| Konu: | AÇIKLAMALAR |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 12 |
| Tarih: | 03.11.2026 |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Meclisimiz küçük yavrularımızı ağırladı. 2-8 Kasım dolayısıyla lösemili yavrularımız Meclise geldiler ve bize de bu resmi yapmışlar. (YENİ YOL Partisi sıralarından alkışlar) Bugünlerde özellikle löseminin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu, tüm lösemili yavrularımızın sağlıklı, nitelikli hizmete erişmesinin çok önemli olduğunu vurguluyorum ve buradan lösemili yavrularımıza ve ailelerine selamlarımızı saygılarımızı gönderiyoruz. Bugün Turuncu Gün olduğu için de lösemili yavrularımızın armağan ettiği çiçeği yakamızda taşıyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesileyle bir soruşturmadan bahsetmek istiyorum. Adalet Bakanlığı açıkladı, 11 ilde operasyon yapıldı. İlaç yolsuzluğu yapan, kanser ilacı, yolsuzluğu yapan 3'ü kamu görevlisi olmak üzere 24 şüphelinin gözaltına alındığını söyledi. İddia o ki bu kişiler barkodlarını değiştirerek kanser ilaçlarının süresi geçmesine rağmen kullanılmasının önünü açmışlar. Ancak burada aydınlatılması gereken önemli hususlar var. Bir defa bu ilaçlar özellikle İTS yani ilaç takip sistemi tarafından barkodlarıyla takip ediliyor, takip ediliyor olması gerekir. Eğer birileri menfaat sağlamak amacıyla bu zinciri kırabilmişlerse buradaki eksiklik nerededir, boyutları hangi aşamadadır? Bu ilaçlar kullanılmış mıdır, kullanılmışsa bu ilaçların kullanıldığı hastalarımızla ilgili ne yapılmıştır? O hastalar ne durumdadır? Bunların açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu haberi okuyan, duyan kanserli vatandaşlarımız, tedavi alanlar, aileleri tedirgindir, biz de buradan açıkça soruyoruz: Sağlık Bakanlığı bu açığı nasıl vermiştir ve bu açığın kapatılması için ne yapılmaktadır ve bunun sonucunda zarar gören hastalarımız için ne yapılmıştır?
Değerli arkadaşlar, yüzyılın vurgunu yapıldı, altmış güne yaklaştı, "Merak etmeyin, kontrol altında." dediler. İlk başladığında 20 milyar dolarlık bir zarardı; şimdi, 173 hesaplayan kıymetli ekonomistler var, 200 milyar dolara kadar çıktığını söyleyenler var. Öylesine bir rakam ki "yüzyılın afeti" dedikleri depremde 100 milyar dolar bir zararımız vardı -tabii, can kayıpları bir kenara, onlar telafi edilecek bir şey değil veya ölçülebilecek bir şey değil o acı- ama şu anda 200 milyar dolara yaklaşan bir zarardan bahsediyoruz. Hâlâ aslında hiçbir şey yapılmadı; yeni yeni bürokrasiye giriliyor. Öylesine ki daha dün Cumhurbaşkanının ağırladığı, bu fon tasfiyesiyle ilgili görüş aldığı, onlarla bu krizi çözeceğini iddia ettiği kişiler dahi bugün gözaltında veya tutuklanmış durumda. Böylesine ciddiyetsiz, böylesine üstünü örtmeye çalışan ve böylesine "Buradan siyaseten nasıl kurtuluruz acaba?"nın telaşına düşmüş ama tüyü bitmemiş yetimin hakkını aramaktan aciz bir yönetimle karşı karşıyayız.
Şimdi, Adalet Bakanı açıklama yapıyor, devletin içinden bir şekilde içine sızmış kişilerin burada sorumluluk sahibi olduğunu söylüyor. Oysa burada sızıntı falan yok. Burada bir suç örgütü var ve bu suç örgütü bizzat sarayda kurulmuş bir suç örgütü. Bu suç örgütüne üye olanlar en azından şu anda bildiklerimiz için söylüyorum ya Cumhurbaşkanının yakınında siyaset yapmış, bakanlık yapmış, bakan yardımcılığı yapmış, OECD'de önemli görevlere atanmış veya bürokraside SPK Başkanı, İMKB Borsa İstanbul Başkanı gibi görevlerde bulunmuş, yardımcılıkları görevinde bulunmuş kişiler. Dolayısıyla Saray iktidarı Cumhurbaşkanı Erdoğan bu, asrın vurgununun tam ortasındadır, tam göbeğindedir. Söylüyoruz, bakın, bir defa imzasıyla atadığı kişiler; SPK başkanları, başkan vekilleri, şu anda cezaevinde olanlar veya istifa ettirilmiş olanların hepsinin atanmasının altında Cumhurbaşkanının imzası var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
MURAT EMİR (Ankara) - Yine, Borsa İstanbul Genel Müdürü tutuklandı. Onun atanmasının altında da aynı şekilde yine tutuklanan Takasbank Genel Müdürünün atanmasının altında da yine Cumhurbaşkanının imzası var. Soruyoruz burada: Bugüne kadar bu vurgunda siyaseten hesap veren kim var, kim sorumluluk üstlendi? Bir bakanları vardı, tövbe fonuna faizini, anaparasını -nereden kazandığını açıklayamadığı parayı- çıkardıktan sonra kazancını yatırdığı iddia ediliyor, ona hiçbir şey yapılmadı. Hayati Yazıcı'nın oğluna, yine, milletvekilinizin eşine bir saatte, bir günde tedbir konuldu ve saatler içerisinde tedbir kaldırıldı. Bu suç örgütüyse, bu suç örgütü saraydan açık destek aldıysa bunun arkasındaki siyasi güç kimdir, kimlerdir, onları kim saklıyor?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın
MURAT EMİR (Ankara) - Hâlâ o vurgunu vurup o milyar liraları götürenler açısından o sıralı listeyi hâlâ niye saklıyorsunuz, kimi korumaya çalışıyorsunuz? O listedeki milletvekilleri, eski milletvekilleri, bakanlar, bakan yardımcıları, onların çocukları, saraydaki çocuklar, bunları niye saklıyorsunuz? Bir suç örgütü varsa bunların hepsi suç örgütünün üyeleridir ve o suç örgütü ortaya çıkarılmadan, açıklıkla yargılanmadan, tüm suçlular ortaya konulmadan kimse bu vurgunun üstüne gittiğini iddia edemez.
Bakınız, bir tövbe hesabı açtılar. Dileyen dilediği kadarını getirecek, yatıracak ve becerebilirlerse suçsuz kalacak, yargılanmaktan kurtulacak. Toplaya toplaya 18 milyar lira toplayabildiler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum.
BAŞKAN - Son dakikayı veriyorum.
Buyurun.
MURAT EMİR (Ankara) - İlk başta "1 milyona kadar alacağı olanların haklarını ödeyeceğiz ivedilikle." dediler ama dağ fare doğurdu, en fazla alabilen 250 bin lirasını alabildi. Bunların hepsi, 250 bin lirasını alabilenler, sonuçta çocuklarının okul taksitini, ameliyat paralarını, belki kira bedellerini yatırmışlardı ve orada da dağ fare doğurdu.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu krizin içinde olanlar, bu krizi yaratanlar, o milyarlarca liralık balon şişerken düdüğü çalmayanlar, görevini yapmayanlar, görevini ihmal edenler, rüşvet alanlar, onların arkasındaki siyasi destekler ortaya çıkarılmadan bu asrın vurgunu asla aydınlatılamaz. Bugüne kadar bu siyasi iktidar ısrarla ve kararlılıkla o hırsızların arkasında durmuştur, durmaya devam etmektedir ve bu akılla, bu kafayla da hiç kimsenin hakkını alamazlar, hak ettiği kişiye veremezler.
Teşekkür ederim Sayın Başkan. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)