GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
Yasama Yılı:5
Birleşim:13
Tarih:04.11.2026

FUAT OKTAY (Ankara) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Sözlerimin başında Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya genelinde rekabet ve belirsizlikler tırmanırken Türkiye, millî menfaatlerini gözeten, bağımsız bir dış politika yürütmektedir. İsrail'in Filistin'deki saldırganlığı, yayılmacı politikaları ve işgalleri hepinizin, hepimizin malumu. Hürmüz ve Aden Körfezlerindeki gerilimler küresel ekonomiyi ve enerji hatlarını sarsmakta. Aynı zamanda Rusya-Ukrayna Savaşı'yla Kafkaslar, Balkanlar ve Kuzey Afrika'daki istikrarsızlıklar bölgesel güvenliğimizi doğrudan etkilemektedir. Türkiye "Savaşın kazananı, adil bir barışın kaybedeni olmaz." inancıyla tüm diplomatik imkânlarını seferber etmektedir. Krizlerin dış müdahaleyle değil, bölge ülkelerinin ortak sorumluluğuyla çözülmesi için öncü rol oynamaktadır. Bugün görüştüğümüz Mekke Anlaşması da bu iradenin somut bir adımıdır. Vekâlet savaşlarının ağır bedeller ödettiği coğrafyamızda sorunlara bizzat bölge içerisinden çözümler üretilmesi kritik önem taşımaktadır. Bu doğrultuda Mekke Anlaşması stratejik diyaloğu, karşılıklı güveni ve birlikte çalışma kültürünü büyüterek Birleşmiş Milletler şartının 51'inci maddesinde değinilen kolektif savunma esasına dayalı, Orta Doğu'da kolektif bir caydırıcılık kalkanı inşa etmeyi hedeflemektedir.

Kapsam itibarıyla ortak savunma ve caydırıcılık, uluslararası güvenlik konularında düzenli istişareler, savunma, savunma sanayisi ve güvenlik alanlarında yakın iş birliği, tarafların silahlı kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğinin artırılması ve terörle mücadelenin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Genel gerekçede de ifade edildiği üzere bu anlaşma üçüncü ülkelere karşı bir bloklaşma ya da saldırı ittifakı değildir. Tam aksine, dışlayıcı bir güvenlik mimarisi önermeyen, bölgesel barış vizyonunu paylaşan tüm aktörlerin katılımına açık, istikrar odaklı ve coğrafyamızı tahkim eden kıymetli bir adımdır.

Anlaşmaya ilişkin birçok soru ve endişeler dile getirildi, bunlardan da bazılarına değinmek istiyorum. Özellikle Sayın Murat Emir böyle bazı ithamlarla kürsüye gelip de, hani büyük büyük iddialarla gelince böyle pürdikkat dinledim ki, herhâlde dedim, anlaşmanın tüm detaylarını muhteşem okudu, hâkim...

AŞKIN GENÇ (Kayseri) - Hâkim.

FUAT OKTAY (Devamla) - ...ve tek tek cevap verecek, konuşacak, ben de faydalanacağım, bizler de faydalanacağız diye ama anladım ki anlaşmayı bile tam okumamışsınız. İnternetten aldığınız bilgilerle ne yazık ki...

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Vermediniz ki.

FUAT OKTAY (Devamla) - ...yine itham ettiğiniz konuyu aynı çerçevede burada gündeme getirerek de bir çelişkiye de imza atmış oldunuz.

Dile getirilen bir endişe, ülkemizin bu anlaşmayla kontrolsüz süreçlere sürüklenmesi konusu. Mekke Anlaşması, taraflardan birine saldırı yapılması durumunda kapsamlı bir istişare ve objektif değerlendirme mekanizmasının işletilmesini ve kararların fikir birliğiyle yani ortak kararla alınmasını şart koşmaktadır. Bu doğrultuda, ülkemizin kendi iradesi dışında kontrolsüz bir sürecin içine çekilmesi söz konusu değildir. Anlaşma metnini tekrar tekrar okuyun lütfen. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetlerinin çatışmalara katılmak üzere yurt dışına gönderilmesi, ancak Anayasa'mızın 92'nci maddesi uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilecek tezkerelerle mümkün olabilecektir.

Diğer bir eleştiri, anlaşmanın 7 Ağustos 2026'da imzalanmasına ve henüz Meclis onay süreci tamamlanmamış olmasına rağmen anlaşmayla ilgili toplantılar yapılması. Hepinizin malumu olduğu üzere uygun bulma tekliflerinin onay yetkisi münhasıran Türkiye Büyük Millet Meclisindedir. Anayasa'mızın 90'ıncı maddesi son derece açıktır: Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası anlaşmaları onaylaması bir kanunla uygun bulunmasına bağlıdır. Biz de bugün tam olarak bu anayasal zorunluluğu yerine getirmek üzere buradayız, bu anlaşmayı değerlendiriyoruz, görüşüyoruz. Meclisimizin iradesi haricinde hiçbir uluslararası metin iç hukukumuzda nihai bağlayıcılık kazanamaz, bu hususta kimsenin tereddütü olmasın.

Uluslararası anlaşmaların imzalanması ile iç onay süreci arasındaki dönemde uluslararası hukukun getirdiği bazı mekanizmalar mevcuttur. Örneğin 1969 tarihli Viyana Sözleşmesi Madde 24/4, devletlerin bir anlaşmayı imzaladıktan sonra metin resmen yürürlüğe girinceye kadar geçen dönemde bazı hazırlık çalışmalarına imza tarihinden itibaren katılmalarına imkân tanımaktadır. Bu, uluslararası bir metin. İstanbul'daki toplantılar ve Riyad'daki hazırlıklar istişari ve hazırlık mahiyetinde olup hiçbir mali ve askerî yükümlülük altına girilmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu hazırlık aşamasında hukuki, mali ya da askerî angajman altına sokulmamıştır. Dolayısıyla, burada bir yetki gasbı değil diplomasinin gerektirdiği bir hazırlık süreci vardır. Yasama yılının ekim ayında başlamasıyla da yine anlaşma Meclisimize ulaşmıştır.

Bir diğer eleştiri konusu da Türkiye'nin NATO üyeliği üzerineydi. Mekke Anlaşması'nın NATO yükümlülüklerimizle çelişebileceği gündeme getirilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dış politikada çeşitlilik ve katmanlı stratejik ortaklık bir zaaf değil, tam aksine küresel sistemin kaotik yapısına karşı en büyük güvencedir. Mekke Paktı, NATO'ya alternatif bir ittifak değildir. Anlaşmanın 12'nci maddesi açıktır; Mekke Anlaşması Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalardan ve ittifaklardan doğan tüm hak ve yükümlülüklerini tamamen saklı tutmaktadır. Esas itibarıyla Mekke Anlaşması, ülkemizin güvenliğini tamamlayıcı nitelikte bölgesel bir güvenlik halkasıdır. Mekke İttifakı'nın 360 derecelik güvenlik anlayışımızla, terörizmle mücadeleyle ve bölge istikrarıyla tam uyumlu olduğu ortadadır. Bölgesinde sorumluluk üstlenen bir Türkiye profili tüm ülkelerce de bölge ülkeleri başta olmak üzere memnuniyetle karşılanmaktadır.

Keza bazı vekillerimiz ortak bir terör tanımının olmamasına yönelik eleştirilerde bulunmuşlardır. Malumunuz olduğu üzere, herkesin üzerinde mutabık kaldığı terör tanımlamasına sahip uluslararası, çok taraflı bir uluslararası anlaşma benim bildiğim kadarıyla bugün mevcut değildir. NATO'da da bu böyledir, böyle bir tanım NATO'nun kurucu antlaşmasında da yer almamaktadır. Mekke Anlaşması kapsamında teröre yönelik yapılacak her türlü destek, danışmalarla durum ve ihtiyaç tespiti yapılması ertesinde ve taraflar arasında sağlanacak mutabakatla belirlenecektir yani bir oydaşma gerekiyor hemen hemen her konuda. Konuşmacılar tarafından, yine hatipler tarafından yöneltilen eleştirilerde dile getirilen bir diğer husus da bölgesel hassasiyetlerdir, "İran bu duruma ne diyecek, diğer ülkeler, bölge ülkeleri ne diyecek?" hususları soruları veya endişeleri. İran İslam Cumhuriyeti bölge sorunlarına bölge içinden çözüm bulunması ilkesini desteklediğini ve Mekke Anlaşması'na karşı olmadığını resmî ve gayriresmî kanallardan beyan etmiştir. Bu pakt kimseye karşı kurulmuş bir pakt değildir ve aynı barış ve iş birliği vizyonunu paylaşan tüm bölge ülkelerine de açıktır. Anlaşmanın 16'ncı maddesinde yer alan ve tarafların ilk on yıl boyunca bu pakttan ayrılamayacağını öngören hüküm de eleştirilmekte, aslında Komisyonda da bunu çok açık şekilde tartıştık tüm detaylarıyla. Stratejik güvenlik paktlarını, küresel ve bölgesel istikrarı hedefleyen yapıların etkili olabilmek çerçevesinde belirli bir süreklilik arz etmeleri önemlidir, örnekler ortadadır. NATO'nun Kurucu Antlaşması'nın 13'üncü maddesine göre ittifaktan ayrılmak isteyen bir üye ülke için en az yirmi yıl şart koşulmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

FUAT OKTAY (Devamla) - Kurucu Antlaşma 13'üncü madde, ittifaktan ayrılmak isteyen bir üye ülke için en az yirmi yıl şart koşulmuştur. Keza, Montrö Boğazlar Sözleşmesi asgari yürürlülük süresini başlangıçta yirmi yıl olarak belirlemiştir. Öte yandan, Mekke Anlaşması tüm kararların oydaşmasıyla alınmasını öngörmektedir. Bu çerçevede, on yıl öncesinde de Türkiye'nin rızası olmadan hiçbir kararın alınması ve uygulanması mümkün değildir.

Sayın Başkan, değerli vekiller; tarih bize göstermiştir ki "Hazır ol cenge, eğer ister isen sulhusalah." Gazi Atatürk de Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'yla neredeyse yüz yıl önce bölge sorunlarına bölge içinden çözüm aramıştır. Bugün de en güçlü, en donanımlı ve en kararlı şekilde bölgemize sahip çıkmaktayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FUAT OKTAY (Devamla) - Mekke Ortak Savunma Anlaşması bölgemize barışı, huzuru, kalıcı istikrarı ve öngörülebilirliği getirmek için atılmış hayati bir adımdır. Hukuki temelleri sağlam, diplomatik gerekçeleri berrak, anayasal denetimleri tam olan bu stratejik metni yüce Meclisimizin uygun bulması ülkemizin uluslararası alandaki elini önemli ölçüde güçlendirecektir.

Bu duygularla anlaşmanın aziz milletimizin, dost ve kardeş ülkelerin geleceği için hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisimizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)