisimiz ve aziz milletimize en derin saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)