| Konu: | AÇIKLAMALAR |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 13 |
| Tarih: | 04.11.2026 |
SERKAN SARI (Balıkesir) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, bugün Meclis gündemimize milletimizin yaşamış olduğu sorunları kalem kalem anlatarak başlamak istiyorum. Öncelikle geçtiğimiz günlerde Balıkesir'de orman arazilerinde ağaç biçerek geçimini sağlayan işçilerin sorunlarını dile getiren ve bu şikâyetlerini Meclise taşımak için bizden ricada bulunan emekçilerimizin dertlerini anlatmak üzere söz almış bulunuyorum. Orman köylüsünün emeği gasbedilmiş durumda, can güvenliği ise yok sayılıyor. Kurulan sistem, gerçekten akıl, mantık almayacak ve uygulamalarda yaşanan sorunlarla da sürdürülebilir olmayacak bir sistem. Bugün sabahın erken saatlerinde ağaç kesmek üzere kalkan, tomruk taşıyan, en ağır ve tehlikeli koşullarda çalışan, aile bireyleriyle beraber ormanda, dağda, çadırda yaşayarak sağlık güvencesinden mahrum, ağır koşullarda çalışan, bu ormandaki ağaç kesim ihalesi alan işçiler ciddi bir mağduriyetle karşı karşıya. Bundan iki yıl önce birim maliyetleri bin lirayken bugün geldiğimiz noktada birim maliyetleri geri çekilmiş, 800 liraya düşürülmüş, beraberinde bu iki yıl içerisinde mazot fiyatları artmış, teçhizat fiyatları artmış, hayat pahalılığı artmış, geçim koşulları artmış ama ödenen fiyatlar gerilemiş. Bu fiyatların gerilemesi karşılığında hani ödemeler zamanında, vaktinde, düzgün bir şekilde yapılıyor mu derseniz o durum da söz konusu değil. Daha önceden malını teslim ettikleri gibi paralarını alıyorken bugün gelinen noktada ne yazık ki ödemeleri otuz gün, kırk gün gecikiyor, zaten borç içerisinde bir iş yürütmeye çalışırlarken artık ömrünü atadan, dededen bu sektöre adamış olan üreticiler ne yazık ki bu mesleği sürdüremez hâle gelmiş durumdalar. Bugün birçok orman köylüsü bu anlamda isyanını dile getiriyor, birçok eylem yapılıyor. Karabük'te, Zonguldak'ta, Bartın'da orman işçileri, kooperatifteki üyeler bir araya gelerek protesto ediyor. Karabük'te 34 kooperatif bir araya gelip bu durumu anlatmaya çalıştı. Batı Karadeniz'de 104 kooperatif, yaklaşık 8 bin emekçi -aileleriyle beraber 25 bin kişiyi kapsayan- mağduriyetlerini dile getirmeye çalıştılar. Türkiye geneline baktığımızda ise 2.831 kooperatif, 278 bin kooperatif üyesinden bahsediyoruz, emeğinin karşılığını alamayan, hayat güvencesi olmayan ve zor koşullarda yaşamaya mahkûm edilen üreticilerden bahsediyoruz. Buradan Tarım ve Orman Bakanına çağrıda bulunuyorum: Yaptıkları sözleşmelerde bütün sorumluluğu sözleşmeyi imzalayana bırakıyorlar. Orada çalışan anne, baba, çocuk, evlat, torun, kim varsa veya çalışan işçilerin, emekçilerin sağlık güvencesi ne yazık ki ailelere teslim ediliyor ve bu sebeple de bu denetimsizlik sonucunda da güvencesiz çalışan yaklaşık 200-300 bin kişilik bir emek gücünden bahsediyoruz. Bunun tedbirini eğer devlet olarak almazsak vay bu memleketin hâline. Bugün eğer bir sözleşme yapıyorsanız "Sorumluluğu size bıraktım." demek buradaki Bakanlığı sorumsuz kılmaz, böyle bir mantık olmaz. Bu sebeple burada bir düzenleme yapılması gerekiyor. 3 Kasımda bir düzenleme yapılmış "Satışlardan da bir pay vereceğiz." diye ama bu anlamda alınan tedbirler yeterli değil. Üretim fiyatlarının güncellenmesi lazım. Geciken hak edişlerin bir an evvel zamanında ödenmesi ve sigorta ve iş güvenliği sorunlarının güvence altına alınması gerekiyor. Ormanımızı koruyan, ülkemizin orman üretimini sırtlayan bu insanların alın terini vermek zorundayız. Unutmayalım, ormanlar bu ülkenin millî servetidir, o ormanlarda alın terini döken emekçiler de bu ülkenin kıymetli değerleridir. Bu anlamda Bakanlığa çağrıda bulunuyorum: Bu protokol hükümleriyle ilgili gerekli düzenlemeleri, fiyatlarla ilgili gerekli düzenlemeleri ve geciken ödemeleri de bir an evvel yapmalarını talep ediyorum.
Tabii, tek sorun ormanda çalışan, ağaç kesiminde çalışan işçiler mi? Değil, taşıyıcılarımızın da tır şoförlerimizin de gümrük kapılarında yaptığı eylemlere hep birlikte şahit oluyoruz. Buradan Meclisimize çağrıda bulunuyorum: Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu ülkenin üretiminin, sanayisinin, malının, satışının nakliyesini sağlayan tır şoförlerimiz ne yazık ki bir işkenceye maruz kalıyor, bu, devletin ilgili bakanlıkların gözlerinin önünde gerçekleşiyor. Uluslararası Nakliyeciler Derneğinin verilerine göre Kapıkule Sınır Kapısı'nda 12 Haziranda yetmiş saat olan bekleme süresi, ağustosta yetmiş beş saat, 25 Ekimde de doksan yedi saattir. Oraya giden bir tırcı nakliyesi için dört gün kapıda geçiş yapmak için bekliyor. Niye? İlgili bakanlığın almadığı tedbirler, uygulamadığı önlemlerden dolaylı. Hamzabeyli'de de aynı durum geçerli. Orada da otuz saatlik bir bekleme süresi var. Sınır kapılarında uzun kuyruklar bekliyorlar ama bunu gören, duyan, dinleyen ve çözüm üretmek için elini taşın altına koyan kimse yok. Bugün tır şoförlerimiz Schengen vizesi almak için vize kuyruğu bekliyorlar. Yüz seksen günlük aldıkları Schengen vizesinin ancak doksan gününü yurt dışında geçirebiliyorlar. Bunun bir kısmını da sınır kapılarında kaybettikleri için yaptıkları işin karşılığını almak ve bu emeği etkin bir şekilde kullanabilme şansları yok. Buradan soruyorum: Ticaret Bakanı ne işe yarar? Ulaştırma Bakanı ne işe yarar? Dışişleri Bakanı ne işe yarar? Bu emekçilerin emeklerini koruyacak...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
SERKAN SARI (Balıkesir) - Evet.
Bu emekçilerin emeğini koruyacak, onların alın terini güvence altına alacak tedbirler yirmi dört yıllık AKP iktidarında ne yazık ki sağlanabilmiş değil. Sorarsanız "Şahlandık, gidiyoruz, bölgenin lideriyiz." Amma velakin uygulamalara baktığımızda ne yazık ki daha taşıma işlemini yapan şoförün güvenliği sağlanamıyor. Vizeler alınamıyor, alınan vizelerin süresi yetmiyor, kapılarda kuyruklarda bekliyor. Bir tek bu da değil sorun. Tır şoförlerimiz bu beklemeler esnasında tır parklarında ne yazık ki çok sağlıksız koşullarda kalmak zorundalar; temizlik, beslenme ve sağlık hizmetlerinden mahrum vaziyetteler. Biz bu ülkede yaşayan her vatandaşın sağlığından, beslenmesinden ve güvenliğinden sorumluyuz ama bunun ne yazık ki iktidar farkında değil. Aynı sorun Hatay Cilvegözü Sınır Kapısı'nda da yaşanıyor. Bu anlamda, bu süreci sıkı bir şekilde takip edip çözüm üretmemiz gerekiyor.
Buradan iktidara açık bir çağrıda bulunuyorum: Avrupa Birliğiyle profesyonel bir tır sürücülerine özel vize ve...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
SERKAN SARI (Balıkesir) - Evet, buradan çağrıda bulunuyorum: Avrupa Birliğiyle bu tır şoförlerinin özel bir vize anlaşmasını sağlamamız gerekiyor ki hızlı bir şekilde bu süreçler yürütülebilsin. Uluslararası taşımacılık yapan şoförlerimizin vize randevularına öncelik verilmesi lazım. Kapıkule'de, Hamzabeyli'de Bulgaristan makamlarıyla sürekli çalışan ortak bir koordinasyon mekanizması kurulmalı; sınır geçiş kapasitesini artıran, bekleme sürelerinin de şeffafça takip edilebileceği bir sistem kurulmalı. Şoförlerin insani koşullarda yaşayacağı tır parkları inşa edilmeli ve en önemlisi de bu sorunu yaşayan vatandaşları, şoförleri muhatap alıp, oturup karşılarında onları dinlemeniz gerekiyor.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak taşımacılık sektörünün ihtiyaçlarının, alınan tedbirlerin ve gelinen bütün noktaların, tır şoförlerimizin sorunlarının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bu anlamda ilgili bakanlıklara çağrıda bulunuyoruz: Bu kadar eylem yapan, bu kadar isyan eden şoförleri görmezden, duymazdan gelmek, bu sorunları çözüme kavuşturduğunuz anlamına gelmiyor. Bakanlarımızı da bu anlamda sorumluluk almaya davet ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son dakikayı veriyorum.
Buyurun.
SERKAN SARI (Balıkesir) - Bir son madde olarak da süt üreticilerimizden bahsetmek istiyorum: Ocakta 22,23 lira olan ve mayıs ayında da 24,30 kuruşa artırılan soğuk süt fiyatları, aradan geçen altı ay sonunda hâlâ bugünkü değerlere göre güncellenmiş değil. Ulusal Süt Konseyi kimin hakkını koruyor, merak ediyorum. Tarım Bakanlığı bu üreticinin hakkına neden sahip çıkmıyor? Bunu da sormak istiyorum.
"Yem fiyatı, mazot fiyatı, üretim fiyatı, veterineri, ilacıydı..." derken banka borcu içinde boğuşan çiftçimize gerekli tedbirler alınmıyor. Şu anda üretim maliyeti 24,50 lira iken teklif edilen rakam 24,30 lira. Çiftçi, daha ürettiği gün 0,20 kuruş zararla başlıyor. Bunun için de dünyada Uluslararası Çiftlik Karşılaştırma Ağı'nın bir verisi vardır: 1,5 kilogram süt/yem paritesinin sağlanması gerekiyor. Almanya'da, Hollanda'da, Fransa'da, birçok ülkede bu sağlanırken, ülkemizde 1,12.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SERKAN SARI (Balıkesir) - Çiftçinin, üreticinin sorununu dikkate almaları gerektiğini vurgulamak istiyorum.