| Konu: | ÖNERİLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 13 |
| Tarih: | 04.11.2026 |
YENİ PARTİ GRUBU ADINA TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bugün bir yandan barışı, toplumsal uzlaşmayı, demokratikleşmeyi konuşurken diğer yandan demokratik siyasetin temsilcilerinin tutuklandığı, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı, yargının siyasi ikbal araçlarına dönüştürüldüğü bir düzeni, bir iklimi hep beraber yaşıyoruz. Siyasi iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen ve demokratik siyaset alanını giderek daraltan bu zihniyetin bedelini Türk'ü Kürt'ü, genci yaşlısı, işçisi memuru, emeklisi hiçbir kesim ayrılmadan işte tüm ülke hep birlikte ödüyoruz.
Bakın, bundan tam on yıl önce 4 Kasım 2016'da, HDP Eş Genel, Başkanları Sayın Selahattin Demirtaş ve Sayın Figen Yüksekdağ'la birlikte seçilmiş milletvekilleri gece yarısı evlerine düzenlenen baskınlarla gözaltına alındılar, sonra yargılandılar ve tutuklandılar. Sizin için kolay gelebilir, on yıl diyorum, on yıl. Ardından gelen tutuklamalarla Türkiye siyasetinde yeni bir dönem başladı. Yeni bir dönem diyorum çünkü o dönem yapılan operasyonlar Türkiye'deki rejim değişikliği çabalarından bağımsız elbette okunamaz. İşte, tüm detaylarını bugün DEM PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Sezai Temelli anlattı. O günden bugüne bu kayyum sistematiği ve kayyum pratiği yoğun bir biçimde devam ediyor.
İktidar sıralarında oturan vekillere sesleniyorum: İktidarın siyasi rakipleriyle sandıkta mücadele etmek yerine yargı süreçlerinden siyasi fayda sağlamaya çalışması elbette münferit değildir. O nedenle, 4 Kasım 2016'da yaşananları geçmişte kalmış bir siyasi operasyon olarak değerlendiremeyiz. Bundan on yıl önce nasılsa bugün de işte İBB davası ve Yeni Parti üzerine doğrultulan ceberrut yargıyla da yapılmak istenen şey aynısıdır. Bu işleri yapanların hukuk mesleğine giriş nosyonları bağımsız yargı değil siyaseti ve ülke gündemini belirlemektir, bundan eminiz. On yıl bir ülkenin hukuk düzeni ve demokrasi anlayışının sorgulanması için bizlerce yeterince uzun bir süre. Artık yaşanan hukuksuzlukları tespit etmekle de yetinemeyiz. Bu hukuksuzlukların tekrarını mümkün kılan siyasi ve kurumsal düzeni değiştireceğiz. Çünkü "kurumsal" diyorum. Neden böyle söylüyorum? İşte, değiştirmemenin sonuçları: Soygun, vurgun, adam kayırma, nepotizm, ahlaki çöküntüler ve elbette sıfır adalet; altını çizerek bir daha söylüyorum: Sıfır adalet.
Bakın, barış ve demokrasiden bahsediyorsak artık demokratik siyasetin önündeki yozlaşmış ve tiranlaşmış bu siyasi zihniyetle hesaplaşmamız gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
TURAN TAŞKIN ÖZER (Devamla) - Hukuk devletinden söz ediyorsak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının gereğini yerine getirmek zorundayız. Komisyon raporunu hep birlikte yayımladık. Orada, bu kararların uygulanmasıyla ilgili buradaki iktidar milletvekillerinin de iradeleriyle kendi imzaları var ama bakıyoruz, uygulanmıyor.
Yani şunu da sormak istiyorum: Neden barışa ve demokrasiye ilişkin atılması gereken adımları atmıyorsunuz? Merakla bekliyoruz. Demokrasiden söz ediyorsak seçilmişlerin görevlerini yapabilmesinin ve siyasi rekabetin yargısal müdahalelerden bağımsız yürütülmesinin güvencelerini de oluşturmak zorundayız. İktidarların siyasi hesapları değişebilir, ittifaklar değişebilir, siyasi ihtiyaçları değişebilir ancak hukuk bu değişikliklere göre eğilip bükülebilecek bir mekanizma değildir. Türkiye'nin ihtiyacı barış ve demokrasidir. Bakın, barış ama demokrasi demiyorum; barış ve demokrasi diyorum, hukuktur diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti ve DEM Parti sıralarından alkışlar)